|
' KIYAMET'İN TARİHİ '
Kıymete değer gönüller, bu gün sizlerle iki cihan güneşimiz
Hz.Muhammed Mustafa (s.a.s) in birkaç hadis-i şeriflerini
paylaşmaya çalışacağız. Lakin bizim bu gün ele almaya çalışacağımız
hadisi şeriflere özellikle dikkatinizi çekmek istiyoruz.
|
 |
Hele bir bakın kıymetli gönüller son günlerde, tv ekranlarında
kıyametin tarihi veriliyor, Kur’an'ın sırrını çözdüğünü iddia edebiliyor
birileri, bizlerin, bu safsataları dile getirenlere de, ayrıca ekranlarını
renklendirenlere de söyleyeceğimiz pek bir şeyimiz yok. Ne söylene
bilir ki 'Hakk kurtarsın'dan başka...
Bizlerin acizane olarak, bu kutlu millete söyleyecek bir iki sözümüz
var.
İman nurunu gönlünde hisseden her gönül kıyametin kopmasının zamanını
Resullullah (s.a.s) ın Hakk’a yürümesinden sonra her gün bizlere
daha çok yaklaştığını bilir. Fakat zerre gönlünde iman olan kişide
kıyametin kopması konusunda tarih vermek cüretini göstermekten haya
eder. Tarih verme cüretinde bulunanlara da asla itibar edemez ,
neden mi?
Gayb bilgisi ancak HAKK’a aittir. Gayb ile ilgili bilgilerden bazılarını
HAKK, peygamberleri vasıtası ile halka duyurmuştur. Kur’an-ı Kerimde
ve Hadis-i şeriflerde anlatılan daha önceki kavimlerin yaşadığı
ve gelecekte ortaya çıkacak hadiseler, haklarında vahye dayalı bilgiler
bulunan gaybi olaylardır.
Lakin , bazı gaybi bilgiler vardır ki , bu konularda HAKK teala
insan oğlunu pek az bilgilendirmiş veya hiçbir bilgi vermemiştir.
İşte kıymetli gönüller, Kıyamet'in vakti de bu bağlamda ele alınması
gereken gaybi bir konudur.
Kıyametin vaktini sadece HAKK teala bilir .
HAKK teala tarafından bu bilgi peygamberler dahil hiçbir insan
ya da her hangi bir yaratılmışa verilmemiştir.
Aşağıya aldığımız hadisi şerif ve Araf Süresi'nin 187.nci ayeti
kerimesi bize bu konularda
konuşanların akıllarının ölçüsünü ve dini bilgilerini göstermektedir.
Buyurun beraber bakalım HAKK’ın kelamı ve habibinin hadis-i şeriflerine
dostlar;
Araf süresi 187. ayet :
" (Habibim) senden kıyametin ne zaman kopacağını,
saatini soruyorlar. De ki “onu ancak rabbim bilir. Onu tam zamanında
açığa çıkarıp (gösterecek) olan yalnız odur. Kıyamet öyle büyük
bir meseledir ki göklerde ve yerde ona tahammül edecek kimse yoktur.
Size ancak ansızın gelir. Tam manasıyla biliyormuşsun gibi onu tekrar
sorarlar. Yine de ki: “ onu ancak Allah bilir, fakat insanların
çoğu bunu bilmezler.”
Ömer b. El-Hattab (r.a.) in şöyle dediği rivayet edilmiştir:
-Biz, bir ara Resullulah (s.a.s) in yanında otururken, yanımıza
elbisesi beyaz, saçları simsiyah üzerinde yolculuk eseri görülmeyen
ve bizden kimsenin kendisini tanıyamadığı bir adam çıkageldi. Nihayet
Peygamber(s.a.s.) önünde oturdu, iki dizini Peygamber(s.a.s)in dizine
dayadı, ellerini (kendi)dizleri üzerine koydu:
-Ya Muhammed! Bana İslam’dan haber ver dedi.
Resulullah(s.a.s) :
-“İslam , Allah’dan başka ilah olmadığına ve Muhammed’in(s.a.s.)
Allah’ın resulu olduğuna şehadet etmen, namazı dosdoğru kılman,
zekatı vermen, Ramazan orucunu tutman ve yoluna gücün yeterse Beyti
(ziyaret ve) haccetmendir ” buyurdu
O:
- Doğru söyledin dedi. Hz. Ömer diyor ki: Biz ona hayret etmekte
idik. Zira
hem soruyor, hem de Peygamber(s.a.s)i tastik ediyordu. O,(tekrar):
- Bana iman (ın hakikatın)dan haber ver,dedi.
Resulullah (s.a.s):
- “Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve ahiret
gününe inanman ve bir de kaderin hayır ve şerrine inanmandır,” buyurdu.
O yine:
- Doğru söyledin dedi. Devamla:
- Bana ihsandan haber ver, dedi.
Peygamber(s.a.s):
- “ Allah’a sanki onu görüyor gibi, ibadet etmendir. Her ne kadar
sen Allah’ı göremiyorsan da O seni muhakkak görüyor,” buyurdu.
O :
- Bana kıyamet (in vaktin)' den haber ver dedi.
Peygamber(s.a.s) :
- “Bu husustan sorulan, sorandan daha alim değildir,” buyurdu.
O :
- O halde bana onun alametlerinden haber ver dedi.
Resulullah(s.a.s):
- “ Cariyenin sahibesini doğurması ve yalın ayak, çıplak ve fakir
koyun çobanlarının (yüksek) binalar yapmakta birbirleri ile yarıştıklarını
görmekliğindir, dedi.
Hz. Ömer, demiştir ki : Sonra O, gitti. Ben uzunca bir zaman eğlendim,
sonra Peygamber(s.a.s) bana:
- “Ya Ömer, soranın kim olduğunu biliyor musun ?” buyurdu.
Ben:
- Allah ve Resulü daha iyi bilendir, dedim.
Resulüllah :
- “ Hakikat, o Cibril (cebrail) idi , sizlere dininizi öğretmek
için gelmiştir,” buyurdu.
Bizlerin bu hadisi şerifi, riyazüs salihin adlı İmam Nevevinin
eserinin 77 nolu sayfasından alıntı yaptık.
( Buhari-Müslim) den.
Kıyametin vakti, tarihi hakkında konuşmak , fikir beyan etmek HAKK’ın
kelamı KUR’AN-I KERİM ve iki cihan güneşi HZ. MUHAMMED MUSTAFA (s.a.s)
Hadis-i Şerifleri tarafından yasaklanmış olduğu sabitken, birilerinin
çıkıp kıyametin tarihi hakkında ve Kur’an-ı Kerim'in sırları ile
ilgili kendi kafalarına göre söylemler de bulunmaları ister istemez,
bizlere asırlardan beri İslam topluluğu üzerinde ve özellikle son
dönemlerde ülkemiz toprakları üzerinde oynanmaya başlanan mezhepsizlik
senaryolarının figüranlarını aklımıza getirmektedir. Kimseyi suçlama
niyetinde değiliz, fakat şer bildiğimize de tarafsız kalamayız.
Bu kutlu MİLLET çok iyi biliyor ki, bu söylemlerin sahipleri bilerek
veya bilmeyerek, dış odaklı sapık akınlara hizmet etmektedirler.
Bu odaklar bu ülkenin güzide insanlarına mezhep fikrine karşı olmalarını,
herkesin kendi
kafasına ve nefsani arzularına göre Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i Şerif'lerden
anlam ve hüküm çıkarmayı teşvik ederler. Bu akım İslam dininin temel
esaslarına tamamen zıt ve bu güzel dinin temeline bomba yerleştiren
bir harekettir.
Bu söylemleri dile getirenlere baktığımız zaman Arapça bilmeyen,
hatta din eğitimi almayan bir takım aciz insanlardan oluşuyor.
Bu aciz insanların, mezhepler veya imamları hakkında ileri geri
konuşmaları ya gafletten
yada hainliktendir...
Gazeteci , doktor, türkücü gibi din ilmi ile alakası olmayan bir
takım insanların müctehid rolüne girip, mezheplere karşı savaş başlatmaları,
aklımıza ister istemez “vehhabilik” gibi tehlikeli bir akımı getiriyor.
Kur’an-ı Kerim'i ve Hadis-i Şerif'leri okuyan herkesin kendi
kafasına göre hüküm çıkarmaları gerektiğini söylemeleri, bizlerin
bu görüşünü desteklemektedir.
Bu tehlikeli akın bu gün birileri tarafından desteklenmesi ve insanımızın
bir çoğunun duyarsızlığından faydalanılarak geniş kitleleri etkisi
altına almış bulunmaktadır ki, bu İslam alemi için korkunç bir haldir.
Bu kutlu vatanımızda at koşturan mezhepsizlerin, kimlerin ortaya
çıkardığı malum olan vehhabilerin ve sözde reformcu özde sapık olan
sözde aydınların söylemlerine aman dikkat!
Sonuç olarak kıyametin ne zaman kopacağını Allah’u teala’dan başka
kimse bilemez. Kesin olarak bilinen ise, alametlerinin zuhur etmeden
kopmayacağıdır.
Resulüllah (s.a.s) efendimiz Hadis-i Şerif'lerinde buyururlar ki
:
“Devlet malı belirli çevrelerin menfaati yapıldığı,
emanetin kelepir ve zekat angarya sayıldığı, ilim dinden başka gaye
için tahsil edildiği, kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu
ve dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı, mescidler
de gürültüler baş gösterdiği, fasık kimsenin kabilenin başına geçtiği
ve aşağılık adamın milletin lideri olduğu, şerrinden korkulduğu
için kişiye ikramda bulunulduğu, şarkıcı kadınların ve çalgı aletleri
türediği, şaraplar içildiği ve bu ümmetin sonunda gelenler evvel
gelenleri lanetlediği zaman; işte o zaman kızıl bir rüzgar , zelzele,
yere batma, şekil değiştirme, taşlanma ve ipi kopan bir kolyenin
tanelerinin birbiri ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden
alametler beklesinler.” (Tirmizi)
Ömer Öngüt hocamızın kıymetli çalışmalarından olan “Kalplerin
Keşfi” adlı eserinde, bu Hadis-i Şerif ile ilgili görüşlerine
bakacağız şimdide...
Değerli dostlar. Bu vesile ile de bu kutlu yolda bu güne kadar
bizlere doğru bilgilerin ulaşması uğruna emek harcayan cümle gönüllerden
HAKK razı olsun ve Peygamber efendimiz(s.a.s)in sancağı altında
toplanmayı nasip eylesin(amin).
Şimdi sözü Hocamıza bırakalım, bakalım birilerinin, kıyametin tarihini
vermesine gerek var mı?
“Devlet malı belirli çevrelerin menfaati yapıldığı”
Devlet malı birkaç şahsın elinde olacak ve bunu istedikleri gibi
kullanacaklar. Kim fazla çalarsa o çok rağbet görecek. Devleti idare
edenler, halka ait malları kendi üzerlerinde toplamaya çalışacaklar,
halkın kazancını vergiler vasıtası ile ellerinden alacaklar ve bunu
rahatça hem yiyecekler hem de yığacaklar. Kendileri büyük refah
içinde yaşayıp halk sıkıntı çekecek. Zalimin zulmü artacak, mazlum
ise inleyecek. Çünkü onlar Hakk’a yönelmeyecek, halka yönelecek.
Her yöneldiği kimse başına kaynar su dökecek 'yandım!”diyecek, yine
ona sokulacak. Niçin? Şaşkın olduğu için. Fakat hakikat ehli yine
kanaat sebebi ile huzurludur. O , halka hiçbir zaman rağbet etmez.
Hazret-i Allah-a ve Resulüne rağbet eder. Fakat bunlarda pek azdır.
“Emanet kelepir ve zekat angarya satıldığı.”
Bu kötülük zamanında emanet ganimet bilinecek, onu vermemeye gayret
edilecek.
