|
BU VATAN TÜRK’ÜN OLMAZSA OLMAZ!

Olmazsa olmaz!... AB’ye uyum yasaları adı altında ülkemize dayatılan
maddelerin tarihi senaryoların bir parçası olduğunun farkındayız
ve bu senaryoların her zaman başrollerinde ortodoks kiliseleri ve
ortodoks kiliselerinin büyük bir bölümünün merkezi olan cihan patrikhanesi
( fener rum patriği- İstanbul) yürütmeye başlamıştır tarihi süreçte.
Oynanan bu
senaryonun tarihi gelişimine bakmamız gerektiğinin bilinci ile sizleri
tarihin derinliklerine zaman tünelinde bir geziye davet ediyorum
buyurun beraber gezelim!...
Fatih sultan Mehmet han hazretleri İstanbul’da Bizansı ve Doğu
Karadeniz’de pontusu ortadan kaldırmıştır. Fakat Rum ahaliyi insani
kaygılar ile hür yaşatmıştır. Ne yazık ki bu zaman tüneli ilk olarak
bizlere istiklal savaşı günlerinde, Anadolu’ya Yunan ordusu ileberaber
Rum kavminin, barbar eşkıya sürüleri halinde Müslümanları boğazladıklarını
gösteriyor.
“Herkesin hatırlayacağı gibi zaman tüneli bizleri şimdi çok uzak
bir tarihe değil 20.09.1997 ye götürüyor neler olmuştu bu tarihte
! Pontusu diriltmek üzere Yunan patriğinin öncülüğün de Trabzon’a
çıkmaya kalkan kafileye destek veren , bizim yöneticilerimiz ve
aydınlarımız olarak bilinen kara cahillerde bu vatanı sokakta bulmadığımızı
iyice anlamak için Pontus meselesine, Trabzon da ki liselerimiz
ve ortaokullarımıza kadar inmiş olan misyonerlik
faliyetlerine eğilmelerini arzuluyoruz” Pontus sözü ; eski Yunanlıların
Karadeniz’e verdikleri bir isimdir. Birinci Dünya savaşı sonrası
Yunanlılar Anadolu’yu kolayca yuta bilmek için bu bölgemizde yaşayan
Rumları da isyana sevk etmişlerdir. Bu sevk de patrik hane , metro
polithaneler ve yabancıokullar başrollerde bulunuyordu. Yunanlılar
batı Anadolu da zalimce ilerlerken DoğudaTürklerin karşısına ikinci
bir cephe için buralarda yaşayan
Osmanlı Rumlarını piyon olarakkullanmışlardır. Silahlı isyana kalkışan
Rumlara karşı Ankara hükümeti merkez ordusunugörevlendirmek zorunda
kalmıştır. Merkez ordusu silahlı isyanı bastırdı. Ancak geride yakılmış
ve yıkılmış yüzlerce Türk köyü bulunuyordu , silahsız Türkler köylerine
saldıran Rum çeteleri yüzlerce günahsız insanımızı öldürmüşlerdi.
Kadınlar, çocuklar zavallı ihtiyarlarda kurbanlar arasında bulunuyorlardı.
Gözü dönmüş
Rum çeteleri kendilerine katılmayan Rumları bile öldürmekten çekinmiyorlardı.
Bunlara karşı Türk hükümetinin almış olduğu tedbirler ise yaygaracı
Rumlar tarafından büyük bir ustalık ile dünya kamuoyuna zulüm olarak
gösterilmiştir. Böylece kendilerinin mazlum olarak göstererek Yunan
Megola-idea’sını gerçekleştirmeye çalışanlar dünya kamuoyunu kendi
yönlerinde şartlandırmaya çalışmaktadırlar.
Tarihin acı noktalarını bizden unutmamızı isteyen sözde aydın ve
yöneticilerimizin Pontus meselesine vakıf olup bu yüce millet adına
koyulması gereken tavrı koymalarını arzu
ediyoruz!... MEGOLA İDEA ; büyük ideal , büyük fikir ilk olarak
Filistinde bir papaz olan Rigos Ferroros adlı bir rum tarafından
gündeme getirilmiştir. İlk olarak; İstanbul tekrar ele geçirilecek!...
“ buraya büyük dikkat dostlar bunları okurken bir taraftan da bu
gün AB uyum yasaları adı altında vakıflar ve azınlıklar maddesinidüşünmenizi
rica ediyorum sözde aydın ve yöneticilerimiz olan ne idiğü belirsiz
varlıklarıntavırlarını göz önünde bulundurup adam gibi duruş nerden
geldi her zaman ki gibi”Yunanistan ,Girit , Rodos ,Kıbrıs, Ege adaları,
Anadolu ve Büyük İskender’in fethettiğiİskenderiye ye kadar olan
topraklar işgal edilecektir. Helen İmparatorluğu olarak kabuledilen
büyük İmparatorluğun başkenti İstanbul olacaktır. Bu düşünceden
hareketle ; 1791-1796 yılları arasında Bükreş’te
ilk defa Megola-idea haritası hazırlanmıştır. Sonradan 12 sayfa
olarak harita Viyana da basılmıştır. Megola-idea’nın gerçekleştirilmesi
için (konumuzun başında da belirttiğimiz gibi)teşkilat kurma çalışmaları
Ortodoks kiliseleri ve Ortodoks kiliselerinin büyük bir bölümünün
merkezi olan Cihan patrik hanesi ( Fener Rum Patrik hanesi-İstanbul)
tarafından yürütülmeye başlanmıştır. Bunlar Cihan patrik hanesi
, kiliseler kardeşlik çağrısı ve iyi yeğenler adı altında Osmanlıcihan
devleti sınırları içerisinde yaşayan
Hıristiyanları Megola-idea fikrine yaklaştırmışlardır. Megola idea
( büyük fikir) hedefleri içersinde bulunan , Kıbrıs adasınınYunanistan’a
katılmasını sembolleştirerek ideanın parolası haline getirilmiştir.
Demek oluyor ki ; Kıbrıs ilk megola idea haritasının çizilmeye başlandığı
1791 yılından beri Rumların gündemindedir.şimdi birde bu gün kurtuluşumuz
olarak sunulan Avrupabirliğinin Türk devletinden Kıbrıs hakkındaki
istekleri neler acaba
onu da sizlere bırakıyorum ve tekrar konumuza dönelim Bu cennet
mekan vatanımızda düşünülmedenkonuşulan o kadar çok sözler vardır
ki ; mesela Karadeniz bölgesinde yaşayanlara laz, Trabzon civarında
eski Rumca kelimelerle Türkçe’yi karışık kullananlara Rum ,doğuda
yaşayanlara Kürt denildiği gibi... Yunanistan’da yaşayan her fert
Yunanca konuşmalıdır. Pomak, Makedon, Arnavut, ve Türk gruplar büyük
yekün teşkil ettiği halde
Yunanca konuşurlar.Yunanlılarda bunlar için aslen bu gruplar Yunan’dır
fakat dinen Müslüman oldukları için , Osmanlının propagandası ile
kendilerini bizden ayrıgörüyorlar şeklinde planlı bir asimile politikası
işletmektedirler. Bizler ise ağzımızdan çıkan sözleri hiçbir tetkike
tabi tutmadan büyük bir fütursuzluk içinde kullanıyoruz,böylece
de harici
propagandalara , bölücü , yıkıcı ve yayılmacı odaklara hizmet etmiş
olmuyor muyuz ? Fazla değil daha beş yıl önce Karadeniz’i kurtarma
kılıfıyla “Vahiy ve Çevre” konulu uluslar arası toplantıya Trabzon
ülkü ocakları olarak haklı tepkimizi koymuştuk. Olayların iç yüzünü
bilmeyen insanlar ve YUNAN işbirlikçileri koyulan tepkilerin Türk
misafir perverliğine sığmadığını söylemiş hatta hatta büyük ! biriş
adamımız gösterilen tepkiler adına
Türklüğünden utandığını beyan etmiştir. Lakingelişmeler bu iş adamını
ve yandaşlarını, koyulan tepki adına değil , hamiliğinesoyundukları
toplantının sonuçları adına utanca mahküm etmiştir. Zira teşekkülünde
maddi-manevi katkıları olan bu toplantı sonucu dağıtılan Pontus’ça
haritalar şerittifakının amacını ortaya koymuştur. haritalar da
Karadeniz bölgesi ve deniziYunanistan sınırları içersinde gözükmektedir
dostlar bu gün AB’ ye
uyum yasaları kisvesi altında ülkemiz satılmaktadır. Bu parlemento
da olaylara vakıf yine şer odaklarına karşı bu ülke için göğsünü
siper eden bir lider ve onun arkasında kutlu sevdaya tutulmuş olanbir
gönül ordusu var hakk’ın izni ile de tokatımız suratlarında patlayacaktır.
OLMAZSA OLMAZ !...
Bay patrik Bartholomeos, Sayın ! Rahmi Koç, Bay Anglikan rahip
Janes Morton,
Bay Rus Ortodoks Patriği Alexeey, Bay Ürdün Prensi Hasan Bin Tallal,
Bay Ağa
Han ve 20-28 Eylül 1997 “Din, Bilim ve Çevre Sempozyomu oyununun
geçmişteki
ve gelecekteki bilumum aktör ve figüranları; Sizleri tanıyoruz,
sizleri biliyoruz ve sizlere gülüyoruz. Ancak şunu merak ediyoruz.
Acaba sizler üzerinde oyunlar çevirmeye çalıştığınız veya çevrilen
oyunlara bir şekilde alet olduğunuz aziz vatanımızın güzide insanlarını
tanıyor musunuz ?
Bedelini fazlası ile ödeyerek tapusunu aldığımız aziz vatan topraklarının
“ temizlik”
adına kirletilmesine bu millet, şanlı tarihinin hangi döneminde
müsaade
ettik ki, sizler bundan aldığınız cesaretle şer’i planlarınızı tatbik
için bir Türk gölü olan Karadeniz çevresindeki ve esasında , birer
Türk şehri olan Batum, Novariski, Yalta, Odesa, Sulina, Varna, İstanbul.Trabzon
ve Selanik de oturumlar düzenleyerek “çaka” satıyorsunuz ? Sonra
aldığınız görevi tamamlamanın gururu içinde; iyi niyetinden, mecburiyetinden
yada ahmaklığından yararlandığınız dostlarınıza İstanbul’dan el
sallayarak
ayrılıp Yunanistan’a iner inmez askeri törenle karşılanıp biranda
melek maskenizin altında ki akrep yüzünüz ile düşüncelerinizi iğfal
ettiniz insanların barışçı politikalarınızı insancıllık ! adına
temsil etme medeniliğine! Bıyık altından kıskıs gülüp otelinizin
yolunu tuttunuz. Medeni Dünyanın kara cüppeli papazları ile , bu
cüppeler kadar kalpleri kara olan
içimizde ki ahmaklar, size bir kopya verelim de bundan sonraki derslerinize
öyle çalışın: Türkler İslamiyet’ten önce “Türk Cihan Hakimiyeti
Mefkuresi için” İslamiyet ile birlikte “ Nizam-ı Alem için İlahi
kelimetullah Ülküsü”idealine ram oldular. Hiçbir beşeri güç , hiçbir
teknolojik gelişme , hiçbir entrika, hile desise “Yevm’i kıyamet’e”
kadar milletimizi bu asil
hedeflerinden alı koyamıyacaktır. Haydutluk yapıp sonrada merhametine
sığındığınız milletimizin asaletini daha nezamana kadar fırsat olarak
değerlendireceksiniz. Fatih Sultan Mehmet Hanhazretlerinin yüksek
müsemahaları ile adam yerine koyulduğunuzu unutup , Angelos’tan,
Dimitrios’a kadar bilumum ecdadınız size Türk’e yapılan ihanetin
bedelinin ağır olacağını anlatmadı mı ? İki de bir : Nikos temelis,
panayotis kritikos,yorgo rallis,yannis grivas,canis canatakis,leonidas
kirkos, yuannis kapsisleriniz ve sanatcı kılıklı ajan mikis theodorakis
ile miltiyadis evertstelyos papa temeli’lerinizle ülkemizde düzenlettirdiğiniz
törenlere “ Turizm tacirleri” olarak katılıp intikam yeminleri ettiğinizi
toplantılarınızı bilmediğimizi mi sanıyorsunuz ? Dün PKK ve Hizbullah
yarın Trabzon ve çevresinden toplayıp Atina üniversitelerinde okutup
eğiterek vatanına düşman hale getirmeye çalışıp, yarın eline silah
verip “ Karadeniz dağlarında” bağımsızlık mücadelesi yaptıracağınız
insanları bilmediğimizi mi sanıyorsunuz ? Hiç hıristiyan olmayan
Trabzon da ayinler düzenleyerek, sümela manastırında “ kayıp ülke”
orotoryaları seslendirip bunu dini ayin olarak yutturduğunuzu mu
sanıyorsunuz ? Trabzon’daki bütün orta dereceli okulları hedef seçip
insanlarımızın zaaflarını kendi emellerinize yönlendirmeye yönelik
“Kültür ve Sanat” etkinlikleri adı altında ki niyetlerinizi tahlil
edemeyeceğimizi mi düşünüyorsunuz ? Turizm elçileri olarak indiğiniz
Trabzon’umuzun liman sahasında Türk’ün binlerce yıllık
çalgısı olan “kemençe” ile kendinizi karşılattırıp “horon” teperek
şirin gözükmeye çalıştığınız ve bazı ahmaklarımıza ; vay anasına
be... bunlar bizden,bizim gibi, baksana kemençe çalarken adam ağlıyor...dedirttiğiniz
kirli senaryolarınızı Yunan istihbarat örgütünün lüks salonlarında
kaleme aldırttığınızı bilmediğimizi mi sanıyorsunuz ? Papazlar ve
papazcılar...
Ayağınızı denk alın. Türk milletinin dününün, bugününün ve yarınının
teminatı olan altın kalpli,demir yürekli,İbnisina kafalı ve Hz.
Ebubekir sadakatli bu güzide gençliği oldukça bize yapa bileceğiniz
en büyük kötülük; Basarak kirlettiğiniz her karış kutlu vatan toprağını
sizden sonra temizlemek zorunda kalacağımızdır. İçimizde ahmaklar
var , kabul ama
onlardan geri olmadığınız her halinizden belli iyi ki belli... Şimdi
sıkı durun ve aklınızda tutun . Gayri meşru olarak kazanıp İstanbul’u
ve Trabzon’u başkent olarak öğrettiğiniz veled’i zinalarınıza daiyi
öğretin ki : BU VATAN TÜRK’ÜN OLMAZSA OLMAZ! Biliyorum! alem yalnız
ötelere aşık gönüllere dosttur !...
Ali Kodalak
GÖNÜL DERYASINDA DALGIÇ OLUP SEVDANIN İNCİSİNE KULAÇ ATAN GÖNLÜ
SEVGİ DOLU YÜREKLERE SELAM OLSUN.
|