İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR
W W W . O T U K E N . N E T _________________
 

N.Kemal Zeybek'in Atilla Öztürk'e cevabı

BAY   A.Ö. ye CEVABIMDIR

Kendisine Atilla Öztürk  diyen bir kişi benimle ilgili bir yazı yazmış. Bilmiyorum kimdir, gerçekten var mıdır, takma adı mıdır? Bilmiyorum bana kızgınlığının sebebi nedir? Herhalde kendisine göre haklı bir sebep  olmalıdır.

"Yazdıklarında içtenlikli mi, gerçekten inanarak mı, yazıyor?" onu da bilmiyorum. Çünkü karşımda tanımadığım, bilmediğim duymadığım bir ad var. Lütfetse kimliğini açığa kavuştursa da daha rahat söyleşsek, nasıl olurdu...

"Yoğun işlerim arasında" sözü çok söylenir ama benim için gerçek...

Türk Dünyasının meselelerine koşturmağa çalışırken Atilla Öztürk'ün yazısını önüme koydular. "Adam, aldırma geç git..." diyebilirdim. Belki bilmeden yazıyordur; gerçeği bilsin. Belki yazdıklarına inanan vardır. Bir de ben i dinlesinler diyerek  bu açıklamayı  yazıyorum.

Sayın Ecevit'e danışman olduğum ve Koza sokaktaki büroya geri döndüğümü " Atilla Öztürk'ün yazısından öğreniyorum.  "Başbakanlık Başmüşaviri  olduğum doğrudur da, bu görevim başında bulunduğum Ahmet Yesevi Üniversitesi ve benzeri üniversitelerle ilgili bir görevdir ve ilgili olduğum Devlet Adamı sayın Devlet Bahçeli'dir. Başımın göğe ermesine gelince neden on yıl önce "Büyükelçi ve Başdanışman" olarak,  bir kadro için,  başım niçin göğe ersin?..

"Dünden B u Güne Zeybek" diye bir başlık atmış Atilla Öztürk...

"İlk gençlik yıllarında Atsızcıdır" diyor. Yanılıyor. Çocukluğumdan beri Atsız hocayı severim. Bu günde severim. Sözgelimi "Bozkurtların Ölümü"adlı romanı Kırgız Türkçesine çevirtip Kırgızistan'da yaygınlaştırdım.

"Yetmişli yılarda  ikbal Türkeş'e kayar " diye yazıyor A.Ö... Öyle mi? Ama ben 1964 yılından başlayarak Rahmetli Türkeş ile birlikte çalışmaya başladım. Atsız'la yakınlığım ise sürüp gitti. İkisi arasındaki soğukluk ise bizim için üzüntü kaynağıydı.

"Türkeş'in sağ kolu olarak"  değerlendirmesi doğruysa bununla övünürüm.

Bıyıklarıma gelince, ilk bıraktığımdan beri biçimi pek değişmedi. Ama çeneme kadar hiç inmedi...

"Tarikatlar pirim yapmağa başlar durur mu muhterem. Hemen koşar Adıyaman'a tarikatçı olur. Sıradan tarikatçıda değil Şeyhinin  halifesi olacak kadar yükselir." Bakın ne kadar eksik biliyorsunuz  bay A.Ö... Ben Adıyaman Kahta'da 1974 yılında kaymakamlık yaparken sözünü ettiğiniz Şeyhi tanıdım. Ama Rahmetli Türkeş'in isteği üz erine dört yıl sonra 1978'de Kahta'ya gidip kendisiyle yeniden görüştüm. MHP ve ÜLKÜCÜ KURULUŞLAR davasının duruşmalarında bunlar hep konuşuldu. Belgeler okundu Şeyhin halifesi olmağa gelince... "Halife olmak bir yana mürid" dahi  olmadım.

"12 Eylül gelir içeri alırlar" diye basitçe ifade ettiğiniz iş  benim birçok ülkücü gibi  tutuklandığım ve 33 ay hapiste kaldığım bir süreçtir. Dil okulunda Türkeş'e hakaretlerde bulunduğum yalanını nedense siz de bazıları gibi tekrar etmekten  zevk alıyor gibisiniz, Bay A.Ö. Rahmetli Türkeş ile hapisten sonra da sık sık görüştük. Dostluğumuz hiç kesilmedi...

...

Birlik Vakfı ile, Fetullah Hoca ile, Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı ile hiçbir ilgim olmadığını sanırım sizden başka herkes bilir. Fetullah Hocayla hayatımda iki defa TOKALAŞTIM ... El öpmek ve öptürmek adetimin  olmadığını siz nerden bileceksiniz...

Hayatım boyunca Türkçülük ve Turancılık Ülküsüne inanmış bir insanım... Bu yolda ki çalışmalarım, bulunduğum her görevde devam etti.

Kültür Bakanlığım döneminde Türk Dünyasıyla  ilişkileri başlattım.

Koza sokaktaki Büyükelçilik ve Başdanışmanlık dönemimde T.C. ile Türk Dünyasının ilişkilerinin yürütülmesinde değerli bir kadro ile birlikte hizmet ettim.

Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı ve Devlet Bakanlığı dönemimde yine Türk Milliyetçiliği ve Türk Dünyasına hizmet çabası içinde oldum. Bugün de aynı yolda devam ediyorum. Türk olmanın övünç ve  kıvancı içinde Yüce Milletime borcumu ödemeye çalışıyorum.  Bay A. Ö ... Büyük Türk Milliyetçisi değilim. Sadece Türk Milliyetçisiyim. Yarım yüzyıldan beri hiç sapmadan bu çizgide yürüyorum. Peki bana saldıran bay A. Ö. Siz kimsiniz? Ne yaptınız? Ne yapıyorsunuz? Bana saldırmaktan amacınız nedir. Kendinizi anlatır mısınız? 

Namık Kemal Zeybek, 23 Mayıs 2001, Ötüken


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN