|
Gücüme gidiyor böyle yaşamak !
Toplantılarını Perşembe günleri yapmakta olan Meclis Dışişleri
Komisyonu'nun, Amerikan Büyükelçisi'nden görüşme talebi gelmesi
üzerine Salı günü apar-topar içtima olması kanıma dokunuyor benim!
"Terörist ülke" ilan ettikleri İran Cumhurbaşkını ile
bizzat Bush görüşürken, bizim Cumhurbaşkanımızın, Amerikan Başkanının
yardımcısına muhatap olması da kanıma
dokunuyor.
Sizin de kanınıza dokunmuyorsa, kafanızda ne devlet fikri şekillenmiş
demektir, ne millet, ne istiklâl.
Eğer Sayın Necdet Sezer, Bush'un yardımcısı kendisini aradığında,
telefonu köşkün bahçıvanına uzatsaydı veya şu Sebgetullah Seydaoğlu'nun
cep numarasının verilmesini
emretseydi oturduğu makamı doldurduğunu söyleyebilirdik!
Ölürdük de uğrunda.
Fakat ne yazık ki, ABD Büyükelçisi Pearson'un huzurunda içtima
olan Dışişleri Komisyon üyeleri ve daha niceleri, oturdukları sandalyenin
yüksekliğini boylarına ilave etmekle
meşgul birer kasıntı oldukları için düştükleri hâcaletin farkına
bile varamadılar!
Her ne hâl ise...
Adam diyorki:
-Size teminat veriyoruz, Amerika Irak'a saldırmayacak.
Başkanları ve Başkan Yardımcıları dururken, Amerikan Büyükelçileri
ne zamandan beri teminat verir oldular bilmiyorum.
Büyükelçilerin verdiği teminata (!) bizim Başbakanlığın önünü
süpüren çöpçü inanır mı onu da bilmiyorum.
Ama şunu iddia edebilirim ki, bunlar verilen sözde durmayı bir
namus ve haysiyet meselesi olarak telakki etmezler!
Baksanıza Dışişleri Bakanı Colin Powel'in "Biz ılımlı Taliban'la
anlaşabiliriz" yolundaki sözlerini, Savunma Bakanı Donald Rumsfeld
nasıl yalayıverdi, diyor ki:
- Colin Powel Pakistan'da bulunduğu için öyle konuştu, biz Taliban'ın
ılımlısına da karşıyız!
Öyleyse aynı bakanın veya bir başkasının yarın çıkıp "Pearson
Ankara'da bulunduğu için Irak'a saldırılmayacağına dair teminat
verdi" demeyeceğini kim garanti edebilir?
Hem efendim biz niçin Ecevit'in ve Yılmaz'ın yaptığı gibi Amerika'nın
Irak'a saldırmayacağını umut edip duruyoruz da yumruğumuzu masaya
vurup;
"Saldıramazsın! Saldırırsan bu ittifakı bitiririm!"
diyemiyoruz?
Ben hergün general üniformamı giyip evden çıkar çıkmaz ağır bombardıman
uçağına atlar, mehterin en coşkun marşını mırıldanarak Moskova'yı
falan dümdüz ettikten sonra gazeteye gelirdim.
Şimdi rahmetli Ziya Taşkent'in muhayyer şarkısı dilimden düşmüyor
:
'...Gücüme gidiyor böyle yaşamak....'
Necdet Sevinç, 21 Ekim 2001, B.Kurultay -Sayı: 201
|