|
Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler
Son yıllarda dünyada yaşanan sürecin tersine Türkiye'de sosyal,
siyasi ve
ekonomik hayat üzerinde emperyalist güçlerin baskı ve tesirinin
giderek
yoğunlaştığı göze çarpmaktadır.
Türk-İslam dünyasının içinde bulunduğu durum her bakımdan gittikçe
vahimleşmekte özelliklede son dönemlerde üzerimizdeki baskı ve oyunlar
giderek
kendisini göstermeye başlamış emperyalist devletler emellerine kısmen
de olsa
ulaşmışlardır.
Bosna'da soykırıma uğrayan Boşnak mazlumların, Afganistan'da yıllardır
süren
iç savaşta kanları oluk olan Müslümanların, Karabağ'da yerinden
yurdundan
edilen Azerilerin, Çeçenistan'da destan yazan mücahitlerin Balkan
ve
Kafkaslar'da etnik imha ve zulme uğrayan Müslüman Türk'ün, Musul
ve
Kerkük'te Saddam canisinden inleyen gözü yaşlı Türkmenimin, Doğu
Türkistan'da Çin mezalimi altında olan Uygur gardaşımın Allah'tan
başka yardım
beklediği ve ümit bağladığı tek ülke Türkiye'dir.
Türkiye ve Türklüğe düşmanlık hakka, mazluma, insanlığa savaş
açmak ve
zulme, katliamlara, soykırıma, emperyalizme uşaklık etmek demektir.
İç ve dış
düşmanlar Türk milletini bir takım gruplara ayırarak bölüp parçalamak
ve
parçalara ayırdıktan sonra da bu küçük parçaları ortadan kaldırmak
istemektedir.
Türk milliyetçileri olarak devlet ve milletimiz üzerinde oynanan
her türlü oyunu
milli birliğimizi sağlamlaştırarak, pekiştirerek, gençliğimizin
kalbine iman aşkını ve
Allah sevgisini nakşederek bozacağız. Milli birlik bir milletin
fertlerini aynı ülküler
etrafında toplamaktır. Mutlulukta beraber gülüp, acıda ve kederde
beraber
ağlamaktır. Bu topraklarda Türk bayrağını ebediyen dalgalandırmak,
ezan sesini
dindirmemek, Müslüman Türk'ün acısını hissetmek, Türk devletini
muasır
medeniyetler seviyesine çıkarmak ortak ülkümüz olmalıdır. Hürriyet
ve
istiklalimizin kıymetini bilemez isek emperyalizmin oyunlarına kolayca
düşebiliriz,
kendi içimizde bir takım ayrımlara düşersek düşmanlarımızın ekmeğine
yağ
sürmüş oluruz. Aynı kökten gelen insanları dil, din, millet, sınıf
gibi ayrımlara
itersek bu Türk milleti adına ihanetin en büyüğü olacaktır.
Türkiye'mizde dahi sözde Türk ve Müslüman olan bir çok insan doğudaki
kardeşlerimiz için onlara özerklik verelim, ayrı dili konuşuyorlar,
onlar ayrı
millettir gibi sözleri söyleme noktasına gelmiştir. Bunlara son
zamanlarda bir
takım siyasi oluşumlarda eklenmiştir. Bütün bunlar cehalet değilse
ihanet değil
de nedir? Ülkemizde bulunan ve bu vatanda yaşayan herkes kanun önünde
Türk'tür. İçimizde yabancı uyruklu ve kökenli olanlar etnik yönden
farklı olsalar
da dilimiz,dinimizi,kültürümüzü,devletimizi benimsedikleri için
onları da anayasal
çerçevede Türk kabul etmişizdir. Türk milletini bölmek isteyen ister
aşırı sol, ister
siyasi,isterse ayrılıkçı terör olsun ülkücü gençlik olarak her türlü
bölücülük ve
bozgunculuğun karşısında olacağız.son günlerde kamu oyunu fazlasıyla
meşgul
eden konulardan biriside bölücü kesim ve onların yerli maşalarının
milli birliğimizi
dinamitleme adına ortaya attıkları sözde İslami terördür(!) Anarşistlere
bırakın
İslamı insan denmez, buna ne adına ve ne maksatla olursa olsun hoş
görüyle
bakmak mümkün değildir. Bir milleti ayakta tutan bağlar din ve iman
bağlarıdır.
Vatan ve millet sevgisi ise bu rengarenk dallarda çiçeklenir...
Günümüz Türkiye'si bir çok sinsi, planlı, sistemli ve dış destekli
bir çok
tehlikelerle karşı karşıyadır. Yunanistan'dan Suriye'ye, İran'dan
Ermenistan'a
bütün komşularımız, Rusya ve ABD ve hatta bir çok Müslüman ülke
Türkiye'nin
gelişip büyümesinde bölgede bir güç unsuru olmasında korkup uykuları
kaçmaktadır.
Bu yüzden Türkiye'ye karşı bölücü mihrakları desteklemekten geri
kalmamaktadırlar. Yurdumuzun doğusunu kurmaya çalıştıkları Büyük
Ermenistan'a ve batısını "Megalo İdea" gereği Yunan'a
mal etmek için uğraşan
mihrakların baş aktörlerinde bu sözde müttefikimiz olan devletlerdir.
Bu güçler
Türk-İslam dünyasına karşı sinsi faaliyetlerini sürdürürken bir
yandan da
Türkiye'yi içten vurma adına ayrılıkçı terör ide (PKK) desteklemekten
geri
kalmamaktadırlar.
Ne yazık ki Türkiye'yi hedef seçen bu şer ittifakına çok önemli
bir destek
Türkiye'nin içinden gelmektedir. Sözde aydın geçinen çevrelerin
önemli bir kısmı
PKK'nın Türkiye'ye karşı yürüttüğü savaşı haklılaştırma gayret ve
çabası
içindedirler. Ulusu bölme, devleti yıkma, ülkeyi parçalama amaçlı
özgürlük elde
etmeye yönelik eylemli girişimleri Türk halkı iyi bilmekte ve izlemektedir.
"Ulusal
ve evrensel demokratikleşme", "açılım", "insan
hak ve hürriyetleri", "siyasi
çözüm"vb. kavramlardan bu amaçlı yararlanmakta ve bu tür eylem
ve girişimleri
bu kavramlara dayandırmaktadırlar.
Eski bir Uygur masalı şöyledir:
Ormanın sahibi ve hakimi olan ağaca diğer ağaçlar şikayete gelir
ve derler ki:
"Balta" isminde bir şey her gün ormana geliyor her gün
üç-beş arkadaşımızı
kesip gidiyor böyle giderse ormanda hiç ağaç kalmayacak derler;
Ormanın kralı
olan ağaç düşünür "Balta" denilen şeyin bunu tek başına
yapamayacağını
mutlaka içlerinden birinin birinin bu balta denilen şeye yardım
ettiğini söyler ve
derki: "Çabuk gidin bakın buna yardım eden içimizdeki hain
kim?" Giderler
bakarlar ki Kralın dediği doğru bunu tek başına yapmıyor ve döner
gelirler Kral
ağaca derler ki: "Evet Kralım bunu tek başına yapmıyor, zaten
yapamazda velakin
sapı bizden olmasa...
Yukardaki masaldan da anlaşıldığı gibi ülkemizde oynanan oyunların
baş
aktörleri de yerli oyunculardan seçilmektedir. "Demokrasi",
"demokratik açılım",
"insan hak ve özgürlükleri", "çoğulculuk", "siyasi
çözüm" vb. türünden pek
çekici ve etkileyici olan altında bölücülük yatan kavramlar ve ilkeler
içimizdeki
hainler (yukarda ki masala göre saplar) tarafından sloganlaştırılıp
baz ve paravan
yapılarak kirli emellerine ulaşma gayreti pek uzun süreden beri
sürdürülmektedir.
Sağlanmak istenen söz konusu bölücü, yıkıcı, etnik ayrılıkçı eylemler
bu
paravanla örtülmek istenmekte, rengi ve amacı belli iç ve dış odaklarca
da fikir ve
amaç birliğiyle milletimize dayatılıp kabul ettirilmek istenilmektedir.
Devletin ve
milletin nasıl bölüneceğinin, yıkılacağının plan ve hesapları yine
bu güçlü
paravanın ardından yapılıp medyadan kamuoyuna "düşünceyi açıklama
ve
yayma özgürlüğü" olarak sunulmaktadır.
Birlik ve beraberliğini koruyamayan milletlerin tarihe karıştığı
açık bir gerçektir.
Bu gün milli birliğimizi baltalama, iç birliğimizi bozma çabaları
gösterilmektedir.
Bölgecilik, ırkçılık, mezhepçilik, azınlık ve komünizm milli birliğimizi
engelleyen en
tehlikeli hareketlerdir. Türkiye'de yaşayan herkesin Türk olarak
kabul edildiği
halde dil, lehçe, kültür, soy gibi sözde ayrılıklar bahane edilerek
ayrılık tohumları
ekilmeye ve sinsi bir azınlık ırkçılığı yapılmaya devam edilmektedir.
Türk
milliyetçileri birliği bozucu her türlü hareketin karşısında olduğu
gibi her türlü
bölücülüğünde düşmanıdır.
Türk milliyetçilerinin vazgeçilmez sevdası Türkiye'dir. Türkiye'ye
zarar
verebilecek her adım bizim varlığımızın sebebini ortadan kaldıracak
olumsuz bir
gelişme niteliği taşır. Dün olduğu gibi bu günde, yarında Türkiye
Sevdasını
vazgeçilmez kılan bir anlayışın temsilcileri olarak bu yolda ilerlemeye
devam
edeceğiz... .
İbrahim Kayademir ,
11 Ağustos 2000
Yozgat - Türkiye
|