İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR
W W W . O T U K E N . N E T _________________
 

' KIYAMET'İN TARİHİ '

Kıymete değer gönüller, bu gün sizlerle iki cihan güneşimiz Hz.Muhammed Mustafa (s.a.s) in birkaç hadis-i şeriflerini paylaşmaya çalışacağız. Lakin bizim bu gün ele almaya çalışacağımız hadisi şeriflere özellikle dikkatinizi çekmek istiyoruz.

Hele bir bakın kıymetli gönüller son günlerde, tv ekranlarında kıyametin tarihi veriliyor, Kur’an'ın sırrını çözdüğünü iddia edebiliyor birileri, bizlerin, bu safsataları dile getirenlere de, ayrıca ekranlarını renklendirenlere de söyleyeceğimiz pek bir şeyimiz yok. Ne söylene bilir ki 'Hakk kurtarsın'dan başka...

Bizlerin acizane olarak, bu kutlu millete söyleyecek bir iki sözümüz var.

İman nurunu gönlünde hisseden her gönül kıyametin kopmasının zamanını Resullullah (s.a.s) ın Hakk’a yürümesinden sonra her gün bizlere daha çok yaklaştığını bilir. Fakat zerre gönlünde iman olan kişide kıyametin kopması konusunda tarih vermek cüretini göstermekten haya eder. Tarih verme cüretinde bulunanlara da asla itibar edemez , neden mi?

Gayb bilgisi ancak HAKK’a aittir. Gayb ile ilgili bilgilerden bazılarını HAKK, peygamberleri vasıtası ile halka duyurmuştur. Kur’an-ı Kerimde ve Hadis-i şeriflerde anlatılan daha önceki kavimlerin yaşadığı ve gelecekte ortaya çıkacak hadiseler, haklarında vahye dayalı bilgiler bulunan gaybi olaylardır.

Lakin , bazı gaybi bilgiler vardır ki , bu konularda HAKK teala insan oğlunu pek az bilgilendirmiş veya hiçbir bilgi vermemiştir. İşte kıymetli gönüller, Kıyamet'in vakti de bu bağlamda ele alınması gereken gaybi bir konudur.

Kıyametin vaktini sadece HAKK teala bilir .

HAKK teala tarafından bu bilgi peygamberler dahil hiçbir insan ya da her hangi bir yaratılmışa verilmemiştir.

Aşağıya aldığımız hadisi şerif ve Araf Süresi'nin 187.nci ayeti kerimesi bize bu konularda
konuşanların akıllarının ölçüsünü ve dini bilgilerini göstermektedir.

Buyurun beraber bakalım HAKK’ın kelamı ve habibinin hadis-i şeriflerine dostlar;

Araf süresi 187. ayet :

" (Habibim) senden kıyametin ne zaman kopacağını, saatini soruyorlar. De ki “onu ancak rabbim bilir. Onu tam zamanında açığa çıkarıp (gösterecek) olan yalnız odur. Kıyamet öyle büyük bir meseledir ki göklerde ve yerde ona tahammül edecek kimse yoktur. Size ancak ansızın gelir. Tam manasıyla biliyormuşsun gibi onu tekrar sorarlar. Yine de ki: “ onu ancak Allah bilir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.”

Ömer b. El-Hattab (r.a.) in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

-Biz, bir ara Resullulah (s.a.s) in yanında otururken, yanımıza elbisesi beyaz, saçları simsiyah üzerinde yolculuk eseri görülmeyen ve bizden kimsenin kendisini tanıyamadığı bir adam çıkageldi. Nihayet Peygamber(s.a.s.) önünde oturdu, iki dizini Peygamber(s.a.s)in dizine dayadı, ellerini (kendi)dizleri üzerine koydu:

-Ya Muhammed! Bana İslam’dan haber ver dedi.

Resulullah(s.a.s) :

-“İslam , Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in(s.a.s.) Allah’ın resulu olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yoluna gücün yeterse Beyti (ziyaret ve) haccetmendir ” buyurdu

O:
- Doğru söyledin dedi. Hz. Ömer diyor ki: Biz ona hayret etmekte idik. Zira
hem soruyor, hem de Peygamber(s.a.s)i tastik ediyordu. O,(tekrar):
- Bana iman (ın hakikatın)dan haber ver,dedi.

Resulullah (s.a.s):

- “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret gününe inanman ve bir de kaderin hayır ve şerrine inanmandır,” buyurdu.

O yine:
- Doğru söyledin dedi. Devamla:
- Bana ihsandan haber ver, dedi.

Peygamber(s.a.s):
- “ Allah’a sanki onu görüyor gibi, ibadet etmendir. Her ne kadar sen Allah’ı göremiyorsan da O seni muhakkak görüyor,” buyurdu.

O :
- Bana kıyamet (in vaktin)' den haber ver dedi.

Peygamber(s.a.s) :
- “Bu husustan sorulan, sorandan daha alim değildir,” buyurdu.

O :
- O halde bana onun alametlerinden haber ver dedi.

Resulullah(s.a.s):
- “ Cariyenin sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak ve fakir koyun çobanlarının (yüksek) binalar yapmakta birbirleri ile yarıştıklarını görmekliğindir, dedi.

Hz. Ömer, demiştir ki : Sonra O, gitti. Ben uzunca bir zaman eğlendim, sonra Peygamber(s.a.s) bana:

- “Ya Ömer, soranın kim olduğunu biliyor musun ?” buyurdu.

Ben:
- Allah ve Resulü daha iyi bilendir, dedim.

Resulüllah :
- “ Hakikat, o Cibril (cebrail) idi , sizlere dininizi öğretmek için gelmiştir,” buyurdu.

Bizlerin bu hadisi şerifi, riyazüs salihin adlı İmam Nevevinin eserinin 77 nolu sayfasından alıntı yaptık.

( Buhari-Müslim) den.


Kıyametin vakti, tarihi hakkında konuşmak , fikir beyan etmek HAKK’ın kelamı KUR’AN-I KERİM ve iki cihan güneşi HZ. MUHAMMED MUSTAFA (s.a.s) Hadis-i Şerifleri tarafından yasaklanmış olduğu sabitken, birilerinin çıkıp kıyametin tarihi hakkında ve Kur’an-ı Kerim'in sırları ile ilgili kendi kafalarına göre söylemler de bulunmaları ister istemez, bizlere asırlardan beri İslam topluluğu üzerinde ve özellikle son dönemlerde ülkemiz toprakları üzerinde oynanmaya başlanan mezhepsizlik senaryolarının figüranlarını aklımıza getirmektedir. Kimseyi suçlama niyetinde değiliz, fakat şer bildiğimize de tarafsız kalamayız.

Bu kutlu MİLLET çok iyi biliyor ki, bu söylemlerin sahipleri bilerek veya bilmeyerek, dış odaklı sapık akınlara hizmet etmektedirler.

Bu odaklar bu ülkenin güzide insanlarına mezhep fikrine karşı olmalarını, herkesin kendi
kafasına ve nefsani arzularına göre Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerif'lerden anlam ve hüküm çıkarmayı teşvik ederler. Bu akım İslam dininin temel esaslarına tamamen zıt ve bu güzel dinin temeline bomba yerleştiren bir harekettir.

Bu söylemleri dile getirenlere baktığımız zaman Arapça bilmeyen, hatta din eğitimi almayan bir takım aciz insanlardan oluşuyor.

Bu aciz insanların, mezhepler veya imamları hakkında ileri geri konuşmaları ya gafletten
yada hainliktendir...

Gazeteci , doktor, türkücü gibi din ilmi ile alakası olmayan bir takım insanların müctehid rolüne girip, mezheplere karşı savaş başlatmaları, aklımıza ister istemez “vehhabilik” gibi tehlikeli bir akımı getiriyor. Kur’an-ı Kerim'i ve Hadis-i Şerif'leri okuyan herkesin kendi
kafasına göre hüküm çıkarmaları gerektiğini söylemeleri, bizlerin bu görüşünü desteklemektedir.

Bu tehlikeli akın bu gün birileri tarafından desteklenmesi ve insanımızın bir çoğunun duyarsızlığından faydalanılarak geniş kitleleri etkisi altına almış bulunmaktadır ki, bu İslam alemi için korkunç bir haldir.

Bu kutlu vatanımızda at koşturan mezhepsizlerin, kimlerin ortaya çıkardığı malum olan vehhabilerin ve sözde reformcu özde sapık olan sözde aydınların söylemlerine aman dikkat!

Sonuç olarak kıyametin ne zaman kopacağını Allah’u teala’dan başka kimse bilemez. Kesin olarak bilinen ise, alametlerinin zuhur etmeden kopmayacağıdır.

Resulüllah (s.a.s) efendimiz Hadis-i Şerif'lerinde buyururlar ki :

“Devlet malı belirli çevrelerin menfaati yapıldığı, emanetin kelepir ve zekat angarya sayıldığı, ilim dinden başka gaye için tahsil edildiği, kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu ve dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı, mescidler de gürültüler baş gösterdiği, fasık kimsenin kabilenin başına geçtiği ve aşağılık adamın milletin lideri olduğu, şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu, şarkıcı kadınların ve çalgı aletleri türediği, şaraplar içildiği ve bu ümmetin sonunda gelenler evvel gelenleri lanetlediği zaman; işte o zaman kızıl bir rüzgar , zelzele, yere batma, şekil değiştirme, taşlanma ve ipi kopan bir kolyenin tanelerinin birbiri ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden alametler beklesinler.” (Tirmizi)

Ömer Öngüt hocamızın kıymetli çalışmalarından olan “Kalplerin Keşfi” adlı eserinde, bu Hadis-i Şerif ile ilgili görüşlerine bakacağız şimdide...

Değerli dostlar. Bu vesile ile de bu kutlu yolda bu güne kadar bizlere doğru bilgilerin ulaşması uğruna emek harcayan cümle gönüllerden HAKK razı olsun ve Peygamber efendimiz(s.a.s)in sancağı altında toplanmayı nasip eylesin(amin).

Şimdi sözü Hocamıza bırakalım, bakalım birilerinin, kıyametin tarihini vermesine gerek var mı?

“Devlet malı belirli çevrelerin menfaati yapıldığı”
Devlet malı birkaç şahsın elinde olacak ve bunu istedikleri gibi kullanacaklar. Kim fazla çalarsa o çok rağbet görecek. Devleti idare edenler, halka ait malları kendi üzerlerinde toplamaya çalışacaklar, halkın kazancını vergiler vasıtası ile ellerinden alacaklar ve bunu rahatça hem yiyecekler hem de yığacaklar. Kendileri büyük refah içinde yaşayıp halk sıkıntı çekecek. Zalimin zulmü artacak, mazlum ise inleyecek. Çünkü onlar Hakk’a yönelmeyecek, halka yönelecek. Her yöneldiği kimse başına kaynar su dökecek 'yandım!”diyecek, yine ona sokulacak. Niçin? Şaşkın olduğu için. Fakat hakikat ehli yine kanaat sebebi ile huzurludur. O , halka hiçbir zaman rağbet etmez. Hazret-i Allah-a ve Resulüne rağbet eder. Fakat bunlarda pek azdır.

“Emanet kelepir ve zekat angarya satıldığı.”
Bu kötülük zamanında emanet ganimet bilinecek, onu vermemeye gayret edilecek.
Binaenaleyh böyle bir zamanda çok tedbirli olmak gerekiyor. Çünkü itimat kalmamıştır. Bununda sebebi kalpte imanın olmayışıdır.

“İlim dinden başka gaye için tahsil edildiği.”
İlim Allah için değil, memuriyet için, geçim için tahsil edilecek.
Görünüşte ilim tahsil ediyor denilecek, fakat menfaat, nam ve şöhret için tahsil edilecek, onların Allah’u teala ile ilgileri olmayacak.

“Kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu.”
İşte böyle bir zamanda amellerinin karşılığı olarak Allah-u teala onların başına kadın idareciler getirir. Bu kötü icraat onların amelidir.

“Dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı.”
Dinden imandan uzaklaşan bir millet, Allah-u tealanın her emrini bıraktığı gibi;
“Biz insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye etmişizdir.”(Ahkaf:15) Emr-i şerifini de bırakmıştır. Kalbi tamamen ters döndüğü için, ana babasına yapamadığını başkalarına yapıyor.

“Mescidlerde gürültüler baş gösterdiği.”
Gerçek manada tazim ve saygı kalkacak, herkes aklına geleni söyleyecek. Tabii ki bu söylenenlerin hepsi ahkama mugayir olacak.

“Fasık kimsenin kabilenin başına geçmesi.”
Bu seyyiat zamanı öyle bir devirdir ki, baştakiler hep fasık ve münafık olacak.

“Aşağılık adamın milletin lideri olduğu.”
Halkın içinden asaletsiz, şerefsiz, haysiyetsiz insanlar milletin başına geçecekler. Yani ayak takımı başa, baştakiler altına alınacak.

“Şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu.”
O zalimler başa geldiğinde şerleri çok olacak. Halk korkup menfaatlerinden onlara boyun eğmek zorunda kalacaklar.

“Şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri türediği.”
O zamanda bunlara itibar edilecek. Bütün fuhuş, fenalık, rezalet alenen meydanda olacak ve bunlara rağbet edilecek. Allah-u teala onlara lanet eder ve hiçbir surette rahmet nazarı ile bakmaz.

“Ve bu milletin sonunda gelenler, evvel gelenleri lanetlediği.”
Öyle bozuk bir nesil gelecek ki, o kadar asaletsiz türemeler türeyecek ki , öyle piçler zuhur edecek ki, ecdadı ile övünmeyecek de, içindeki kötülüğü onlara hamledecek, bu asaletsiz ayak takımı onlara hakaret nazarı ile bakacak. Oysa gecen devirler, değil Müslümanları, dünyayı hayrete düşüren en güzel hasletlerle dolu idi. Onlar iman, şecaat, cesaret, adalet, fazilet sahibi idiler. “İşte o zaman kızıl bir rüzgar, zelzele, yere batma, şekil değiştirme, taşlama ve ipi kopan bir kolyenin tanelerinin birbiri ardı sıra ile gitmesi gibi birbirini takip eden alametler beklesinler.” Kırmızı rüzgar, yani insanlar bu hale geldikten sonra harp felaketini bekleyin. Allah-u teaala bu vesile ile intikamını alır ve o milletin helakına vesile olur. Bu azgınlığın cezası böyle olur. Bunlar küçük alametlerdir ve bunlar sıra ile geliyor. Bunlardan sonra büyük alametler zuhur etmeye başlar.

Kıymete değer gönüller burada değerli hocamızın sözleriyle son veriyoruz.
Kimsenin inançlarımız ile oynamaya hakkı olmadığını buradan tekrar haykırıyoruz.. Herkes haddini bilerek bu MİLLET’in değerlerine saygı göstermek zorundadır. Vesselam...


GÖNÜL DERYASINDA DALGIÇ OLUP SEVDANIN İNCİSİNE KULAÇ ATAN GÖNLÜ SEVGİ DOLU YÜREKLERE SELAM OLSUN.

Alperen, 9 Nisan 2003 / Ötüken


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN