AIDS’TEN DAHA TEHLİKELİ BİR BELÂ

Herkül Millas’ın alçakça tecâvüzünden sonra artık bir kez daha anlaşılmıştır ki, bizim bu köşede sık sık belâsına dikkat çekmek mecburiyetinde kaldığımız Hocaefendi’ye de bir yanına ermeni, öte yanına Rum Patriği’ni almadan iftar sofralarına oturmayan bu Hocaefendi’nin sinsi birer rahip gibi aramızda dolaşan Kilise Muhibbanı hâlifelerine de
hedef olarak yalnız ve sâdece Türk Milliyetçiliği gösterilmiştir!

Evet!
Eğer bu böyle olmasaydı, o Kilise Muhibbanı, Cenab-ı Hakk’ın Türk olarak yaratmaya lâyık bulmadığı muhtelif yerel haşerâtı Türk Milliyetçiliği’ne saldırmaları için kiralar mıydı?
Ve Türk Milliyetçiliği’ne sövdükleri ölçüde paraya boğar mıydı onları?
Şimdi şahsiyetlerini şekillendiren aşağılık duygusunu tatmin etmek için Türk Milliyetçiliği’ne alçakça saldıran o ermeni çocuğundan, muhtelif Balkan döküntüsü ve Kafkas süprüntüsünden sonra bir de yunanlı buldular.
Adı Herkül Millas!

Bu herif, muhtemelen Yunan Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreu’nun yönlendirdiği Andreas Papandreu Vakfı’nın etrafında çalışan Diyalog Gurubu’na mensup yazarlardan biri.
Bizim "millî duygu ve millî asabiyeti aşındırıp, Türk Milleti’ni ecnebi taleplerini kabul etmeye hazır hâle getirmek maksâdıyla tezgâhlanan bir papalık ketenperesi" dediğimiz Dinlerarası Diyalog var ya, işte kasteddiğimiz diyalog, o diyalogtur!
Şu ilişkiler düğümüne bakın lütfen.
Yunan İstihbarat Örgütü’nün elemanları arasında bulunan Herkül Millas, Hocaefendi’yi görmek için Amerika’ya kadar gider.

Türkiye’den tüydükten sonra bir kardinal tarafından ağırlanmakta olan Hocaefendi’yle görüşür. Nasıl bir karara varırlar bilinmez ama Herkül Millas Yunanistan’a döndükten uzunca bir süre sonra Hocaefendi’nin gazetesinde "milliyetçiliğin SARS ve AIDS’den daha tehlikeli bir belâ olduğunu" yazar.
Neden?

Çünkü Türk Milleti’ni vâreden ve ayakta tutan kudret milliyetçiliktir de ondan!
Benim bu Herkül Millas’la da, diğerleriyle de herhangi bir meselem yok.
Fakat şu Dinlerarası Diyalog meselesinin artık anlaşılması lâzım.
Ey okuyucu! Bu Dinlerarası Diyalog, sana hıristiyanlığı kabul ettirmek
için II. Vatikan Konsili’nde kararlaştırılan bir papaz siyasetinin adıdır! Bakın Papa Jean Paul, "Kurtarıcı Misyon" adlı genelgesinde bu durumu nasıl açıklıyor:

"- Dinlerarası Diyalog, kilisenin bütün insanları kiliseye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır. Karşılıklı bilgilenme ve anlayışı zenginleştirme vâsıtası ve metodu olarak diyalog, misyona zıt değildir. Esasen misyon ve misyonun şekilleriyle diyalog arasında özel bir bağ
vardır. Bu misyon aslında Mesih’i ve İncil’i bilmeyenlere ve diğer dinlere
mensup olanlara yöneliktir."

Papalığa bağlı Dinlerarası Diyalog Sekretaryası’nın Başkanı olan Pietro Rossana, dinlerarası diyalogtan maksâdın ne olduğunu şöyle ifade etmektedir:
“- Diyalogtan söz ettiğimizde açıktır ki, bu faaliyeti kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil’i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilisenin bütün faaliyetleri üzerinde taşıdığı şeyleri, yâni Mesih’in sevgisini ve Mesih’in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple
diyalog, kilisenin İncil’i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yeralır.”

Öyleyse bu tabloda Hocaefendi’nin ve gazetesinin yerini tâyin etmek herhalde güç olmayacaktır!

Ve öyleyse bu Diyalog Gurubu, SARS’tan da, AİDS’ten de daha tehlikeli bir belâdır!

Necdet Sevinç, yenicag@gazeteyenicag.com, 26 Temmuz 2003

 
TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI İBRETLİK