|
MHP TEK BAŞINA İKTİDARA YÜRÜYOR…
BÜTÜN ÜLKÜCÜLERE DUYURU…
Adana’da ülkücülerden oy isteyen milletvekili
adaylarının özel dikkatine…
Biliyorsunuz Ülkücülerin başında af da çıkarıldığı
halde bir türlü
halledilemeyen şu (idam+ceza) meselesi var. Daha başta Haluk Kırcı’nın
içeri
alındığı ve bir çok Ülkücünün de arandığı konu... Şimdi, Adana MHP
davası
sanıklarından 4 kişi de işte bu sebepten dolayı içeride… Diğerleri
de
aranıyorlar… Maalesef içeride yatan bu arkadaşlarımızın arkalarını
arayıp
soran kimseleri yok. Bu konu, mutlaka seçim arifesinde Ülkücü Hareketin
gündemine gelmelidir. Bir sene önce bu konuda www.otuken.net
adresindeki
sitede bir yazı çıkmıştı.(Kemaletin’in
Duası)
Evet, Kemalettin, hala yatıyor...
ve bu arkadaşımız tam 18 senedir yatıyor...
İçeride tam 18 seneeeeeeeeeeeee anlayabiliyor musunuz???
Üstelik, babası anası yok, parası yok, ziyaretçisi
yok, avukatı yok ve
arkadaşları da yok….
Siz unutabilirsiniz ama yalnız ALLAHI VAR bu biline...
Geçen gün Kemalettin’in mahkemesi yapılmış... Bir
arkadaşımız hanımını
aradı. Kadın hiç bir sey bilmiyor, Kemalettin cezaevinden haftada
bir gün,
bir kaç dakikalığına arayabilirse ne ala…O kısacık konuşmada da
...mahkeme
olduk ...filanca güne attılar ...demenin ötesinde bir bilgi yok...
Tam iki
senedir bu böyle.. Geçen gün kadıncağıza sordurduk: „bacım kimse
ilgilenmiyor anladık da hiç mahkemesine giden filan yok mu...?“
Dedi ki,
„Ankara’da bir ablası var, o bir kaç kere gitmişti.“ Güç bela Kemalettin’in
ablasının telefonu bulundu. Telefon açılan abla, ağlar ağlar...
Arayan
arkadaş ne diyeceğini şaşırır.. „...siz madem mahkemeye gittiniz,
Kemalettin’in avukatı yok ama diğer tutukluların da mı avukatı yok?“
Kadın,
orada gördüğümüz bir avukat var ama kimin avukatı bilmiyoruz, ama
ben size
onun telefonunu bulacağım“ der. Bir dahaki aramada, Uğur adında
bir avukatın
telefon numarasını verir…Bu avukat da aranır... Telefonun diğer
ucundan
gelen ses titrek ve kelimelerse hüzünlüdür. „...böyle bir şey olur
mu yaa,
bu arkadaşlar ülkücü ve MHP DAVASI sanığı...mahkeme de kanunda afta
yapılan
haksızlıklar, şu bu bir yana... ama bu arkadaşları Allah rızası
için arayan
soran bir kişi bile yok...“
„Bakın kardeşim, ben Ankara Ulucanlar Cezaevi’ne bir müvekkilimi
görmeye
gittim. Tesadüfen bu arkadaşlardan biri ile karşılaştım ve tanıştım.
Arkadaşın ailesi Malatya’da, anası yok babası yok, 4 çocuklu yol
bilmez bir
kadını bırakmış geride... dedim ki ya arkadaş sen siyasisin hiç
mi bir
tanıdığın yok partide, ocakta... bana verdiği isimleri aradım hatta
Malatya
milletvekili hasan basri coşkun’u da 5-6 defa arayıp not bıraktım
ama valla
cevap bile vermediler… ilgilenen kimse yok, bu arkadaş hala 6 ay
evvel
getirdikleri elbisesi ile Ulucanlar’da hücrede yatıyor giyecek bir
elbisesi
bile yok... durumunu anlayın...
Cezaevine ziyarete gittiğimde onu da çağırtıyorum ama gelmiyor...
geçenlerde
zorla getirttim...“ya gardaş sana bir kuruş para mı verebildik ki,
yanına
çıkmaya yüzümüz olsun“ avukat ağlıyor telefon açan arkadaş ağlıyor...
Recep Küçükizsiz, 1 Kasım 2002, Ötüken
|