İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR
W W W . O T U K E N . N E T _________________
 

EYLEM PLANI

Son günlerde, bazı okuyucularım, milli meselelerde bizzat beni göreve davet ediyor.

Mitingler düzenlemem, hatta bazı mektuplarda, bir eylem planı geliştirmem isteniyor. İlgilerine ve güvenlerine teşekkür ederim ama şunu belirtmeliyim ki bir eylem planı yapacak olsam, herhalde bunu gazete sütunlarından açıklamazdım. Gerçi aynı ihtiyacı hisseden çok
kimse, genelde “Kuvayı Milliye” temasını kullanarak, yasal organizasyonlar geliştirmeye çalışıyor. Bizimle de temas kuranlar oluyor. Bazı toplantılara davet ediliyoruz... Fakat görüyorum ki, bunların bir kısmı, kendilerine siyasi gelecek kurmaya çalışan ve milliyetçiliğin ticaretini yapmaya yeltenen kimseler...

Hatta, sepetlerinde pamuk olmadığı için, milliyetçi veya soldaki ulusalcı yazarları okuyup, üretilen düşünceleri kendilerine aitmiş gibi aynı gün, hiçbir kaynak belirtmeden sağda solda demeçler vererek harcayanlar var...

Bunların dışında; alıntı yaptığı orijinal cümleleri, kendi yazısında kullanıp kaynak belirtmeyenler içinde, profesör olmuş ama aydın olamamış fikir hırsızları da var tek tük...

Böyle devam ederlerse, yaptıkları hırsızlıkları açıklamak boynumuzun borcu olsun.

Herneyse, konumuza dönelim... Bu milliyetçilik tüccarları, tertemiz insanları kendi çıkarları adına kullanmaya soyunmuş...

Bir kısmı da doğrudan devletin bazı birimlerinin kontrolünde!

İçlerinde Sabetaist olduğu söylenen isimler bile var...

Kuvayı Milliye ruhu ile yola çıkacak olanları, şimdiden kontrol etmeye veya işin başından inisiyatifi ele geçirmeye çabalıyorlar...

İki satırı biraraya getiremeyen, bir zayi ilanı yazmayı bile beceremeyen insanlar, bir fikri bütünlük kuracak da memleketi kurtaracak!

Biz ismimizin, bu tür organizasyonlar için kullanılmasına izin vermedik...

* * *

Şimdi, bir Padişah yok ki, bir Mustafa Kemal Paşa görevlendirsin de Samsun’a göndersin, bir Teşkilatı Mahsusa, bir Karakol Cemiyeti, bir Mim Mim Grubu yok ki, İstanbul’u da,
Anadolu’yu da örgütlesin...

Tabii, her şey bitmiş değildir, devlet de bitmiş değildir ama, milletin direniş gücünü temsil eden insanları, yurt çapında, isim isim tespit ederek tasfiye yoluna gitmek isteyenler de
olabilir, değil mi? Böyle bir vebalin altına nasıl girebilirim ben?

Bu konuda bir ışık isteyenlere buradan açıkça söylüyorum ki kimseden yardım beklemeyin, tamamen kendi inisiyatifinizle ve çok sınırlı gruplar halinde örgütlenin!

Kimseden emir almayın, kendi kararınızla hareket edin!

Gün gelir, bütün gruplar birleşir!

Tabii, düşünce üretenler yine üretmeye devam etsin... Bunun bir sakıncası yok.

* * *

Yine, birçok mektupta MHP ile ilgili değerlendirmeler yapmamız isteniyor. Bu konuda
seçim sonrası yeteri kadar görüş ortaya koyduğumu sanıyorum. Marifet iltifata tabidir! Kaldı ki, milliyetçi camiada özeleştiri geleneği yoktur! Özeleştiri olmayınca gelişme de olmaz...

Pakistanlı bilim adamı Pervez Hoodby’ın sözlerini hatırlatayım: - Yapıcı bir değişiklik olması için gerçeklerin bütün açıklığı ile ortaya konulmasından başka çare yoktur.

* * *

Bir de eylem planı, siyasallaşmış kitleleri, doğrudan kontrol edebiliyorsanız bir işe yarar, aksi halde tek başınıza kalırsınız... “Kalkın ey ehli vatan dönemi” de bitti artık... Medya,
kitleleri aptallaştırdı... İnsanlar, medya ahlakı ile ahlaklanıyor her geçen gün... Buna son vermenin yolu, belirli bir sermayeye ve bağlı olarak medyaya hükmetmekle açılır... Fethullah Gülen bile, önce para meselesini çözdü değil mi? Milliyetçiler ise kasten geri bırakıldı. Zengin olanların birçoğu geçmişlerini ve ideallerini unuttu... Bu şartlara rağmen, bir çıkış yolu bulacağız mutlaka... Kaldı ki, bu ihtiyacı hisseden sadece bizler değiliz. Türk Milleti, büyük çoğunlukla olan bitenin farkındadır ve son sözünü söylememiştir...

Arslan Bulut, 5 Nisan 2003, Yeniçağ


TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI!