Arsiv 2000-2001-2002-2003
 

BİRLİK

“Dağ dağa kavuşmaz ama, insan insana kavuşur!”

Ülkücü, bir davaya inanan ve onu hedefine ulaştırmaya çalışan insandır. Türk-İslam Ülkücüleri’de, Allah kelamını yükseltmeyi gaye edinen Türk Milliyetçileridir. Davayı hedefine vardırmak için bazı unsurlar vardır. Bu unsurlardan eksiklik, hedefe ulşmak ta gecikmelere, hatta başarısızlıklara sebep olur. Ülkücü Hareketin davası insan sevgisine dayanır. İnsanı yaratılmışların en şereflisi kabul eder. Dolayısıyla, inanmiş insan davamızın yapı taşıdır. Ülkücü Hareket’e gönül vermiş ülkücülerin de organize güç olarak biraraya gelmesi, davanın hedefe ulaşmasında en büyük fonksiyondur. İnanç birlikleri olduğu halde, çeşitli sebeplerden biraraya gelemeyen toplulukların ciddi bir güç oluşturmaları düşünülemez. İttifak temin edemeyen dava insanlarının, davalarını gerçekleştirebilmeleri için fevkalade haller veya mucize gerekir. Davalarını bütün olumsuz şartlara rağmen gerçekleştiren bir topluluğa en güzel örnek, yüce Sahabe-i Kiram’dır. Davalarını gerçekleştirmedeki en büyük amiller, hak davayı savunmaları, birlik ve beraberlik içinde olmalarıdır. Davamız haktır, bundan endişe etmemiz mümkün değil. Yalnız başarı için, birlik ve beraberlik temin etmek zorundayız. Sahabe, Allah’ın emirlerine harfen uymuş, her hususta kainatın efendisi Hz. Resulullah’ın (s.a.v) sözünden dışarı çıkmamışlardır. Allah “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle çekişmeyin, yoksa devletiniz gider. Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle beraberdir” (Enfal Suresi, 103) emrine uymuşlardır. Bütün imkansızlıklara rağmen birlik ve beraberlik içerisinde mücadele edip, başarıya ulaşmışlardır. İki cihan sultan Hz. Resulullah (s.a.v) sahabeye her zaman birlik ve beraberliği telkin etmiş, zaferin sırrının bunda olduğuna defalarca işaret etmiştir. “Bütün mü’minler birbirine merhametle, muhabbetle lütüf ve atıfet hususlarında sanki bir vücut misali görürsün. O vücüdun bir uzun hastalanınca, vücudun öbür azaları, birbirlerine hasta azanın elemini uykusuzlukla, hareketle iştiraka çağrırlar (hasta uzun elemini paylaşırlar). (Buhari’den) Hadis-i Şerif-i müslümanların nasıl birlik ve beraberlik içersinde olduğunu anlatıyor. Resulullah (s.a.v.) birliği ve beraberliği bozanları da daima kötülemiş, bundan bütün müminler nehyetmiştir. “Ara bozmak için laf götürüp getiren kimse cennete
giremez” buyurarak, birlik bozanların Allah katında büyük cezalara çarptığı bütün müslümanlara duyurmuştur. Cenab-ı Zü’l-Celal ve O’nun Rasul’ü, birlik ve beraberliği sahabeye ve bütün insanlara emretmiştir. Bizler de inanç sahiplerinde olduğumuzu iddia
ediyoruz. Ülkücü Hareket’in davası için binlerce arkadaşımızı toprağa verdik, bir o kadar arkadaşımız da güneş ışığına hasret demir parmaklıklar arkasında büyük metanet, sabır ve ağırbaşlılıkla çile doldurdular/doldurmaktadır. Bunun dışındaki mağdurlarımızın da sayısı pek az değildir. Allah ve Rasulü’nün emirleri bellidir. Mağdurlarımızın durumu da aşikardır. Bunlar karşısında bizlerin, büyük iddia sahibi insanların durumu ortadadır. Hepimiz vebal altındayız. Öbür dünyada şehitlerimiz, cezaevlerinde halen daha yatan arkadaşlarımız bizlere soracaklar “ne yaptınız?” diye. Acaba onlara ne cevap vereceğiz? Mükemmel işler mi başardık? Yoksa bazı problemleri haledemedik, biraraya gelemedik mi diyeceğiz? Elimizi vicdanımıza koyup, nefsimizi birtarafa atıp, bunları sakin bir kafayla düşünmeliyiz. Sonra da, en küçüğünden en büyüğüne kadar bütün insanlarımızın birlik ve beraberlik içinde olması gerektiğinin idrakine varmalıyız. Davayı hedefine ulaştırmanın mağduriyetleri gidermenin tek yolu organize güç olup, biraraya gelmek, demokrasinin kuralları içersinde iktidar olmaktır. Bölük pörçük insanların ne yapıp ne yapmayacaklarını tahmin etmek “BUGÜN” zor değildir!
Son gelişmeleri biraz yakından takip edersek, Milliyetçi Hareket’in kim kimler tarafından ve hangi politikalarla dağitilip, gayri milli güçlere hizmet ettirilmek istendiğini tespit etmek çok kolaydır. Ülkücü Hareket’in dışındaki bütün güçler bizlerin biraraya gelmemesi için olağanüstü gayret sarfetmektedirler ve O “kimler” buna ışık tutmakdadır. Gerçek Türk
Milliyetçilerinin nefslerini yenerek çok az bir çaba göstermesi birliği sağlamaya, üzerimizde oynan oyunları bozmaya yetecektir.

Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin

Allah’a emanet olun

Özgür Çelik, 26 Ağustos, Almanya

 
TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI İBRETLİK