- İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

 

ATEŞTEN GÖMLEK

Başbakan Ecevit, Türkiye' ye son aylarda dayatılan ve yaşatılan sıkıntılı ortam
için bir gazetecinin, acaba bir yerlerde düğmeye basıldı mı sorusuna, " İnsanın
aklına böyle bir ihtimal gelmiyor da değil" sözleriyle cevap verdi.

"Hafıza-i beşer nisyan ile malul" özdeyişiyle; insanoğlunun unutkanlığı dile
getiriliyor. Ancak çok uzun bir zaman dilimini değil, sadece birkaç ay öncesini,
Amerikan Senatosu' nda ve Genel Kurulu' nda oylanan sözde soykırım yasa
tasarısıyla başlatılan dönemi hatırlamak, düğmeye basılıp basılmadığını anlamak
için yeterli olacaktır.

Soğuk savaş sonrası dönemde, bulunduğu coğrafyanın ve ortaya çıkan yeni
Türk Cumhuriyetleri' nin etkisi ile Türkiye' nin önemi daha da artmıştır. Köprü
başı ülke olarak görülen Türkiye ve yeni ülkeler: sahip oldukları yer altı ve yer
üstü zenginlikleri ile doymamış pazar olma özellikleri, küresel sermayenin iştahını
dizginlenemez ölçüde artırmıştır.

Küresel sermayeye ve üretime sahip batılı ülkeler, Türkiye' de yaşanan olumlu
gelişmelerden fevkalade rahatsızlar. Çünkü Türkiye' nin siyasi, sosyal ve
ekonomik alanlarda güçlenmesi neticesinde, yönlendirememe, kontrolü
kaybetme telaşına düşmüşlerdir.

Batılı ülkeler dün PKK terörü bitmez, güney doğuda bir savaş var, siyasi çözüm
gerekir şeklinde dayatırken, terör durma noktasına geldi ve elebaşları, Türkiye'
nin himmetine canını koruma noktasında muhtaç. Ekonomi düzelmez, enflasyon
düşürülemez iddiaları ileri sürülürken enflasyon, siyasi fedakarlık noktasında
alınan kararlarla düşürülmüştür. İstikrarlı bir hükümet ve yönetim anlayışı
oluşturulmuştur.

Batılı ülkeler ve yerli işbirlikçileri bu olumlu tablo ve gelişmelerden rahatsız
olarak, Türkiye' nin Avrupa ailesine dahil olma isteğini de bildiklerinden, AB
üyeliği Katılım Ortaklığı Belgesi' ni ileri sürerek içlerindeki arzularını ve kinlerini
kusmuşlardır. Zannedilmiştir ki Türkiye' nin AB aşkı ve vuslatı kullanılarak,
tarihten beri defalarca ortaya konan, bölme ve parçalama senaryoları yeniden
başarı ile sahnelenebilir. Onlarda biliyorlar ki bu son koz.

Amerika' nın ardından Fransa ve İtalya parlamentoları aynı sözde soykırım
tasarısı ile, kendileriyle Türkiye' yi aynı ırkçı kefeye koyabileceklerini
düşündüler. Bu yolla Ermenistan sömürgesi yolu da açılabilirdi. Eş zamanda
Türkiye' de; 68 kuşağının basın- yayın hayatını ele geçiren, Kemalist sistem ile
Türk milletine ve Devletine düşman Marksist-Leninist-Maoist gazetecileri ile
yine aynı yolun yolcusu siyasal İslamcı basın yayın erbabı, ortamı hazırlamak
için gazete, dergi ve televizyon ile harekete geçtiler. Öyle ki; KOB' de yer alacak
Kürtçe TV' ye, Ordu da, MHP de sesini çıkarmayacağa benziyor, ama Kıbrıs
konusu sıkıntılı olacak yorumları dahi yapılıyordu. Çünkü kendileri yetmemiş gibi
gazete sütunlarını ve televizyon ekranlarını bölücü zihniyete kurban olmuş
sözüm ona profesörler, yazar-çizerler ve emekli büyükelçilerle süslüyorlardı.
Farklı hiçbir sese ve söze tahammülleri yoktu ve bütün kapılar kapatılmıştı. Sürü
psikolojisi uygulanıyordu. Bir süre sonra geçmiş dönemde de olduğu gibi,
demokrasi ve insan hakları gibi büyülü sözcüklerle toplumu hazırladıklarına
inandılar.

Öyle ki Başbakan yardımcısı Mesut Yılmaz' da bölücülüğe yol açacak Kürtçe TV'
ye, doğudaki dil bilmez analar eğitilecek sözleriyle, bölücülüğe ilk defa, eğitim
gibi kutsal bir misyon atfetmiştir. Kullandığı yorum ve üslup ne hazindir ki, PKK'
nın, kanlı bölücü terör örgüt elebaşının ve Avrupa Parlamentosu' nun Türkiye'
yi bölmekle görevli komünist eskisi milletvekilleriyle aynıdır. Başbakan da Kürtçe
TV' ye karşı olmadığını açıklamış, MİT Müsteşarı' nı da kamuoyunu etkilemek
amacıyla kullanmıştır. Yani Türkiye' ye giydirilmek istenen Ateşten Gömlek için,
dahili ve harici bütün bölücü mihraklar harekete geçirilmiştir.

Yanlış hesap Bağdat' tan döndü ve açıklanan KOB' si şartlarına Başbakan
Yardımcısı Devlet Bahçeli' den, Kürtçe TV' ye izin veremeyiz, Kıbrıs' ı
tartışmamız söz konusu bile olamaz , AB üyeliği milli devleti bölme noktasında
önceliğimiz değildir açıklamalarıyla şoke edilmiştir . Akabinde ordudan yapılan
açıklama tokat gibi inmiştir.

Batının değişmez taktiği, başarı için her koldan taarruz. Türkiye Cumhuriyeti' ni
baskı altına alarak taviz koparmak için, ekonomik kuşatma harekatı da
uygulamaya konuldu. Başarılı banka operasyonları sonucu nafakaları kesilen
hortumcular ile siyasi destekçileri ve bürokrasideki işbirlikçileri gizli tavır
almışlardır. Yıllardır hangi yollarla acımasızca sömürüldüğünü gören ve tüm
faturayı ödeyen işçi ve memurların infialleri de, toplumun yumuşak karnı olarak
ortaya çıkmıştır. Kuş uçurtulmayan Avrupa Parlamentosu' nda Dış işleri Bakanı'
na yapılan saldırıdan güç alan bölücü unsurların, cezaevinde ve dışında
yaptıkları eylemler, F tipi cezaevlerinin protestosu bağlamında yeniden ortaya
çıkmıştır. Bazı bölücü basın yayın organlarının, toplumu hiçe sayan bölücü
destekleri tepki çekmiştir. Bütün bunlara hiç de adil olmayan af yasa tasarısı
eklenmiş ve cesaretlendirilen bölücü unsurlar polisi katlederek , eylemini şiddete
dönüştürmüştür. Terör örgütleri, siyasi destekçileri ile malum basın insafsızca
gerdikleri ve katlettirdikleri polisleri nihayet çileden çıkararak eyleme sevk
ettirmiştir. Bu olağandışı şartlarda, sistemin zayıf yönlerini bilen dış sermaye, bir
haftalık bir haddini bildirme,hizaya getirme ve köşeye sıkıştırma operasyonu ile
Türkiye' yi 10 milyar dolarlık bir dış borç altına sokmuştur.

Türkiye Ateşten Gömleği geçmişte giymedi yine giymeyecektir. Bu vatanı
karşılıksız seven evlatları var olduğu müddetçe, ufkun ötesinde layık olduğu
yere, geçte olsa güçte olsa taşıyacaktır.

Birgül HAMEVİOĞLU, 16 Aralık 2000

 

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN