|


Padişahlığı zamanında yıkılmak üzere olan devleti ayakta tutacak
en iyi tedbir ne ise onları tereddüt etmeden yerine getirdi. Devletin
yıkılmasını tam 33 sene geciktirdi. Devrinde yapmış olduğu işleri
aydın geçinen tabaka ( dönme yahudiler ve masonlar ) hariç, herkes
takdirle karşılıyordu. Aleyhine her türlü iftiralar en kötü isnatlar
uyduruluyor ve Avrupa devletlerinin himayesindeki gazeteler (günümüzdeki
paçavralar gibi) bu iftira ve isnatları hiç durmadan aralıksız yazıyorlardı.
Hiç yılmadan ve bıkmadan, Devlet-i Aliyyeyi 33 sene idare etti.
Dünya savaşının çıkacağına inanıyor, çıktığında ise Osmanlı Devletini
kurtaracak şeyin, ancak denizlerde kuvvetli bir devletin yanında
savaşa katılmak olduğunu düşünüyordu. Tahttan indirildiğinden hemen
sonra bu görüşünün tamamen zıddı yapılmış, koca devlet de tamamen
yıkılmıştı.
Prens Bismark'a göre 100 gram aklın 90 gramı Abdülhamid Han'da,
5 gramı kendisinde, 5 gramı da diğer siyasilerdedir.
En büyük talihsizliği devleti en kötü şartlar altında eline almış
olmasıdır. Son derece dindar ve namuslu idi. Zevk ve sefaya düşkün
değildi. Abdestsiz olarak hiç bir devlet işine imza atmadığı meşhurdur.
1908 senesinde düzmece bir irtica olayını bahane ederek tahttan
indirdiklerinde yüksek bir veli derecesinde olan Büyük Hakan; '-Bu
Cenab-ı Hakk'ın takdiridir.' diyerek elinde muazzam kuvvetler olduğu
halde müdahale bile etmeden tahtını terketmiştir.
Tahttan indirilmesinde birinci derecede YAHUDİLER'in rolü vardı.
Çünkü daha o zamanlar YAHUDİLER Filistin'den toprak istemişler,
Sultan Abdülhamid reddetmişti.
|