- İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

 

Dil ve Millet

Milleti millet yapan unsurların başında fertlerin ortak bir dile sahip olması yatar.
Dil millet hayatının ilk ve vazgeçilmez temel unsurudur. Milletin tarih içinde
süregelmesi, gelişmesi, yaşayabilmesi dilin varlığını, bütünlüğünü, canlılığını
korumasına bağlıdır. Dil nesilleri birbirine bağlayan, geçmişle bu günü
kaynaştıran, geleceğe yön veren unsurların başında gelir. Bir ucu tarihin
derinliklerinde başlayan diğer ucu ise milleti atiye götüren bir zincirdir.

Her milletin kendine özgü bir dili vardır. Bizim milletimizin dili de Türkçe'dir.
Türkçe sadece Türkiye sınırlarıyla bağlı değildir. Orta Asya'dan Balkanlara,
Musul, Kerkük'ten Kıbrıs'a, İran'dan Kafkasya'ya kadar bütün soydaşlarımızda
aynı dili konuşmaktadır. Bizi Türkiye dışında soydaşlarımızla bağlayan temel
unsurdur Türk Dili. Milleti meydana getiren unsurlar dil, din, ülkü, tarih, kültür
ve kan birliğidir. Milletin kurmuş olduğu devlet yıkılabilir, parçalanabilir o millet
sefalete de düşmüş olabilir fakat o millet dilini koruduğu müddetçe yok olmaz
istiklal peşinde koşar mücadele verir. Yeter ki diline sahip çıksın zira dil fertlerin
milli şuuru, milli hafızası, varoluş gayesidir.

Bütün tarihi kültür birikimimizi bünyesinde toplayan dil kanın bütün vücudu
dolaştığı gibi dil de milletin bütün fertlerini sarar. Dilden kelimelerin çıkartılması,
dile yabancı kelimelerin sokulması, dilin yabancı dillerin boyunduruğu altından
kurtarılmaması toplumun kan kaybına işarettir.

Her dil kendi kültürünü yaratır. Bir dil ne kadar zenginse kültürde o derece zengin
bir muhtevaya sahiptir. Bir milletin medeniyet seviyesi dilindeki ifade zenginliği
ile ölçülür ve büyük fikirler zengin dil ortamında yetişir. Büyük düşünler bu
verimli topraklarda yetişir, canlanır, boy verir.

Bağımsızlık ve istiklaline sahip olmayı bilen Türk milleti diline de gereken önemi
verecek Türk milleti dilini ulaşması gereken düzeye çıkaracaktır. Onu dünya
dilleri arasında yaraşır seviyeye oturtacaktır. Son günlerde maalesef Türk dili
yabancı dillerin boyunduruğu altına sokulmak istenilmektedir.Dilimize pervasızca
sokulan yabancı kelimeler, yabancı dil ve sözcük özentisi yetmiyormuş gibi birde
Türkçe'nin ilim dili olmayacağını savunanlar yok değil içimizde... Türkçe'yi hello,
bye, okey vb. sözcüklerle zevksizleştirmeye ve yozlaştırmaya kimsenin hakkı
yoktur. Bu gün çarşıya pazara çıktığımızda karşılaştığımız manzara maalesef içler
acısı gördüğümüz tabela ve panoların nerdeyse tamamı yabancı isimlerden
oluşmakta sarın aldığımız malların çoğu yabancı etiket ve marka ile satılmaktadır.
Geçenlerde bir TV kanalında Kombassan Holding'in yönetim kurulu başkanının
açıklaması bu gerçeği gözler önüne koymakta bu açıklamaya göre; "bir malı
Türkçe bir isimle piyasaya sürdük hiç rağbet görmedi ismini değiştirdik aynı mal
bütün satış noktalarında tükendi" maalesef bu bir gerçek bilmiyorum bizdeki
yabancı marka hayranlığı sona erecek. Bu tür yabancı isim hayranlığı yeni
sömürgecilikten kurtulmuş ülkelerde rastlanır durumlar olmasına rağmen
Türkçe'yi yabancı dillere bu şekilde tercih edenler ve bu yabancı isimlere
hayranlık duyanların yaptıkları kendi geçmişlerine hakaretten başka bir şey
değildir.

TV, Radyo, Gazete gibi iletişim araçlarında her gün Türkçe'mizin nasıl
katledildiğini görmekteyiz. TV kanalına bir spiker veya sunucu alınacaksa
aranacak vasıf Türkçe'yi iyi kullanması ve konuşması değil boyuna, posuna,
fizikine bakılması oluyor; Radyo ve Gazetelerde de durum keza farklı değil.
Toplumumuzda 7'den 70'e kadar gelişen argo kullanım da Türk diline ayrı bir zarar
vermektedir. Böyle bir ortamda da dilin güzelliklerinden bahsetmek ve güzel
eserler meydana getirmek imkansızlaşmaktadır. Bütün bunlar yapılırken acaba
bunlar bize gelecekte neye mal olacağının farkında mıyız.

Gelişmiş ülkelerde orta öğretim düzeyinde eğitim yapan kurumlarında eğitim
70.000'in üzerinde kelimelerle yapılırken bizim ülkemizde 5,000 kadar kelimeyle
yetinilmesinin bir muhasebesinin yapılması gerekmektedir. Türk dilini
yozlaştırarak, kısırlaştırarak Türk milletini geçmişinden koparma; uydurma ve
yabancı kelimelerle dilimizdeki ahenk ve düzeni bozma çalışmalarının önüne
geçilmelidir.

Kültürümüzün en önemli parçası olan dilimize gereken önemi en kısa zamanda
vermeliyiz. Zira bu bizim var oluşumuzun teminatı olacaktır.
Bu konuda Atsız hocanın sözleri unutulmamalıdır "ordusunu kaybeden millet
tehlikededir, İstiklalini kaybeden bir millet korkunç bir felakete düşmüştür ama
dilini kaybeden bir millet ise artık yok olmuştur"

Bu sözler ışığında dilimize gereken önemi verip dilimizi dünya dilleri arasında hak
ettiği yeri alması için bir an önce gerekli tedbirleri almalıyız. Türkçe'yi bütün
dünya Türklüğüne sunmak için gerekli hazırlıkları bitirip en iyi şekilde sunmalıyız.
Alman asıllı Rus Türkoloğu Wilhelm'in belirttiği gibi bunca dünya dilleri
arasında Türkçe kadar geniş bir alana yayılmış başka bir dil yoktur.

İbrahim Kayademir, 18 Ağustos 2000

 

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN