İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR
 

12 EYLÜL’ÜN 22. YILINDA ÜLKÜCÜLER...

”...şehitlerim, gazilerim emin olsun...” diye yemin eden ve ettirenlere...

Gerçekler acıdır ve dile getirmek de o kadar zor...
Bir devrinde destanlık mücadele verenlerin bugün, hallerine bakıyoruz :
Kimi şehit olmuş,
kimi sakat kalmış,
kimi hala zindanda..!
Kimi Vatanına hasret yaşıyor yurtdışında,
kimi de işsiz ve yuvasız perme perişan bir durumda...

Şehitlerimiz...
Allah’ına kavuşmuş, ana bildiğimiz Vatan topraklarının bir köşesinde, garip
bir mezarda yatıyorlar... Geride onları hatırlayan, Fatihalar gönderecek
olan bir kaç gönül dostu ve ailesinden başka kimseleri yok. Gözü yaşlı
aileleri, acılarını yıllardır içlerine gömmüşler, doğan çocuklara O’nların
adını vermişler...

Gazilerimiz...
Kızıl kurşunlara teslim etmedikleri canlarını, yıllardır sakat olarak
sürükleyenler... Her yerde olmak için çırpındıkları halde hiç bir yere
sığdırılmayanlar... Futbol klüplerinin sakat taraftarlarına gösterdikleri
ilginin milyonda birini görmeyen, kendi dünyalarına terk edilenler...

Mağdurlarımız...
Bitmeyen çileden muzdarip olanlar... Zindanlarda yatanlar... Yılları yıllara
ekleyen kara bahtlı, kem talihliler... Ne arkalarını arayıp soran
arkadaşları var, ne muhtaç ailelerine bir yardım eli uzatanları ne de
haklarını arayacak bir avukatları...

Kaçaklarımız...
Onların kader ağları da başka türlü örülmüş... Onlara, gurbet ve hasret
düşmüş. Bitmeyen aramalar, tükenmeyen mahkemeler, ömürleri boyunca takibat
altında yaşayan ve yaşayacak olanlar... Onlar, sevdiklerinden sevenlerinden
ayrı düştüler... Ana ve babalarının cenazesini bile göremediler,
kardeşlerinin düğününde mutluluğu tadamadılar...

Ve gariplerimiz...
Şöyle bir çevrenize bakınız, Ülkücü diye bildiklerinizin acaba kaçı 12 Eylül
vurgunu yiyenlerden... Ülkücü olduğu için değil “mahkum kadrosu”ndan bir
yerlere ilişebilenler şükrediyor... İşsiz, eşsiz, aşsız dolaşanlar... Hiç
bir kapının kabul etmediği kullar...

Kemal Oltulu, 1 Kasım 2002, Ötüken

 


TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI