|
BİRLİK
“Dağ dağa kavuşmaz ama, insan insana kavuşur!”
Ülkücü, bir davaya inanan ve onu hedefine ulaştırmaya çalışan insandır.
Türk-İslam Ülkücüleri’de, Allah kelamını yükseltmeyi gaye edinen
Türk Milliyetçileridir. Davayı hedefine vardırmak için bazı unsurlar
vardır. Bu unsurlardan eksiklik, hedefe ulşmak ta gecikmelere, hatta
başarısızlıklara sebep olur. Ülkücü Hareketin davası insan sevgisine
dayanır. İnsanı yaratılmışların en şereflisi kabul eder. Dolayısıyla,
inanmiş insan davamızın yapı taşıdır. Ülkücü Hareket’e gönül vermiş
ülkücülerin de organize güç olarak biraraya gelmesi, davanın hedefe
ulaşmasında en büyük fonksiyondur. İnanç birlikleri olduğu halde,
çeşitli sebeplerden biraraya gelemeyen toplulukların ciddi bir güç
oluşturmaları düşünülemez. İttifak temin edemeyen dava insanlarının,
davalarını gerçekleştirebilmeleri için fevkalade haller veya mucize
gerekir. Davalarını bütün olumsuz şartlara rağmen gerçekleştiren
bir topluluğa en güzel örnek, yüce Sahabe-i Kiram’dır. Davalarını
gerçekleştirmedeki en büyük amiller, hak davayı savunmaları, birlik
ve beraberlik içinde olmalarıdır. Davamız haktır, bundan endişe
etmemiz mümkün değil. Yalnız başarı için, birlik ve beraberlik temin
etmek zorundayız. Sahabe, Allah’ın emirlerine harfen uymuş, her
hususta kainatın efendisi Hz. Resulullah’ın (s.a.v) sözünden dışarı
çıkmamışlardır. Allah “Allah ve Resulüne itaat edin, birbirinizle
çekişmeyin, yoksa devletiniz gider. Sabredin, çünkü Allah sabredenlerle
beraberdir” (Enfal Suresi, 103) emrine uymuşlardır. Bütün imkansızlıklara
rağmen birlik ve beraberlik içerisinde mücadele edip, başarıya ulaşmışlardır.
İki cihan sultan Hz. Resulullah (s.a.v) sahabeye her zaman birlik
ve beraberliği telkin etmiş, zaferin sırrının bunda olduğuna defalarca
işaret etmiştir. “Bütün mü’minler birbirine merhametle, muhabbetle
lütüf ve atıfet hususlarında sanki bir vücut misali görürsün. O
vücüdun bir uzun hastalanınca, vücudun öbür azaları, birbirlerine
hasta azanın elemini uykusuzlukla, hareketle iştiraka çağrırlar
(hasta uzun elemini paylaşırlar). (Buhari’den) Hadis-i Şerif-i müslümanların
nasıl birlik ve beraberlik içersinde olduğunu anlatıyor. Resulullah
(s.a.v.) birliği ve beraberliği bozanları da daima kötülemiş, bundan
bütün müminler nehyetmiştir. “Ara bozmak için laf götürüp getiren
kimse cennete
giremez” buyurarak, birlik bozanların Allah katında büyük cezalara
çarptığı bütün müslümanlara duyurmuştur. Cenab-ı Zü’l-Celal ve O’nun
Rasul’ü, birlik ve beraberliği sahabeye ve bütün insanlara emretmiştir.
Bizler de inanç sahiplerinde olduğumuzu iddia
ediyoruz. Ülkücü Hareket’in davası için binlerce arkadaşımızı toprağa
verdik, bir o kadar arkadaşımız da güneş ışığına hasret demir parmaklıklar
arkasında büyük metanet, sabır ve ağırbaşlılıkla çile doldurdular/doldurmaktadır.
Bunun dışındaki mağdurlarımızın da sayısı pek az değildir. Allah
ve Rasulü’nün emirleri bellidir. Mağdurlarımızın durumu da aşikardır.
Bunlar karşısında bizlerin, büyük iddia sahibi insanların durumu
ortadadır. Hepimiz vebal altındayız. Öbür dünyada şehitlerimiz,
cezaevlerinde halen daha yatan arkadaşlarımız bizlere soracaklar
“ne yaptınız?” diye. Acaba onlara ne cevap vereceğiz? Mükemmel işler
mi başardık? Yoksa bazı problemleri haledemedik, biraraya gelemedik
mi diyeceğiz? Elimizi vicdanımıza koyup, nefsimizi birtarafa atıp,
bunları sakin bir kafayla düşünmeliyiz. Sonra da, en küçüğünden
en büyüğüne kadar bütün insanlarımızın birlik ve beraberlik içinde
olması gerektiğinin idrakine varmalıyız. Davayı hedefine ulaştırmanın
mağduriyetleri gidermenin tek yolu organize güç olup, biraraya gelmek,
demokrasinin kuralları içersinde iktidar olmaktır. Bölük pörçük
insanların ne yapıp ne yapmayacaklarını tahmin etmek “BUGÜN” zor
değildir!
Son gelişmeleri biraz yakından takip edersek, Milliyetçi Hareket’in
kim kimler tarafından ve hangi politikalarla dağitilip, gayri milli
güçlere hizmet ettirilmek istendiğini tespit etmek çok kolaydır.
Ülkücü Hareket’in dışındaki bütün güçler bizlerin biraraya gelmemesi
için olağanüstü gayret sarfetmektedirler ve O “kimler” buna ışık
tutmakdadır. Gerçek Türk
Milliyetçilerinin nefslerini yenerek çok az bir çaba göstermesi
birliği sağlamaya, üzerimizde oynan oyunları bozmaya yetecektir.
Tanrı Türkü Korusun ve Yüceltsin
Allah’a emanet olun
Özgür
Çelik, 26 Ağustos, Almanya
|