İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

 

Bu sükût neden?

Abdülhamit iktidarda bulunduğu sürece, rusların Türkiye’ye karşı
kışkırtmak istediği Balkan kavimlerini, özellikle kilise meselesinde
birbirleriyle mücadeleye mecbur eden müzmin ihtilaflar çıkararak devleti
düşman tecavüzünden korumaya çalışmıştı.

Başarılı da olmuştu.
Fakat gaflet, dalalet ve Türk ırkının evlâdı olmayan mensuplarının da
resmen hıyanet içinde bulunduğu İttihat Terakki Hükûmeti, meşhur
Kiliseler Kanunu’nu çıkararak, Balkan milletlerini elaltından Türkiye’ye
karşı örgütleyen rusların emellerine âlet oldu.
Yâni devlet idaresini elegeçiren ahmaklarla hainler, Türkiye’ye
saldırmak için fırsat kollayan Balkan kavimleri arasındaki ihtilafların
çözümlenmesine, uyuşmazlık sebeplerinin de ortadan kaldırılmasına yardım
ettiler.
Bu ihanet yasası 3 Temmuz 1911’de çıkmıştı.
8 Eylül 1912’de Balkan devletleri birleşip, üstümüze geldiler. Daha
sonra sarhoş bulgar askerlerini ellerinde şarap şişeleri olduğu hâlde,
çamurlu postallarıyla birlikte Selimiye Camii’nde, yâni hârim-i
ismetimizde gördük biz! Şimdi benzeri bir kilise sorununu gene
yaşıyoruz.
Fakat tıpkı 1911’de olduğu gibi AKP Hükûmeti, içine çekilmek
istendiğimiz girdabın farkında bile değil.
Evlenme, boşanma, ölüm, vaftiz gibi dinî görevleri ifâ etmekten başka
hiçbir yetkisi olmayan Rum Patriği 10 yıldan beri kendini ekümenik ilân
etti.
Biz 10 yıldan beri ortodoks kıskacına alınmakta olduğumuzu yazıyoruz.
10 yıldan beri devleti yönetenlerden çıt çıkmıyor!

Rum Patriği’nin, milletlerarası anlaşmaların ve Türkiye Cumhuriyeti’nin
kendisine vermediği yetkiyi kullanarak ekümenik olması hâlinde, dünya
ortodoksluğunun Türkiye’ye karşı yunan tezlerini destekleyeceğini ve bu
faaliyetin Fener’den yönetileceğini haykırıyoruz.
Çıt yok!

Papazın, Safranbolu, Aydın, Alaşehir, Silifke, Sivas, Maçka,
Şebinkarahisar gibi bir tek rumun bulunmadığı tam 21 il ve ilçe
merkeziyle, Girit, Onikiada, İngiltere, Almanya, Avusturya, İtalya,
Belçika ve Yeni Zelanda’ya metropolitler ve başpiskoposlar tâyin
ettiğini, yarın bütün bu merkezlerde Türk aleyhtarlığının
başlatılacağını yazıyoruz, Allah’ın bir tek kulu ağzını açmıyor!
Patrik, bulgar rahip Kostof’u azlederek, aslında Ankara’yı iplemediğini
bir kez daha gösterdiği hâlde haddini bildiren yok!
Ramazan gelince de bu papaz efendi, Fethullah Hoca’nın sofrasından
kalkıp, Diyanet Başkanı’nın masasına oturuyor. İtibar görüyor.
İtibar sâhibi yapılıyor. Nüfüs sâhibi yapılıyor.
Biz bu konudaki son yazımızı Patrik Efendi, Vatikan Büyükelçisi
tarafından ekümenik ilân edildiğinde yazmıştık.
Bu, bırakın Avrupa haritasını, İtalya haritasında bile sinek pisliği
kadar yer işgal etmeyen Vatikan’ın Türkiye’ye meydan okuması demekti!
Bu meydan okumanın ardından CHP İstanbul Milletvekili sayın Onur Öymen,
Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e, Rum Patriği ile, Vatikan
Büyükelçisi’nin ikâz edilip, edilmediğini sordu.
Öymen’in soru önergesine şu ana kadar cevap verilmedi.
Önce Ulusal Kanal, birkaç gün sonra da Yeniçağ, Türkiye Cumhuriyeti’nin
Sofya Büyükelçisi Haydar Berk’in patriğin elini öperken çekilmiş film ve
fotoğraflarını yayınladı.
Büyükelçi’nin papazın elini öpmesi demek, sayın Turan Özlü’nün ifade
ettiği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin papazın elini öpmesi demektir.
Fakat o elçi hâlâ görevinde, hâlâ bizi temsil makâmında oturuyor!
Ve hâlâ susuyor Türkiye...

Necdet Sevinç, 25 Haziran 2003


TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI