|
Kuzey Irak'a niye giremedik?
Yardım çığlıkları atan Türkmenlerimize niye el uzatamadık?
Bu soruların cevabını bilenler, gerçek düşmanın varlığını keşfedenlerdir.
Kuzey Irak'a nasıl girelim?...
GİREMEYİZ Kİ....
İçinde bulunduğumuz durumu yıllardır izaha çalışıyoruz bu sayfalardan.
Anlayan anlıyor, işine gelmeyen Ötüken'i dışlıyor, düşman kesiliyor.
1951 Yılından beri Türkiye Büyük Millet Meclisi 'Masonlar'ın işgali
altındadır.
Niye 1951?
Bu tarihte, Türklük gurur ve şuuru ile dolu, İslam inancıyla taşmış
bazı milletvekillerimiz, MASON LOCALARININ KAPATILMASI için teklif
verdiler (bknz:
Türkoğlu Düşmanını Tanı - Cevat Rıfat Atilhan) . Verdiler ama,
en başta o tarihte cumhurbaşkanı olan CELAL BAYAR ( 33.dereceli
mason - Bursa'daki yahudi mektebinden mezun), etrafındaki diğer
mason vekilleri ile bu kanun teklifini boşa çıkardılar.
O gün bugün Türkiye'de işler ters gitmektedir.
Hangi hükümet başa gelirse gelsin, TBMM Türkiye'nin aleyhine çalışmaktadır.
Çıkartılan, değiştirilenbütün kanunlar hep yahudilere, dönme yahudilere
(sabetaistlere), hainlere, masonlara yaramaktadır.
Vatandaş gün be gün sefaletin içine itilmekte, daha da fakirleşmekte,
bebeler kara istikballerinden habersiz bir yığın borç içinde doğmakta,
Türkiye uçuruma atılmak istenmektedir.
Meydanlara çıkıp nutuklar atanlar, yangında kül bırakmayanlar,
kendilerine verilen rol gereği, sistemin ucube oyuncularından başkası
değiller. Sistemin bu malum kuklaları, hükümet olduktan sonra, meydanlarda
söylediklerinin tamamen tersini yapmaktalar. Hele bir yapmasınlar...
15 Nisan 2003 tarihindeki bir haber : ' Genelkurmay Başkanlığı,
1166 ABD askeri personelinin bugünden itibaren Almanya'ya gideceğini
açıkladı.' şeklinde idi.
Genel Kurmay kimi kandırıyor?
27 Mayıs 1960 İhtilali'nde İç işleri bakanlığına mitil atanlar,
bu ülkeyi hiç terketmediler ki? (Türkeş'in Anıları, sayfa 202)

Bir diğeri ise, bir emekli subayımızın Orta Asya'da bir gezi esnasında
yaptığı açıklamadır. Bu subayımız, onlarca yil evvel NATO'da görevli
iken, kendisine *kazaen* verilen kırmızı bir dosyadan bahsetmişti.
Dosyayı açıp inceleyen subayımız, içindekileri görünce beyninden
vurulmuşa dönmüş. Nasıl dönmez? Dosyanın ihtiva ettiği konu neymiş
dersiniz???... ' Kurulması Muhtemel Türk Birliği Nasıl engellenebilir?'
(Bu olayın şahidi ve aynı zamanda bir yazısında kullanan, değerli
araştırmacı yazarımız Arslan Bulut'tur.)
O zamanlar NATO'daki görevli subayımız şaşkınlık içinde kalmış.
Herkes kalabilirdi. Öyle ya, NATO gibi bir pakt - bir kuruluş, 'Komunizm'
tehlikesine karşı oluşturulmuş ise, ne diye TÜRK BİRLİĞİNİ tehlike
olarak görsünler ki???
Burada yine S.Ahmed Arvasi'yi, Cevat Rıfat Atilhan'ı hatırlamadan,
yad etmeden geçemeyiz. Bazı gerçekler, belki elli, belki yüz sene
sonra anlaşılır, diyorlar eserlerinde. Gerçekten de öyle.
'Şeytan'ın Dini Masonluk' kitabının 148 - 149.ncu sayfalarında,
NATO hakkında değerli bilgiler mevcut. Şöyle deniyor:
' NATO'NUN KURULMASINA AMERİKA'DAKİ EN GÜÇLÜ YAHUDİ LOBİLERİNDEN
CFR TOPLANTILARINDA
KARAR VERİLMİŞTİR. (Kaynak: Memories, Jean Monnet, s.419) '
Yine aynı sayfada ' NATO'NUN İLK BAŞKOMUTANLIĞINI DA, AMERİKA'NIN
YAHUDİ DEVLET BAŞKANLARINDAN D.EİSENHOWER YAPMIŞTIR. ' deniliyor.
Bütün bunları, o tarihlerde NATO'da görevli olan subayımız bilemezdi.
Hiç birimiz bir anlam veremez, yahudiler'in, TÜRK BİRLİĞİ'ne karşı
olduklarını zerre aklımıza getirmez, aralarında bir ilişki kuramazdık.
Çünkü, dünyanın bir çok ülkesinde olduğu gibi, bizim ülkemizde de
yahudiler (özellikle dönme yahudiler - sabetaistler), ikinci dünya
savaşında Hitler'i kullanarak, kendilerine yapıldığını iddia ettikleri
soykırım masalı ile, bütün insanlığa kendilerini acındırıp duruyorlardı.
Aksaçlılarımız
hatırlayacaklardır. 60'lı 70'li yıllarda T.R.T. 'den yayınlanan
bir çocuk dizisi vardı, bir piyes. 'Ann Frank'ın Hatıra Defteri'
... Hitler'in zulmünden kaçan, ailesi ve yakınları perme perişan
olmuş bir yahudi kızı. O zamanlar çocuktuk. Anna Frankla birlikte
ağladık, beraber üzüldük. Yahudilere öyle acımıştık ki, karşımıza
bir yahudi çıksa, elimizde ne varsa verir, kucak açar, baş köşeye
oturturduk. Öyle de yaptık... Milletçe...
Bizi aldattılar. Osmanlı'yı yıkanlar, bizi de kandırdılar.. ve
dahi yıkmak üzereler. Osmanlı'yı çökertip yıkmaları bize ders olmadı.
--- devam edecek ---
|