İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

 

FARKLIYIZ DİYENLERİN FARKI

Yaz sıcağında rutubetin % 90' lara vardığı İstanbul' da geceler geçmek bilmiyor.. Ne uyuyabiliyorsunuz, ne de evden dışarı çıkabiliyorsunuz..
Çünkü boğucu bir hava teslim alıyor tüm benliğinizi..

Bu durumda benim için yapılabilecek en iyi şey ya kitaplarımla ya da bağlamamla
hasbihal etmek.. ve bunlardan arta kalan zamanda da memleket gündemini besleme basının
gözünden görebilmek gayesiyle televizyonda yaptığım mini haber gezintisi..

Dün gece geç saatlerde bu niyetle yandaşlarının "izlemek farz" diye övündükleri Samanyolu TV' ye de bir bakayım dedim.. Bakmaz olaydım.. Yüzü bize aşina gelen ve çocukların kahramanı "gazman"ın, rakibi "sibop" ve iki yeni yetme ekranda arz-ı endam ediyorlardı..
Programın her yerinden laubalilik akıyordu...

Belli ki program diğer televizyonlardaki örnekleri baz alınarak yapılmış ve fakat
seviyesizliği ile onları çok çok geride bırakmıştı..

Programa canlı yayınla katılan bir bayan "şuh" sesiyle sunucuya "seni yanaklarından ve ağzından öpüyorum, sana kurban olayım" derken, sunucu aynı yılışıklıkla seyircilerden birinin kucağına oturup "ben sana kurban olayım, keşke evlenme teklif etseydim" diyordu..

Programa misafir olarak katılan üvertürler ise bayan seyircilerin arasından kendilerine sevgili seçiyorlar ve bunu da açıkça söylemekten çekinmiyorlardı...

STV' de ki değişimler bundan ibaret değil elbette.. Reklamlarını bir izleyin ne demek istediğimi çok daha iyi anlarsınız... Yıllar önce Genelkurmay tarafından yeşil sermaye diye ilan edilip ihale yasağı konan firmalardan bir tanesi, irticacı (!) olmadığını ispat etmek amacıyla çıplak bir bayana reklamını yaptırmıştı.. (Duru Sabunları. Sözkonusu reklam hala yayınlanmaktadır.)

Anlaşılan STV' de aynı gayret içerisine girmiş ve bu nokta da hayli mesafe katetmiş.. STV' nin ve farklı gazete SAMAN' ın bu ve benzeri ikiyüzlülüklerini daha önce de gördüğümden fazlaca şaşırmadım.

MİT' in maaşlı elemanı olarak çalışan ve "TÜRKÜM" demekten imtina eden bir gazeticiyi de bünyesinde barındıran SAMAN, rahmetli BAŞBUĞUMUZUN 500. Yıl Vakfını ziyaretini "ihanet" ve "küfre yardakçılık" olarak verirken, FETHULLAH HOCA' nın FENER PATRİĞİ ile elele fotoğraflarını HOŞGÖRÜ başlığıyla duyurmuştu okuyucularına..

Yani hanım yaparsa kaza, hizmetçi yaparsa ceza mantığı...

Ortada ki bunca tezata rağmen hala bu gazetenin FARKINI FARKEDEMEYEN
ülküdaşlarımın var olduğunu görmek beni fazlasıyla üzüyor..

Zaman ilk çıktığı zaman üniversite de öğrenci idim.. ve ülküdaşlarımızın çoğu bu
gazetenin dağıtım işini üstlenmişti.. SAMAN GAZETESİ bugünlere gelebildiyse
ve bir zamanlar tirajını bir milyonlara kadar çıkarabildiyse bunun yegane sebebi
ülküdaşlarımızdır..

Ancak; bu gerçeği göz ardı eden SAMAN yöneticileri buldukları her fırsatta
MHP ve ÜLKÜCÜ KURULUŞLARA çamur atmaktan geri kalmazlar.. Ve tüm
bunlar gün gibi ortada iken hala ve hala bu gazeteye para akıtıp evine götüren
ÜLKÜDAŞLARIMIZ var.. Acaba bu gaflet uykusundan ne zaman uyanacağız..

İHLAS ve TÜRKİYE gazetesi yıllarca sömürdü sömürdü bitiremedi.. Gazetelerinin
İstanbul baskısında tavşan kızlı milli piyango reklamı yayınlarken, aynı günün
taşra baskısında milli piyango milli kumardır diye haberler yayınlayarak duygu
sömürüsü yapı onlarca saf gönüldaşımızı kandırdı.. Yıllarca sırtlarından ekmek
yedi, ancak şimdi "ülkücü" diye mimlediği çalışanlarını kapının önüne koymaktan
çekinmiyor.

Emin olun; yarın birgün SAMAN gazetesinin yapacağı da bunlardan farklı
olmayacaktır..

Dileriz yazdıklarımız iyi anlaşıla.. vesselam...

K.Y., 2 Ağustos 2001, Ötüken


TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI