|
GÜL GİBİLERE HAD BİLDİRMENİN YOLLARI VARDIR.
Yahudilerin,
Türkiye'ye önce başbakan, sonra başbakan yardımcısı ve dışişleri
bakanı yaptığı Abdullah Gül, yine KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş'ı
hedef aldı. Abdullah Gül, KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş için;
"Filistinli çocuklar
ülkelerini taşlarla sopalarla savunurken, senin insanların Rumlar'la
birleşme olmadığı için seni protesto ediyor" dedi ve yine haltın
büyüğünü yedi. Uçakla İsrail'in üstünden geçerken kasap Şaron'a
selam duran alçak, sıkılmadan Filistinli çocukların ismini ağzına
almış.
Gül gibi, Tayyip Erdoğan gibi daha nice hainlerin,
Türk Milletinin gözünün içine bakaaa baka hem de en tepeden küfür
edercesine bu hakaretlerine katlanmaya devam ediyoruz.
Halbuki Türkiye Cumhuriyeti'nin bir MİT'i var, ondan
da evvel Türk Silahlı Kuvvetleri var. Meclisi var. Meclisinde vekilleri
var. Var ama hangisi güven veriyor? Hiçbiri...
MİT mossad'a ve cia'ya çalışıyor, vekiller satılmış.
Diğerleriyle birlikte Ordu'nun başındakiler sadece İSLAM'ı tehlike
olarak görüyor, ama MASONİK TARİKATLAR'a zerrece dokunmuyor. Bartelemeoslar,
piskoposlar, hahamlar hür; diledikleri gibi konuşuyor, nutuklar
atıyorlar. Omuzu kalabalıklarımız emekli olur olmaz yahudi localarına
girip okul temelleri atıyor, gövde gösterisi yapıyorlar. Bir kısmı
da sessiz sedasız kilit noktalarda görevlere getiriliyor. Netice
olarak ortaya devamlı yahudi menfaatlerine çalışan, Türk insanını
ve inandığı bütün değerleri ezen, yamuk bir idare sistemi ortaya
çıkıyor. Çirkin çirkin yahudi sırıtıyor. Türk ve İslam düşmanlığı
gizli olarak değil, artık alenen yapılıyor.
Yahudilerin ve işbirlikçileri masonların Türkiye'deki
bu hareketleri yeni değil. Osmanlı İmparatorluğu'nu yıkan da onlar.
Tarihin derinliklerine indiğimizde, Fatih Sultan Mehmed'i bile zehirleyenin
bir yahudi olması sizleri hiç şaşırtmıyor, uyandırmıyor. Sultan
Abdülaziz'i katledenler de aynı düşman. Sultan Abdülhamid'e 'kızıl
sultan' diyenler keza. Onların 'sol' kisvesi altına saklanarak Türk
ve İslam düşmanlığı yapmaları yıllardır devam ediyor.
Seyretmenin, sabretmenin de bir sınırı var. Bütün
değerlerimizi koruması gereken o KUTSAL bildiğimiz devletin kaleleri
içten fethedilmiş. Bu durumda gizli teşkilatlanmalar düşünülmeli,
hızla faaliyete geçilmelidir.
İşbara Alp, 19 Mayıs 2003
|