|
ERCİYES ZAFER KURULTAYI VE YÜREĞİMDEN KOPUP GELENLER
Erciyes Zafer Kurultayı' nın ilki yapıldığında, TEKİR YAYLASI'
nda onbine yakın
ülkücü vardı.. ve taşlardan yığma olarak yapılmış bir platform..
Rahmetli BAŞBUĞ kurultay alanına geldiğinde gökgürültüsünü andıran
korkunç bir tezahurat olur ve bütün ülkücüler tek yürek, tek yumruk
BAŞBUĞ NEREDE BİZ ORADAYIZ sloganıyla yeri ğöğü inletirdi. BAŞBUĞUMUZ
ise her zaman ki
vakur ve fakat otoriter sesiyle "SİZ NEREDEYSENİZ BAŞBUĞUNUZ
ORADA.. SİZ
SEHPALARDASINIZ, BAŞBUĞUNUZ SEHPALARDA.. SİZ ZİNDANDASINIZ,
BAŞBUĞUNUZ ZİNDANDA" diyerek mukabelede bulunur ve binlerce
ülkücüyü gözyaşlarına boğardı..
Rahmetli Başbuğumuzun ebediyete irtihaline kadar olan KURULTAY'
ların tamamına katıldım.. ve benim için her biri ayrı güzellik ve
ölene kadar unutamayacağım hatıralar olarak zihnimde yerini aldı..
-------------
Sanırım ikinci Kurultay' dı... oldukça kalabalık ve dinamik bir
topluluk, TEKİR
YAYLASINI günün ilk ışıklarında doldurmuştu. Marşlar ve sloganlar
dalga dalga
semaya yayılıyordu.. Sabırsızlıkla BAŞBUĞUMUZU bekliyor bir yandan
da
marşlarla coşuyorduk.. Öğleye doğru SON BAŞBUĞ Kurultay alanına
girdi..
Herkes kendinden geçmiş, vecd ile BAŞBUĞ NEREDE BİZ ORADAYIZ,
BAŞBUĞUM EMRİNDEYİZ sloganları atıyordu..
Bu büyük sevgi gösterisi içinde yine taşlardan yığma olarak yapılmış
platforma
çıkan TÜRKÜN SON BAŞBUĞU herkesten çökmesini istedi. 40 bin ülkücü
mutlak bir itaat göstererek bir anda çöktü.. Ayakta tek bir insan
kalmamıştı..
Ve sonra BAŞBUĞUMUZ gazetecilerden de çökmesini istedi.. Onlarda
çöktüler..
Yalnız bir tanesi hala ayakta idi..
BAŞBUĞUMUZ o gazeteciyi bir kez daha ikaz etti.. Lakin adam anlamamakta
diretiyordu..
Ve BAŞBUĞUMUZ büyük bir öfke ile elindeki mikrofonu, gazetecinin
kafasına
fırlatarak kükredi..
"- Evladım biz ingilizcemi konuşuyoruz, Türkçe anlamıyor
musun?"
-------------
Kaçıncı Kurultay olduğunu tam olarak hatırlamıyorum ama PKK' nin
azgın
olduğu günlerde idi.. ve kurultay öncesinde PKK' nin TEKİR YAYLASINI
VE
KURULTAYI basacağı türünden haberler basına yansımıştı..
Zaten her yıl katılımı düşürmek için bu ve benzeri maksatlı haberler
yapılır dahası
diğer siyasi partilerde aynı düşünce ile aynı gün çeşitli toplantılar
düzenlerler..
Mesela RP bizim kurultay tarihlerinde "hicret günü"
düzenleyerek defalarca
kurultayı sabote etmeye çalışmış ama umduğunu bulamamıştır...
Malumunuz her Türk'ün değişmez tutkusu silah.. ee serde ülkücülükte
olunca;
savaşa gider gibi kuşanıp gittik Erciyes'e.. Ve Kurultay' ın başlamasından
bitişine
kadar gökgürültüsü gibi silah sesleri hiç susmadı.. Bu konuda çok
hassas olan
BAŞBUĞUMUZ bile o gün bir müddet için müsamaha gösterdi.. Lakin
iş
çığrından iyice çıkmıştı.. O yüzden kürsüye gelen BAŞBUĞUMUZ öfkeyle:
"-Bundan sonra kimse silah kullanmayacak, kullanan provakatördür,
uyanık
olun" diye kitleyi ikaz ediyordu ki, tek bir el silah sesi
duyuldu.. Belli ki bir
gönüldaşımız, kendine engel olamamıştı.. Bunun üzerine BAŞBUĞ kükredi
"kim o
eşşek, koy o mantar tabancasını yerine"..
Aradan yıllar geçti bir konser sonrası Aşık Sefai Hocam' a kuliste
bir arkadaş: "
'-Hocam, hani kurultayda birisi herkes sustuğunda silahla ateş etti
ya... Başbuğ'
da kızdı, "kim o eşşek" dedi.. '-işte o eşşek bendim"
derken gözleri parıldıyordu...
BAŞBUĞUMUZUN kendine kızmış olmasını bile gurur kaynağı yapıyordu
Ülküdaşımız.. Çünkü O BAŞBUĞ' du...
-------------
Yine kaçıncı Kurultay olduğunu tam olarak hatırlamıyorum..
Binbir meşakkatle geldiğimiz , bir hafta boyunca geceli gündüzlü
çalışarak
hazırladığımız üç metrelik BOZKURT pankartı elimizde ve yine kendi
gayretlerimizle hazırladığımız saç bantları ve tek tip tişörtlerimizle
Kurultay
alanında yerimizi aldık..
Sloganlar ve marşlarla iyice havaya girmiştik ki, aniden bastıran
yağmurla
irkildik.. TEKİR YAYLASI' nda tek bir ağaç bile yok.. ne de sığınacak
bir yer.. ama
ne gam.. Tek bir ülkücü bile bunun için çaba sarfetmedi zaten..
Pankartları
üzerimize gerip haykırmaya başladık..
RAHMET BEREKET, MİLLİYETÇİ HAREKET... BAŞBUĞ gelene dek bir saniye
bile susmadık.. ve Kurban olduğum Allahım BAŞBUĞ' un gelmesi ile
birlikte
TEKİR YAYLASI' nın üzerindeki kara bulutlar dağıldı ve güneş parıldadı..
BAŞBUĞUM konuşmasını bitirene kadar da tek bir damla yağmur düşmedi..
ve
BAŞBUĞUMUZUN otağ çadırında yerini alması ile birlikte yeniden bastırdı...
Ve
sicim sicim yağmura, yüzbinlerce ülkücünün sicim sicim akıttığı
gözyaşları karıştı,
sel oldu..
-------------
Ve Azerbaycan' ın kızıl tanklar altında ezildiği, KARABAĞ' da
Ermenilerle göğüs
göğüse çarpışmaların yapıldığı o yıl.. Sürgün' den yeni dönen OZAN
ARİF' te o
sene TEKİR YAYLASI' nda yerini almış, ÜLKÜDAŞLARI ile hasbihal etmeye
gelmişti... Beşyüzbin Ülkücü pür dikkat Ozan Arif' i dinliyordu..
OZAN ARİF;
"-DEMEDİ DEME DÜNYA BANA CİHAD HAK ARTIK / YA KARABAĞ YA
ÖLÜM BAŞKA YOLU YOK ARTIK" derken,
o muhteşem kitle ALLAHU EKBER nidalarıyla ERCİYES TEKİR YAYLASINI
inletirken, gözyaşları sel olup akıyordu... ve yine ozanımız ;
"-ÜLKÜCÜ DAVASINI YAŞAMALI BİLMELİ / GELİRSE İKTİDARA ALLAH
İÇİN GELMELİ" derken, aynı bozkurtlar tefekküre dalıp gidiyorlardı...
-------------
BAŞBUĞUMUZUN ebediyete irtihalinden sonra hiç bir KURULTAYA
gitmedim.. gidemedim.. içimden gelmedi.. ve şimdi yıl 2001.. MHP
BAŞBUĞUMUZUN EBEDİYETE irtihalinden sonra oluşan uhrevi hava ile
yelkenlerini doldurup iktidarın büyük ortağı oldu.. Lakin muktedir
olamadı...
ZAFER KURULTAYI ÜLKÜCÜLER MECLİSE işaretiyle yol aldı ve
ÜLKÜCÜLER görevlerini yerine getirip, gönüldaşlarını MECLİSE
GÖNDERDİLER... Taban tavana verdiği sözü tuttu lakin, tavan tabanın
beklentilerini yerine getirmekten çok uzak..
O yüzden bu yıl ki; KURULTAYA' da gitmeyeceğim... Öyle ya KURULTAYIN
ADI ZAFER.. Peki neyin zaferini kutlayacağız?
APO denen köpeği imralı beşyıldızlı tatil köyünde misafir etmenin
zaferini mi?
Şehit Analarının aleyhimize açtığı davanın zaferini mi?
Sahip çıkamadığımız ülkücü bürokratların zaferini mi?
Partiden attığımız ülkücülerin zaferini mi?
Halen başörtüsü taktığı için okuluna giremeyenlerin zaferini mi?
Apo'nun günlük gazetelerde ülkemizi tehdit etme cüretini göstermesinin
zaferini
mi?
O gün kurultayda OZAN ARİF; "HAYIRSIZ İKTİDARLAR DEVRİ BİTSİN/BİZ
BÖYLE OLACAKSAK, ALLAH BİZİ KAHRETSİN!" diyordu..
Bizde bu haykırışa yine OZAN ARİF' in bir duası ile eşlik edip
son noktayı
koyalım...
Haklı isek yeşert bizi bağ gibi / Haksız isek erit bizi yağ gibi
Küfrün ve imansızın karşısında dağ gibi / Durmayı da nasip eyle
Ya Rabbi!...
Selam, dua ve aminlerimle...
K.Y. / 2 Ağustos 2001, Ötüken
|