İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

 

Hafızamızı çalacaklar!

Farkında mısınız, biz Türkler gâliba kendi devletimizin geleceğini şekillendirmek yâni kendi devletimizin kaderine hâkim olmak konumundan çıkarıldık.
Ricat hâlinde bir ordu gibiyiz.
Asker zaferi kazanmaktan ümidini kesmiş değil ama, ona ne hedef gösteren var, ne teçhizatlandırıp cepheye sevkeden.

Büyük idealler için yetiştirilen savaşçılar şimdi küçük mevzilerde umutsuzca çarpışıyorlar. Hiç şüphesiz bu mevzilerin en stratejik olanı Başbakanlık Osmanlı Arşivi’dir.
Osmanlı coğrafyasını oluşturan 40’a yakın devletin tarihini Osmanlı arşivlerini incelemeden yazamazsınız.
Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihini de yazamazsınız. Kültür, medeniyet, siyaset ve iktisat tarihimizle ilgili baha biçilmez belgelerin muhafaza edildiği bu arşiv, aynı zamanda Türkiye’nin demografik yapısının ve nüfusun etnik dağılımının da en hassas göstergesidir.
Türkiye, Azerbaycan ve Karabağ sorunlarını tartışırken, Azerbaycan ve Karabağ’la ilgili arşiv belgelerini yayınlayarak, Türk devlet, siyaset ve bilim adamlarının doğru ve mufassal bilgiler edinmesini sağlayan Arşiv Genel Müdürlüğü, bu hizmetini gene gündemi tâkip ederek Musul-Kerkük, Balkanlar, Kıbrıs, yunan ve ermeni meselelerinde de tekrarlamıştır.
Kurum, devletimizin en önemli sorunlarından biri olan ermeni meselesi hakkında, çeşitli kitaplar hâlinde yaklaşık 10 bin sayfa tutarında belge yayınlamıştı ki, gazete köşelerinde uyuklayarak veya üniversite mahfillerinde pinekleyerek “ermenileri kestiğimize dair düşman
iddialarını” tekrarlayan devşirme çocuklarının hiçbiri, sembolik fiyatlarla ilim adamlarının hizmetine sunulan bu külliyattan haberdar bile değildir. Her ne hâl ise.
Amacım Arşiv Genel Müdürlüğü’nü tanıtmak değildir, bir tehlikeye dikkat çekmektir.
Şimdi bu son derece önemli ve stratejik devlet kurumuna karşı, kendini Türk hissetmeyenlerin işgali altındaki bir merkezden yönlendirildiğini sandığım yoğun bir saldırı başladı.
Türklüğün adını, sâdece küçümsemek ve alay etmek için ağzına alan biri, Arşiv İdaresi’nin çok değerli ve yegâne evraklarının ışık ve ısıdan müteessir olmasını önlemek için özellikle yüksek tuttuğu fotokopi ücretlerinin pahalılığından yakınıyor.
Pahalı bulduğu ücret 200-250 bin lira. Oysa bâzı ülkelerde bir adet
kopya alabilmek için arşiv idaresine ödenmesi gereken para 1 dolardır!

Bir diğeri bütün belgelerin dijital ortama konmadığından, istenen belgelerin geç verildiğinden falan bahsediyor.
1- Dünyanın hiçbir ülkesinde bütün arşiv belgeleri dijital ortama konmaz, konmamalıdır.
2- 150 milyon civarındaki evrâkı, birbirinden 15-20 km. uzaklıktaki depolarda muhafaza eden hiçbir arşiv idaresi istenen belgeyi derhal çıkarıp veremez.
Aslında bütün mesele bu tür propagandalarla, son derece iyi yetişmiş uzmanları uzaklaştırıp, etnik unsurları bu stratejik kuruma doldurmaktır!
Üniter Türk Devleti’nin temellerine tahrip kalıpları yerleştirdiği için AKP Hükûmeti’ni ve Meclis’i tanımadığımı yazdığıma göre; bir makama hitap etmek zorundayım.
O makam Genelkurmay Başkanlığı’dır.

O zaman, yâni kendilerini Türk hissetmedikleri gibi Türkler’e karşı da kin ve intikam duygularıyla beslenen etnik unsurlar Arşiv’e doluşurlarsa ne olur biliyor musunuz Paşam? O etnik unsur, nüfus kayıtlarıyla ilgili belgeleri bulup, yüksek fiyattan Yunan İstihbaratı’na veya içerideki hainlerden herhangi birine satar.
Bir süre sonra; 200 yıl önce Müslüman olan ve kendini Türk hisseden bir köy ve belde ahâlisinin “Ben pontusluyum” demeye başladığını, başka yörelerde kimilerinin de ermenilik iddia ettiğini görürüz.

Kurulduğu tarih olan 1846’dan beri Başbakanlığa bağlı olarak çalışan Arşiv Genel Müdürlüğü’nün Kültür Bakanlığı’na bağlanmak istenmesinin de, yıpratılmasının da gerçek sebebi budur.

Bu mevziyi de kaybedersek Türkiye’yi bir daha toparlayamayız Paşam,
çünkü arşiv bir milletin hâfızası demektir!

Necdet Sevinç, 11 Haziran 2003


TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI