18 yaşında olup lise mezunuydu. Ailece, İzmit'te oturuyorlardı.
Olay günü, gece saat 22.00 sularında, İstanbul - Şehremini'de,
Başvekil Caddesi, Odabaşı Meydanı'nda bir görüşme yapmak için
girdiği telefon kulübesinde, 9 kızıl komünist tarafından kurşun
yağmuruna tutuldu. Kalbine isabet eden kurşunla iç kanama
geçirerek şehid oldu. Ruhu şad olsun.
Erhan Cengiz.. Şehadet
şerbetini içtiği günkü hali... 30 Ağustos 1980
Zindanlar, eziyetler, işkenceler birşey değildi...
Onlara göğüs gerilirdi ama... Canını, kanını, ülküdaşını,
kardeşini kaybetmek, acz içerisinde hiç birşey yapamamak ne
büyük ızdırabdı Yarabbi.. Tarifi mümkün değil..
Oğuzhan Cengiz'in, Kartal - Maltepe Askeri
Cezavi'nden kardeşi Erhan Cengiz için kaleme aldığı satırlar...:
* * *
BİR YILDIZ KAYDI...
O bir yıldızdı...
Türklüğün üzerine çöken insafsız gecenin karanlıklarını yırtarak
Türk İslam dünyasını aydınlatmaya çalışan yüzbinlerce yıldızdan
biriydi ERHAN CENGİZ...
Henüz 18 yaşındaydı... Fakat, yaşından beklenmeyen bir olgunluğa
sahipti...
Yaşıtları kahve köşelerinde tavla oynarken, yaşıtları meyhanelerde,
diskoteklerde sabahlarken... mensubu olduğu milletin meselelerine
sahip çıkmış, Türk milletini mutlu,
Türk devletini güçlü kılma mücadelesinin ağır yükünü omuzlamış,
inandığı kutsal dava uğruna gecesini gündüzüne katmıştı...
Türk milletinin, Türk devletinin, bugün içinde bulunduğu durumda
gezip tozmak, eğlenmek, gülmek bize haram diyordu...
O da her Ülkücü gibi davasına vakfetmişti özel hayatını...
Vatan hainleri için bir korku, vatanseverler içinse bir sevgi ve
güven abidesi haline gelmişti
çevresinde...
Kendini her yönden bir dava ve teşkilat adamı olarak yetiştirmişti
ERHAN...
Bir set çıkmıştı ihanet şebekelerinin karşısına ve onların oyunlarını
bir bir bozup,
milletimizin gözleri önüne sermeye başlamıştı...
O'nun bu faaliyetleri, Türkiye üzerinde karanlık emeller besleyen
vatan hainlerini dehşete düşürmüştü... O, milletine ve davasına
hizmet ettiğini bilmekle beraber,
bu mücadeledeki yerini ve hizmetinin ne kadar büyük olduğunun idrakinde
değildi belki...
Ama kızıl kuklalar farkındaydılar ERHAN'ın bu mücadelede yerinin
yerinin büyük olduğunun...
Ve, karanlık odada alınan karar, yine karanlık bir gecede uygulandı...
Kızıl namlulardan çıkan kurşunlara hedef oldu Türk İslam Ülküsünün
yiğit bir savaşçısı daha...
Bir yıldız kaydı...
Son bir kez parçalayarak karanlıkları...
O'nu, zayıf omuzlarına yüklendiği büyük ideali için vurdular...
O, şimdi cennet bahçesinde kendisi gibi yaşayan ölülerin, Özmenlerin,
Önkuzuların, Darendelilerin, Haşatlıların, Orhan Barutların, Gün
Sazakların arasında yüzlerce, binlerce, onbinlerce şehidin arasında...
Biz ezildikçe çoğaldık, bir öldük bin dirildik.
Şehadet mertebesine erişen bir Ülküdaşımızın hatırası; şehit Ülküdaşlarımıza
layık birer dava adamı olabilmek, onlara yetişebilmek için daha
fazla çalışmamızı sağlayan, mücadele azmimizi arttıran birer itici
güç oldu.
Davamıza daha sıkı sarıldık, yılmadık, yıkılmadık, güçlendik...
Her geçen gün zafere adım adım yaklaşıyoruz. Küfür düzeni yıkılana
kadar yürüyeceğiz, adaleti getirene kadar yürüyeceğiz. Köleliğe
karşı verilen mücadele başarıya ulaşacak,
Türk'ü köle yapmak isteyenler döktükleri kanda boğulacaktır.
Maneviyatta, ahlakta, ilim ve teknikte öncü, büyük ve müreffeh Türkiye
mutlaka kurulacak.
Türk islam medeniyeti cihana yeniden ışık tutacaktır.
Ülkücü Hareketi tertipler, tuzaklar, işkenceler, hapishaneler ve
cinayetlerle yıldıracaklarını zannedenler yanıldıklarını anlayacaklardır.
Ülkücülerin davası, Ülkücü Şehitlerden alınan manevi gücün himayesinde
hergün biraz daha olgunlaşarak hedefine doğru ilerliyor.
Ülkücü Türk Gençliği olarak, ALLAH (C.C.)'ın huzurunda Erhan'ın
ve bütün şehit Ülküdaşlarımızın aziz ruhlarına söz veriyor ve yemin
ediyoruz ki,
Bayrağı şehit Ülküdaşlarımızın bıraktığı yerden devralarak, düşürmeden
ve lekelemeden en kısa zamanda menzile ulaştıracağız...
Ülkücü Şehidimiz Erhan CENGİZ'e ALLAH (C.C.)'dan rahmet,
şerefli Türk Milletine baş sağlığı dilerim.
'İnsan bir sebep için yaşamalı'
Bu söz doğru, Fakat ilave edelim;
Bir sebep için de ölmeli.
Sen şehit oldun yiğidim!...
Bir öldün ama bin yaşayacaksın.
Ülkücülüğün tarifini böylesine yücelttiğin için...
Oğuzhan Cengiz
Kartal-Maltepe Askeri Cezaevi
9 Eylül 1980 Salı / Ülkücüden Ülkücüye
Ülkücülere 'sağ eylemci', 'bombacı', 'mafya' çamurunu atıp
durdular yıllar boyu bu yahudi gazeteleri, beslemeleri...
Devamlı yargısız infaza gittiler. Halkı yanılttılar. Yıllar
sonra sahiplerinin yahudi dönmesi birer sabetaist olduğunu
anladık.
Zevk ve heyecanla maç anlatan spiker gibi.. Veya, Türkiye'nin
içinde bulunduğu bu durumu ağzından salyalar aka aka, sağa
sola iğrenç tükmükler saça saça bakın nasıl haber yapmış,
zevkten köşe köşe bu yahudi gazetesi... Gazete küpürü üzerine
tıklayınız.
'...Eylül ayına hızlı giren anarşi
dün ikisi polis olmak üzere toplam 22 kişinin canını aldı.
Bu arada İstanbul'da 7, Adana'da 8 kişi öldürüldü. Öldürülenler
arasında 'Bombacı' adıyla bilinen Oğuzhan Cengiz'in kardeşi
de bulunuyor. Rize'nin Pazar ilçesinde meydana gelen olaylarda
ise 6 polis memuru yaralandı. Adana'da bir bekçi öldürüldü...'
* * *
Türk İslam Ülküsü uğrunda şehit düşenlerin aziz
hatırasına...
LEKE
Namus lekesi değil alnımda gördüğünüz,
Vurulmuşum, vurulmuş düşmüşüm güpe gündüz.
Şakağımdaki kansa, o benim gülüşümdür,
Namert sürünmektense, erkekçe ölüşümdür.
Şaşırmayın, korkmayın, ürkmeyin ey yiğitler,
Bakın etrafımızı nasıl sarıyor kızıl itler!
Zaten faydası yoktur korkaklığın ecele,
Yaşamak hakkın lakin istiklalinle bile.
İhtirama zaman yok, merasime ne hacet?
Size düşen daha çok vazifeler var. Evet...
Evet!.. Böyle sürerse bu eşkiya kanunu,
Müebbet felakettir milletimin sonu.
Size selam gönderdi kırk yiğidiyle KÜRŞAD
Sizden haber bekliyor yüz milyon; imdat! imdat!
Hala tevekkülde mi kararlısın yoksa?
Sükut neyi halleder, yaran oyuk oyuksa?
Tevekkül Allah'adır zillete katlanılmaz!
Ya hayat ya ölüm! Bunun ötesi olmaz.
Namus lekesi değil alnımdaki bu leke,
Asırlardır karşıma çıkmazken tek teke
Önümüzde dalkavukluk, meddahlık edenleri,
Şimdi iyi tanı, gör neymiş hünerleri...
Mütefekkirler echel, realistler yalancı,
Hayret! Dünkü yabancı, bugün bu handa hancı...
Dağdan bağa inenler, yoluma kül döküyor
Benim ayak izlerim taşralı gözüküyor
Farkına yeni vardım, suçluymuşum ben meğer
Otağımda cellatlar... Kaçmak!.. Bu neye değer!
Ne papyon kravatlı, ne rugan papuçluyum
Halisane Türk'üm ben, onun için suçluyum.
Suçluyum, hainleri gözlerinden tanırım ben.
Bir intizar dinlerim şu toprağın kalbinden.
O ses der ki: -Ey oğul, yazıklar olsun sana!
Mezarımı kirleten, şu mahluka baksana!
Baktım gafiller düşmüş hainlerin peşine
Dedim Bozkurtların yurdunda, çakalların işi ne?
Fırlamışım yayımdan, ok hedefi mutlaka bulur
Son kale, son akında, ancak böyle kurtulur.
Namus lekesi değil, kurşun yarasıdır O.
Asrın adaletine, bir yüz karasıdır bu!
Arz-ı endam etsinler... Mütebessim, mutantan.
Sonra da sulh severiz, deyiversinler YALAN
Yalandır ne söyleseler, beşeriyyet namına,
Hanumanlar yıkılır, bu şer'riyet namına.
Adi cinayetlerle küllenir asıl yara
Can yakar, göz yaşarır, alır yürür bu sara
Sokaktan okullara, okuldan minareye
Bu kıvılcım saçarken bekçiler uyur, niye?
Kimdir bu uyanıklar, niçin uyur uyuyan?
Beş kıt'a birbirine dokunur zaman zaman
Bayraklar indirilir, paçavralar sallanır
İşte bu kızıl itler, bu sayede yollanır.
İnsan denmez bir avuç yal için sürünene
İnsan denmez sesimden ürküp, dev görünene
İnsan denmez iltifat, iltizam edenlere
İnsan denmez yenilen ve önde gidenlere
İnsan denmez gözyaşı döküp, ter dökmeyene
İnsan denmez hedefi görüp diz çökmeyene
Ben şüheda nesliyim, başkaya varmaz dilim
Belki mağdurum ama, asla meyus değilim.
Gökbayrak Albayrağa bir gün çizerken ufuk
O büyük kurtuluşa yürürken çoluk çocuk
Bu nefes bu bedeni terkedip de gitsede
Ruhum at koşturacak, o büyük hengamede.
Namus lekesi değil, artık bilinmeli bu!
Asıl leke bellidir, kökten silinmeli bu!
Bir isyan cinnet gibi, bir günkü kabus gibi
Karşımda tomsonlular, yunan gibi rus gibi
Ey gönüllü bayraktar, ey devşirme dölleri!
İleri, biraz daha, biraz daha ileri.
İhanet oyununda, peşrev çekenler bu kez
Bilsinler ki bu toprak, hainleri hiç sevmez!
Bugün sabreyleyenler, bir gün bezecekler
Tutup başlarını, taşlarla ezecekler.
Atalarımız bize, böyle ferman buyurdu
Ey ecdat sevgisiyle taşan kahraman ordu
Bu hakimler veremez, hükmünü bu celsenin
Hazır olun Bozkurtlar! Hüküm sırası sizin!