Arsiv 2000-2001-2002-2003
 

DESTANLARIN EFENDİSİ; NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU

Şol gökleri kaldıranın
Donatarak dolduranın
'Ol!' deyince olduranın
Doksan dokuz adı ile...

Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nu, şu aciz dilimizle size nasıl anlatsak... O, yukarıya aldığımız, billur gibi has Türkçe besmeleyi söyleyen adamdı... O, öncelikle eşi menendi bulunmaz, bir efendi insandı... O bir beydi... O, beyliğinin gereği olarak bir tevazu abidesiydi... Elaziz'in Yeşil Ağın'ından fışkırmış, sel olmuş, tarihi derinliği de dahil, bütün Türk Dünyası'na gönül gölü olmuş, Türkçe ve İslamca coşup, insanca taşmış, etrafına mısra mısra feyz saçmış bir şairlik ırmağıydı. O, şanlı tarihimizin şeref sayfalarında edeb üzre dolaşmış bir yiğit ozandı. O, haysiyetli seyyahlığın bütün hulasasını gönül dağarcığında biriktirmiş, en sonunda 20'inci Yüzyıl'a 'diz vurmuş, boy boylamış, soy soylamış; bir söylemiş, pir söylemiş Dede Korkut'umuzdu...

O'nun, bize aslımızı, neslimizi anlatan şiirleriyle tanıştığımızda, daha 13 yaşımızı sürüyorduk. İçimizi kıpır kıpır kıpırdatan, ruhumuzu sarıp sarmalayan bu şiirleri sular seller gibi ezberledik. Sonra ilk kitapçığı ile karşılaştık, koklaşıp kucaklaştık. Büyük Türkçü, Yiğit Dava Adamı H.
Nihal Atsız'ın 'Bozkurtların Ölümü' romanının son bölümü olan Kür Şad İhtilali'ni şiire dökmüş, destanlaştırmıştı. Hem de Üstad Yahya Kemal'in tabiriyle 'ağzımızda anamızın ak sütü olan' dupduru, akıcı bir Türkçe ile... Gerçi yıllar sonra, başlı başına bir abide olan bu romanın tamamını, 'Bozkurtların Destanı' adıyla bu defa da bir destan şaheserine dönüştürmüştü. Ancak, o ilk kitapçık, bizim çocuk dilimizde, çocuk dimağımızda, nadir bulunan turfanda meyvelerin lezzetini bırakmıştı. Ve sıla ile vatanı kaynaştıran, gönül tellerimizi çayda çıra mumları gibi oynaştıran 'Kopuzdan Ezgiler' ile 'Malazgirt Destanı'...
İliklerimize kadar Türk ve Müslüman oluşumuzun ihtişamını yaşatan, ruhumuzu sevgiyle kuşatan eserler...
Tevazuyu yakıştıran adam...
Ve nihayet 'Ağustos Zaferleri'nin 'Destan Adamı'yla tanışma şerefini, 15 yaşımızda, 1971 Ağustos'unda yaşadık. 'Malazgirt Marşı'nın Şairi, gözümüzden gönlümüze yansıyan, oradan dilimize akseden 'Destanların Efendisi' Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Malazgirt Zaferi'nin 900'üncü Yılı Kutlama Törenleri'ne katılmak için, Arif Nihat Asya ve Galip Erdem gibi iki 'Ülkü Devi'yle birlikte Malazgirt yolundaydı ve Elaziz'de konaklamışlardı. Elbette hepsinin huzurunda ruhumuzla ve bedenimizle titredik. Ama Niyazi Yıldırım Hoca başkaydı... Boyu 2 metreye yakın, yiğit çehresine tebessüm kondurmuş, tevazuyu ruhuna sindirmiş bir güzel
adam.. Kopuzu elinde değil ama dilinde bir Korkut Ata...

Cenab-ı Hakk nasib etti, ilerleyen yıllarda Elaziz'in bu yiğit evladı ile, hoca- talebe, ağabey- kardeş ilişkisi içinde, Türk Edebiyatı Vakfı ve Türk Edebiyatı Dergisi'nde, Türkiye Gazetesi'nde birlikte çalışma mutluluğunu da yaşadık. Bazı sabahlar, Türk Edebiyatı Vakfı'nın, Cağaloğlu'nda, Yeşilay Han'daki odasında, henüz yazdığı bir abide şiiri, heyecanla, ilk okuyan kişi olma bahtiyarlığına ulaştık. Günlük sıkıntılarımızı dertleştik, sırlarımızı paylaştık onunla... O, geçim derdi dahil birçok dertle boğuşurken, sanki hiç derdi, sıkıntısı yokmuşcasına bizim dertlerimizle dertlendi...

Destanlar çağından günümüze bütün kahramanların, şehitlerin, alplerin, erenlerin destanını nakşetti gönüllerimize... 'Tuğ Gibi Beşbin'leri, 'Önkuzu'ları, 'Kara Mürsel'leri yazdı mısra mısra... 'Öz menem / Onlar kabuk, Öz men'em / Ülkü uğrunda şehit / Men Süleyman Özmen'em' diye haykırdı dörtlük dörtlük...

Ve 'Ağustos Zaferleri'nin destanını yazan, 'Aylardan Ağustos, Günlerden Cuma' diye haykıran 'Destanların Efendisi', 1992 yılının 21 Ağustos'unda, yine bir Cuma günü, bizi bu fani alemde gönlü yaslı, gözü yaşlı bırakıp, en verimli çağında ebed” aleme göçtü...
Kadir kıymet bilenler...
Bugün Elaziz'in Yeşil Ağın'ında, Elaziz'e yakışır bir vefa örneği yaşanıyor. Bozkurt Soyu'nun yiğit evladı Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nun adı, doğum yeri olan Şirin Ağın'da yaptırılan Kültür Merkezi'ne veriliyor. Türk Edebiyatı Vakfımız'ı da temsilen, 'emmimin güzel oğlu' Esat Kabaklı, bugün o törende hazır bulunacak. 'Gakgoşlar'a Niyazi Yıldırım Gencosmanoğlu'nun şiirlerinden bestelediği, düzenlediği biribirinden güzel eserleri sunacak.
Gönlümüz Elaziz'de, Ağın'dadır. Bu kadirşinaslığı gösteren herkese, başta Sevgili Valimiz Osman Aydın ve Ağın Kaymakamımız Mehmet Fatih Geyim olmak üzere bütün dostlarımıza, şükran ve muhabbetlerimizi gönderiyoruz. Elbette bu kadirşinaslığa vesile olan kardeşimiz, meslektaşımız Arif Çakmak Bey'in gayretlerini de zikretmeliyiz.
'Destanların Efendisi' Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu'nu, Hakk'a yürüyüşünün 11'inci yılında rahmet ve minnetle anıyoruz.

SERVET KABAKLI, 21 Ağustos 2003, Tercüman

 
TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI İBRETLİK