Erciyes'de Siyaset

Erciyes manzaralarını nakletmek için bu hafta 3 günlük bir gecikmeyle yayına girdik. Erciyes'ten esen rüzgar tüm yurtta estiği için bu yılda Erciyes'ten önemli açıklamalar bekliyorduk. Hem de yenileşmeden, bütünleşmeden ve netleşmeden yana..
Üstelik kimsenin haberdar olmadığı 3 Kasım seçim kararının açıklandığı Bursa-Koca yayla’daki geçtiğimiz ay yapılan kurultayın zayıf ve heyecansız geçişine fena halde içerlemiştik. Seçim depreminden sonra Başbuğ Türkeş'in mirası Erciyes'in de zayıf geçeneğine dair fikirlere inat Tekir Yaylası'na çıkmanın ülkücüler olarak "varoluşun" göstergesi olduğu inancıyla "buluşmak" dileğiyle randevulaştık Kayseri'de...

Rutubetli hücrelerdeki öksürük seslerinin Tanrı Dağları'nın etekleri sayılan Erciyes’de yankılanacağına olan inancımızı hiç yitirmemiştik.
Malatya'dan, Gaziantep, Çanakkale ve Bursa'daki cezaevlerinden Bozkurt ulumalarını duyunca prangaların kırılacağı düşüncemiz depreşirdi. Kulağımız kirişteydi. İnandığı dava uğruna bilmem kaçıncı defa mahpus yatarak, işkence görüp, sürgünde yaşayanların toparlanıp oluşturduğu kurultayda soy soylayıp, boy boylanacağını öğrendiğimizde heyecanımız had safhaya ulaşmıştı.

Semt karakolundaki nezarethanenin havasını kokusunu bilmeyenler ikbal peşinde koşarken, protokollerde arz-ı endam ederken ve de "itler" kimsesizliğimize gülerken "avşaroğlu Alparslan Beğ'in" önderliğinde kurulan meşveret çadırında, Han'ın susup törenin konuştuğu istişare meclisinde kararlar açıklanıyordu.

Daha Demirperde damla damla erimemişken koca bir Türk Dünyası'nın varlığı tıpkı 1944 duruşmalarındaki gibi zabıtlara geçiyordu. 9 yıldızlı hilalin dağlara-taşlara resmedildiğini öğrendiğimiz gün benizlerimize kan gelmişti.
Sigaraların ak özlemindeki dumanda hasret; kurt ulumalarıyla tahliyemizin resmini çiziyor, "zafer" manzaramızın fotoğrafını çekiyordu bekleyişimiz.

"Ferman padişahınsa, dağlar bizimdir" diyen Halk Ozanı Dadaloğlu, sesimize ses vermiş, Köroğlu gibi Vali'ye de, gardiyana da isyan etmiştik 89'da belediye seçimleriyle yaptığımız sıçramada kazandığımız mevzi 91'de meclise girişimizle devam etmişti.

Her yıl giderek artan kalabalıklar Tekir Yaylası'nı taşırıyor, Erciyes Ülkücüler için Ergenekon olarak tescil ediliyordu.
Türk Devlet ve Toplulukları'nın temsilcilerinin katılımı ile düzenlenen sempozyumlarda Türk Dünyası'nın meseleleri ele alınırdı.
Erciyes, Türk Dünyası'nın gözünde Tanrı Dağı'ydı... Başbuğ Türkeş'in Turan sevdası
Erciyes'ten sonra "Türk Devlet ve Toplulukları Kurultayı" ile taçlanmıştı.
Sibirya'dan ta Kızılderililer'e kadar toplanan Başbuğ'un mirasına ne oldu.
Önce Erciyes'te Türk Dünyası'ndan gelenlerin ayağı kesildi. Sonra iktidardayken Türk Kurultayı'nın yapılması engellendi. Ve sırf bu yüzden 57'nci Hükümette 2 azil olayının ikisi de Türkeş'in MHP'sinde yaşandı.
Biliyorum... Hepinizin yüreği daralıyor...
Daha söylenecek çok şey var amma Abdurrahim Karakoç'un deyişiyle "Oy dedik yutkunduk eğdi başımızı..."
Kurultay geleneğinden, istişare meclisinden söz edenler tıpkı 3 Kasım seçim kararını alırken kimseye danışmadıkları gibi Erciyes'te de kimselere sormadan, heyecanlı kalabalığın arkalarına düşeceği düşüyle yeniden dayatmaya kalkışmaları naylon töreden olsa gerek.
Erciyes'te Sayın Bahçeli'nin "12 Ekim'de Ankara'dayım" kükreyişini yeniden aday olduğu şeklinde yorumlayanlar, Bahçeli'nin 3,5 yıl boyunca Bakanlar Kurulu'nda neden sesini yükseltmediğini de merak ediyordur.
Kendi adıma Devlet Bey'in Ankara-İzmir-Mersin ve İstanbul kongreleri bitmeden, delege hesabını sağlama almadan aday olacağını sanmıyorum.
Ancak; adaylığını sürüncemede bırakması Sayın Bahçeli'nin devlet adamı kişiliği ile bağdaşmadığı kanaatindeyim.
"İlkeli, bilge lider"e düşen görev açıkça adayım yada değilim demektir.
Devlet Bey'in net açıklama yapması hem adayların hem de kadroların önünü açacaktır. Bu tarihi sorumluluğu yerine getireceğine olan inancımızı muhafaza etmek istiyoruz.
Aksi halde ülkücülerin kafalarındaki yüzlerce soru işaretine bir yenisi daha eklenecek ve içimize düşen kurt bünyemizi kemirmeye devam edecektir.

Erciyes'le başladığımız yazıya yine Erciyes ile devam edelim. Evet; Erciyes Türk Milliyetçileri için ziyaretgahın ötesinde ulvi bir merkez haline geldi. Ülkücü için Erciyes'e gitmek yüce bir görev gibidir.Ancak bu maneviortamda siyaset yapmak ülkücüye yakışmaz.
Erciyes'te siyaset yapanlara kırıldım.

Oğuzhan Cengiz, 7 Ağustos 2003

http://www.turk-haber.com
http://www.milliyetci.org
http://www.erhancengiz.com

 
TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI İBRETLİK