Binaenaleyh böyle bir zamanda çok tedbirli olmak gerekiyor. Çünkü
itimat kalmamıştır. Bununda sebebi kalpte imanın olmayışıdır.
“İlim dinden başka gaye için tahsil edildiği.”
İlim Allah için değil, memuriyet için, geçim için tahsil edilecek.
Görünüşte ilim tahsil ediyor denilecek, fakat menfaat, nam ve şöhret
için tahsil edilecek, onların Allah’u teala ile ilgileri olmayacak.
“Kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu.”
İşte böyle bir zamanda amellerinin karşılığı olarak Allah-u teala
onların başına kadın idareciler getirir. Bu kötü icraat onların
amelidir.
“Dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı.”
Dinden imandan uzaklaşan bir millet, Allah-u tealanın her emrini
bıraktığı gibi;
“Biz insana anne ve babasına iyi davranmasını tavsiye
etmişizdir.”(Ahkaf:15) Emr-i şerifini de bırakmıştır. Kalbi
tamamen ters döndüğü için, ana babasına yapamadığını başkalarına
yapıyor.
“Mescidlerde gürültüler baş gösterdiği.”
Gerçek manada tazim ve saygı kalkacak, herkes aklına geleni söyleyecek.
Tabii ki bu söylenenlerin hepsi ahkama mugayir olacak.
“Fasık kimsenin kabilenin başına geçmesi.”
Bu seyyiat zamanı öyle bir devirdir ki, baştakiler hep fasık ve
münafık olacak.
“Aşağılık adamın milletin lideri olduğu.”
Halkın içinden asaletsiz, şerefsiz, haysiyetsiz insanlar milletin
başına geçecekler. Yani ayak takımı başa, baştakiler altına alınacak.
“Şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu.”
O zalimler başa geldiğinde şerleri çok olacak. Halk korkup menfaatlerinden
onlara boyun eğmek zorunda kalacaklar.
“Şarkıcı kadınlar ve çalgı aletleri türediği.”
O zamanda bunlara itibar edilecek. Bütün fuhuş, fenalık, rezalet
alenen meydanda olacak ve bunlara rağbet edilecek. Allah-u teala
onlara lanet eder ve hiçbir surette rahmet nazarı ile bakmaz.
“Ve bu milletin sonunda gelenler, evvel gelenleri
lanetlediği.”
Öyle bozuk bir nesil gelecek ki, o kadar asaletsiz türemeler türeyecek
ki , öyle piçler zuhur edecek ki, ecdadı ile övünmeyecek de, içindeki
kötülüğü onlara hamledecek, bu asaletsiz ayak takımı onlara hakaret
nazarı ile bakacak. Oysa gecen devirler, değil Müslümanları, dünyayı
hayrete düşüren en güzel hasletlerle dolu idi. Onlar iman, şecaat,
cesaret, adalet, fazilet sahibi idiler. “İşte o zaman kızıl bir
rüzgar, zelzele, yere batma, şekil değiştirme, taşlama ve ipi kopan
bir kolyenin tanelerinin birbiri ardı sıra ile gitmesi gibi birbirini
takip eden alametler beklesinler.” Kırmızı rüzgar, yani insanlar
bu hale geldikten sonra harp felaketini bekleyin. Allah-u teaala
bu vesile ile intikamını alır ve o milletin helakına vesile olur.
Bu azgınlığın cezası böyle olur. Bunlar küçük alametlerdir ve bunlar
sıra ile geliyor. Bunlardan sonra büyük alametler zuhur etmeye başlar.
Kıymete değer gönüller burada değerli hocamızın sözleriyle son
veriyoruz.
Kimsenin inançlarımız ile oynamaya hakkı olmadığını buradan tekrar
haykırıyoruz.. Herkes haddini bilerek bu MİLLET’in değerlerine saygı
göstermek zorundadır. Vesselam...
GÖNÜL DERYASINDA DALGIÇ OLUP SEVDANIN İNCİSİNE KULAÇ ATAN GÖNLÜ
SEVGİ DOLU YÜREKLERE SELAM OLSUN.
Alperen, 9 Nisan 2003 / Ötüken
|