|
EYLEM PLANI
Son günlerde, bazı okuyucularım, milli meselelerde bizzat beni
göreve davet ediyor.
Mitingler düzenlemem, hatta bazı mektuplarda, bir eylem planı geliştirmem
isteniyor. İlgilerine ve güvenlerine teşekkür ederim ama şunu belirtmeliyim
ki bir eylem planı yapacak olsam, herhalde bunu gazete sütunlarından
açıklamazdım. Gerçi aynı ihtiyacı hisseden çok
kimse, genelde “Kuvayı Milliye” temasını kullanarak, yasal organizasyonlar
geliştirmeye çalışıyor. Bizimle de temas kuranlar oluyor. Bazı toplantılara
davet ediliyoruz... Fakat görüyorum ki, bunların bir kısmı, kendilerine
siyasi gelecek kurmaya çalışan ve milliyetçiliğin ticaretini yapmaya
yeltenen kimseler...
Hatta, sepetlerinde pamuk olmadığı için, milliyetçi veya soldaki
ulusalcı yazarları okuyup, üretilen düşünceleri kendilerine aitmiş
gibi aynı gün, hiçbir kaynak belirtmeden sağda solda demeçler vererek
harcayanlar var...
Bunların dışında; alıntı yaptığı orijinal cümleleri, kendi yazısında
kullanıp kaynak belirtmeyenler içinde, profesör olmuş ama aydın
olamamış fikir hırsızları da var tek tük...
Böyle devam ederlerse, yaptıkları hırsızlıkları açıklamak boynumuzun
borcu olsun.
Herneyse, konumuza dönelim... Bu milliyetçilik tüccarları, tertemiz
insanları kendi çıkarları adına kullanmaya soyunmuş...
Bir kısmı da doğrudan devletin bazı birimlerinin kontrolünde!
İçlerinde Sabetaist olduğu söylenen isimler bile var...
Kuvayı Milliye ruhu ile yola çıkacak olanları, şimdiden kontrol
etmeye veya işin başından inisiyatifi ele geçirmeye çabalıyorlar...
İki satırı biraraya getiremeyen, bir zayi ilanı yazmayı bile beceremeyen
insanlar, bir fikri bütünlük kuracak da memleketi kurtaracak!
Biz ismimizin, bu tür organizasyonlar için kullanılmasına izin
vermedik...
* * *
Şimdi, bir Padişah yok ki, bir Mustafa Kemal Paşa görevlendirsin
de Samsun’a göndersin, bir Teşkilatı Mahsusa, bir Karakol Cemiyeti,
bir Mim Mim Grubu yok ki, İstanbul’u da,
Anadolu’yu da örgütlesin...
Tabii, her şey bitmiş değildir, devlet de bitmiş değildir ama,
milletin direniş gücünü temsil eden insanları, yurt çapında, isim
isim tespit ederek tasfiye yoluna gitmek isteyenler de
olabilir, değil mi? Böyle bir vebalin altına nasıl girebilirim ben?
Bu konuda bir ışık isteyenlere buradan açıkça söylüyorum ki kimseden
yardım beklemeyin, tamamen kendi inisiyatifinizle ve çok sınırlı
gruplar halinde örgütlenin!
Kimseden emir almayın, kendi kararınızla hareket edin!
Gün gelir, bütün gruplar birleşir!
Tabii, düşünce üretenler yine üretmeye devam etsin... Bunun bir
sakıncası yok.
* * *
Yine, birçok mektupta MHP ile ilgili değerlendirmeler yapmamız
isteniyor. Bu konuda
seçim sonrası yeteri kadar görüş ortaya koyduğumu sanıyorum. Marifet
iltifata tabidir! Kaldı ki, milliyetçi camiada özeleştiri geleneği
yoktur! Özeleştiri olmayınca gelişme de olmaz...
Pakistanlı bilim adamı Pervez Hoodby’ın sözlerini hatırlatayım:
- Yapıcı bir değişiklik olması için gerçeklerin bütün açıklığı ile
ortaya konulmasından başka çare yoktur.
* * *
Bir de eylem planı, siyasallaşmış kitleleri, doğrudan kontrol
edebiliyorsanız bir işe yarar, aksi halde tek başınıza kalırsınız...
“Kalkın ey ehli vatan dönemi” de bitti artık... Medya,
kitleleri aptallaştırdı... İnsanlar, medya ahlakı ile ahlaklanıyor
her geçen gün... Buna son vermenin yolu, belirli bir sermayeye ve
bağlı olarak medyaya hükmetmekle açılır... Fethullah Gülen bile,
önce para meselesini çözdü değil mi? Milliyetçiler ise kasten geri
bırakıldı. Zengin olanların birçoğu geçmişlerini ve ideallerini
unuttu... Bu şartlara rağmen, bir çıkış yolu bulacağız mutlaka...
Kaldı ki, bu ihtiyacı hisseden sadece bizler değiliz. Türk Milleti,
büyük çoğunlukla olan bitenin farkındadır ve son sözünü söylememiştir...
Arslan Bulut, 5 Nisan 2003, Yeniçağ
|