|
NE ZAMAN BİTECEK YARABBİ
Yarabbi,
Şu mübarek kandiller aşkına,
Şu Ramazanlar hürmetine,
Bitir artık benim bu çilemi yarabbi...
Yarabbi,
kulun Kemallettin'i,
"beşer elbette şaşar",
"bütün insanlar nisyan ile maluldür" kavlince;
bu, şaşırmıs ve unutulmuş garip kulunu
aff-ı mağfiret et yarabbi...
Yarabbi,
bu hakir kuluna acıma,
Geride bıraktığı
eşine ve çocuklarına acı yarabbi...
Yarabbi,
Kış geldi, havalar soğudu,
Odunsuz sobamı,
katıksız somunumu
Paltosuz çocuklarımı gözet yarabbi...
Yarabbi,
Bir hicran ile kabre verdiğim babamı
Rahmetine garket
Dört boğazı doyuran
Ondan kalan emekli maaşını
Bizden esirgeme yarabbi...
Yarabbi,
Dün beraber olduğum
Bugün hayaline durduğum
Arasam bulamadığım
Bulsam tanıyamadığım
Arkadaşlarımın dostluğundan
Beni ve ailemi emin eyle yarabbi...
Yarabbi,
Uğruna ömrümü adadığım,
Varım yoğumla çabaladığım
Karakolların nezarethanelerinde sabahladığım
Emniyet müdürlüklerinin işkencehanelerinde inlediğim
Hapishanelerin hücrelerinde türkülerini söylediğim
Benim yolum, senin davanı
Bu vefasızlar güruhundan halas eyle yarabbi...
Yarabbi,
Dört kitap aşkına,
Kabe-i mükerreme aşkına,
Tüm resuller, nebiler aşkına
Evliyalar, zahitler, sadat aşkına
Okunmayan mektuplarımı
Gelmeyen ziyaretçilerimi
Almaya para bulamadığım sigaramı
Ve kaynamayan çayımı
Hayırlı günlerde nasib eyle yarabbi...
Yarabbi,
Kucağımda ruhunu teslim eden şehitlerimizin
Kabirlerinde bir fatiha bekleyen şehitlerimizin
Benden beter haldeki aileleri ve çocuklarını
Benden önce koru yarabbi...
Yarabbi,
37 yıl önce yola koyulan
Türkiye'min kaderine talip olan
Beni ve benim gibileri bulan
Bugün meclislerde namı duyulan
Varlığını bizlere boçlu olan partimi
Eyyamcılardan, fırsatçılardan,
bencillerden uzak eyle yarabbi...
KEMALETTIN KOCA
(Nevşehir Cezaevi'nde yatıyor...)
KEMALETTİN KOCA... DİĞER ADI ÜLKÜCÜ
( BİR ÜLKÜCÜNÜN HAZİN HİKAYESİ )
Adana'nın Karaisalı ilçesine bağlı
bir köydendi.
Babası, Adana'ya göçmüstü ki, çocukları okusun diye...
Kemalettin okumasına okuyacaktı ama bırakmadılar ki...
Ticaret Lisesine kadar gelmişti,
siyaset denilen canavar önünü kesmeseydi
az bir gayretle orayı da bitirecekti.
Heyhat..!
Daha baştan,
Karaisalı'lı olması sağcı olduğunu apaçık belli ediyordu.
Babasının dört duvar gecekondusunun bulunduğu mahalle ise
hepten faşist (!) olduğunu ilan ediyordu.
Bu durumda okuluna devam etmesine müsaade etmedi komünistler,
okutmadılar onu...
Kemalettin de bir mümkünatını bulamadı...
Bir yıl avare gezdi, köyle şehir arasında.
Arada bir mahalledeki kahvehaneye uğrardı.
Eş dost arkadaşla görüşmek için...
Arkadaşları da, bazen davet ederlerdi Kemalettin'i gezmeye tozmaya..
Aslında karışmazdı öyle herkese, kendi dünyasında yaşardı.
Babası çok üzülüyordu bu durumuna
ama o da biliyordu ki, çare yok.
Baktı, düşündü oğlunun istikbalini göremedi bu şartlarda...
Dedi ki, "bu oğlanın başını bağlayalım, ardından askere yollayalım,
gelince de Allah kerim".
Hemen, hazırlıklar görüldü.
Güzel bir kız aranıp bulundu köylerinde.
Fazla uzatmadan, söz kestiler, yüzükleri taktılar...
Allah'ın huzurunda yemin kavil verdi çocuklar: biribirlerinin olacaklarına
dair...
Kemalettin de bir an önce askere gitmek için koşturmaya başladı
böylece...
Derken, o 12 Eylül var ya, o 12 Eylül...
o takvimlerden silinesi gün gelip çattığında,
Ülkücülerin hazan rüzgarına kapılmış kuru-sarı yapraklar gibi
savrulduklarında, Kemalettin'de kaderine yazılanları birer birer
yaşamaya başladı işte öylece...
Askere gideceğim diye sözlüsü ile helalleşen Kemalettin'i
Polisler, önce karakola aldılar.
Ardından Emniyet Müdürlüğü'nün işkencehanelerine...
Dayak gusulü nedir bilir misiniz dayak gusulü..?
teninde
iğne ucu kadar bile beyaz bir nokta kalmayacak şekilde
dayak yemenin bir usulü
Kemalettin'e kaç kere dayak gusulü aldırdılar Allah bilir
Ama, savcılığa getirdiklerinde
günah defterini de eline tutuşturmuştu üniformalı zebaniler...
Sanki, zemzemle yunmuş, yıkanmış gibi
tertemiz
ap ak etmişlerdi garibimi...
Yıllar yılları kovaladı
Mahkemeler mahkemeleri...
MHP Davası'nın sanıklarından biriydi
Cezaevlerini de bir boy dolandı Kemallettin:
Hele, Mamak'da denilen Gayya Kuyusuna bir daldırdılar ki,
'Üstümüzden ırak olsun'
8 senede ancak çıkabildi.
Sonunda, Adana'da girdiği cezaevinden
11 sene sonra yine böyle bir Ramazan ayında
Bursa'dan çıktı Kemalettin...
Bir bayram havası esti cümle gönüllerde
Bir telaş başladı hanelerde
Çalsın davul ötsün zurna...
Kemalettin'e
Askerlik şubesinden izin alınıp
11 yıldır bekleyen yavuklusu ile düğün yapıldı.
Hemen ardından,
"Tez giden tez döner, sayılı günler tez biter"
diyerek askere saldılar Kemalettin'i
Ama, gidiş o gidiş oldu
Kemalettin, bir daha evine dönemedi yıllarca...
Çünkü, peşi sıra tutuklaması gelmişti
Daha bir kaç aylık askerken
Derdest edip tekrar tıkmışlardı deliğe...
Üç buçuk yıl daha yattı Kemalettin,
Gık demedi, diyemedi.
Kimseye de bildiremedi halini.
Birgün gardiyanlar dediler ki:
"Kardeşim gözün aydın olsun"
İşte, o zaman bildi,
ne olduğunu bile bilmediği
Tutuklama gerekçesinin
gereğini yerine getirdiğini,
serbest bırakıldığını...
Ama sevinemedi Kemalettin,
Çünkü, kapıda askerler bekliyorlardı;
tamamlayamadığı 18 ayı tamamlatmak için.
"Şükür" çekti içinden...
Kendi hapisteyken
Bir oğlu doğmuştu Kemalettin'in
Göremediği çocuğunun adını
mektupla
İlker koymuştu.
Zaten <er> kafiyesi ile bir çok evladı olsun diye hayal kurardı
bismillah, İLKER gelmişti işte...
Ham iken,
Peygamber ocağı'nda
pişirdiler Kemalettin' i
Ve... günü geldi
Herkes gibi,
Eline bir terhis tezkeresi verip
Yolladılar evine...
Hiç bir şey olmamış gibi
Yeniden başladı hayatın bir ucundan
Gözyaşlarını içine akıtarak
Gönlündeki hicranı saklıyarak
Belli etmedi kimseye Kemalettin
Mahkum kadrosundan iş aradı.
Buldu.
Çalışmaya başladı,
Bu defa Adana'yı deprem vurdu
Baba ocağı'nın duvarları şöyle bir esnedi
Dam yarıldı, sıvalar döküldü.
Hepten yıkılmadığına şükretti Kemalettin.
Hiç durmadan çalıştı didindi,
Toparlanması lazımdı
Bu arada ikinci evladını bekliyordu
Yine birgün kapı çalındı
Kemalettin polisler tarafindan alındı
Götürdüler merkeze...
ne olduğunu bile bilmediği
bir tutuklama gerekçesinin
gereğini yerine getirmek üzere
gönderdiler tekrar hapishaneye...
Kemalettin
Bir buçuk yıldır içeride.
Babası rahmetli oldu.
Anasına bağlanan emekli aylığı ile
Doğumlarını bile görmediği iki çocuğu
Ve hanımı
Geçinmeye çalışıyorlar.
Arayanı yok
soranı yok
mahkemesi yok
affı yok
Avukatı yok
Geleceği yok.....
Recep Küçükizsiz, Ötüken, 2001
|