İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

 
İbrahim Uçar!

İbrahim Uçar !
Seni 1977 yılında tanımıştım. İkimizde Adana mühendislik yüksek okulunda öğrenci idik. Sen bir İstanbul yiğidi ben bir Anadolu çocuğu....
Beraber gidip gelirdik okula... beraber kavgalar ederdik... beraber karakollarda yatardık... Ecevit hükümeti öğrenci yurdunu kapattığında beraber aynı eve çıktık.... sonra Adana Ülkü Ocakları yönetim kuruluna beraber seçildik... 80 ihtilaline kadar süren o Adana günlerini beraber yaşadık... ihtilalde beraber yattık polis okulunda... sonra askeri cezaevi... sonra Antep E tipi ve sonra Mamak zulüm kalesinde beraberdik.... sen 103
nolu sanıktın ben 104.... sen A blokta ben B blokta ama ikimizde Mamakta...
sonra beraber tahliye olduk... 29.11.1982 de ... o gün mahkeme ikimizi tahliye etmişti... özgürlüğe ilk adımı beraber attık... nizamiye kapısında... baban Mehmet amca seni İstanbul’a götürdü benim babamda beni Adana’ya....
Bir iki ay sonra okulda yine buluştuk... okulumuzu bitirdik... sen yine İstanbul’a baba mesleğini icra etmeye... bende bir inşaat şirketine....
Askerden sonra iş başı yaptığım şirketin bir işi için Tekirdağ’ da şantiye kurmuştum... ara sıra telefonlaşıyorduk... bir ara bir duydum yaptığın inşaattan düşmüşsün.... atladım İstanbul’a geldim ...hastanede görüştüm... Allah esirgemişti seni taaa dördüncü kattan aşağı düşmüş ve bir iki kırıkla atlatmıştın.... yıllar sonra Zile’de görüştük... bir dostumuzun düğün
merasimi seni İstanbul’dan beni Adana’dan Zile’ye getirmişti... Sonra birimiz orda birimiz burda dediği hesap yıllar geçti... ikimizde evlendik çoluk çocuğa karıştık.... bir gün Adanaya geldin yengem ve çocuklarınla... sabaha kadar konuşmuştuk....sonra ..... Başbuğun cenaze merasimi bizleri bir araya getirdi... o karlı nisanda Ankara’da... sen,
ben, Muzaffer, İrfan, Şahin, Rahmetli Hacı ... yıllar sonra bizim ekip bir araya gelmişti... sade biz değil o gün tüm Ülkücü Hareket bir araya gelmişti.... rahmetli Başbuğ ölümüyle bile bir mesaj vermişti... dost sevindiren düşman ürküten bir edayla....
Bir iki yıl önce Adana’ya gelmişsin .. bana son anda ulaşabildin. .. anca telefonlaşabildik.... gidiyordun...sade sesini duyabildim...sonra MHP İstanbul il 2. Başkanı olduğunu öğrendim.....
29 mayıs 2003.... avukatımla bir işim var .. onun bürosunda görüşmesinin bitmesini bekliyorum.... o arada da vakit geçsin diye hürriyet gazetesini okuyorum... bir ilan .... babamız, kardeşimiz, oğlumuz .. diye başlayan bir ilan...İbrahim Uçar öldü diyor... trafik kazası diyor ... yok yok bu sen değilsindir.. koca İstanbul başka İbrahim’mi yok. Ama şile diyor ..sende Şilelisin... aman Allah’ım ..... bu sensin ......
son bir umut ... birini bulmalı aslı yok diyen birini bulmalı ... Atasoy Özgeldi aklıma geldi... onu aradım ...korkuyorum sormaya ... oda bana bir şey diyemiyor sadece “ moralin nasıl” dedi... “ abi yoksa haber doğrumu” diyebildim...”maalesef” dedi ... “abi kapatıyorum ..kusura bakma” diyebildim....fırlayan tansiyonlu ... o karanlık saniyeler ..film şeridinin
biri gitti biri geldi.... yıllar o birkaç sn de geldi , geçti....
sen yoksun artık .....
SEN BORCUNU ÖDEDİN
SIRA BİZDE ÜLKÜDAŞ
misali....
yazacak o kadar çok şey var ki senin hakkın da...
satırlar aciz... kelimeler kifayetsiz be gardaş..
uçar gider , uçar gider
oyyy ! İbrahim uçar gider
vade yetti , ömür bitti
vayyy ! İbrahim Uçar gider
yiğit gardaşım takatım bitiyor... sen bir destansın ...
seni anlatmaya gücüm mü yeter...
Hakkını helal et bizlere... biz zaten etmiştik bilirsin... Rabbim seni hz.
Peygamber’e komşu yapsın... makamın Cennette bir köşk olsun....
Tüm Ülkücü camianın başı sağ olsun... Allah (c.c.) kalanlara sabır versin...
Özellikle Avrupa da Recep Küçükişsiz’in ve Avustralyada Cumhur Puliç
gardaşlarıma da sabır diliyorum... Adana’da rahmetli ile ortak anıları olan
iki yiğit gardaşımızdır kendileri....
Rabbim cümlenizin yar ve yardımcısı olsun.
İNNA LİLLAHİ VE İNNA İLEYHİ RACİUN !
Şükrü IŞIK


TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI