|
MHP'DE LİDER MESELESİ!
[ İsrafil K. Kumbasar - israfilk@gazeteyenicag.com, 23 Ağustos
2003 ]
3 KASIM seçimleri, bütün ülkücü ve milliyetçi camiada büyük bir
hayal kırıklığına sebep
oldu!..
Özellikle Erciyes Zafer Kurultayı’ndan sonra milliyetçi basın ve
yayın organlarında MHP
Genel Başkanlığı ile ilgili yazılar yayınlanmaya başladı.
Yazıların içereğinden iki temel görüşün ortaya çıktığı görülmektedir:
1- Ne olursa olsun Devlet Bahçeli bir daha aday olmamalıdır. 2-
Her hal ve durumda
Bahçeli görevine devam etmelidir!..
Halihazırda içinde bulunduğumuz durum hakkında bir tespit yaparsak,
‘3 Kasım akşamı
bulunduğumuz noktadan bir adım dahi yol alınamadığını’ görüyoruz!..
Mevcut siyasi ortamı ‘MHP lehine bir düzleme’ ya da ‘partiyi tekrar
yükseltecek bir
değere dönüştürecek’, ‘milletin dikkatini çekebilecek’ hiçbir faaliyet
ve çalışma
yapılmamıştır!.. Parti içerisinde yapılan bazı faaliyetler, ne var
olan seçmeni mutlu etmeye,
ne de partiden uzaklaşan seçmeni geri döndürmeye yeterli niteliktedir!..
Genel Başkanımız maalesef, ‘lider olma sıfatını’ kazanamamıştır!..
Seçimden sonra yaptığı her açıklama, ‘bindiği dala vurduğu’ bir
darbedir!..
Aşağıda ifade etmeye çalışacağım düşüncelerimi, ‘bu partinin her
kademesindeki
yöneticiler’ ile ‘bu davaya gönül vermiş her ülkücü ferdin’ bir
daha düşünmesi ve
durumumuzu yeniden tahlil etmesi gerekiyor:
BİR:
Milliyetçi basında, kongre ve liderler konusunda yapılan yayınlarda
sık sık dile getirilen
‘lider-teşkilat-doktrin’ eleştirilemez sözü yanlıştır, günümüzde
şartlarına göre hiçbir
geçerliliği yoktur:
a-) Bir dava ve ‘ulaşılmak istenen hedef açısından’ muhakkak bir
lidere ihtiyaç vardır!..
‘Ama liderin kişiliği, vasıfları’, ‘başarısızlık durumunda yaptığı
hatalar’, muhakkak eleştirilir.
İslam inancına göre ‘peygamberler dışında’ herkes eleştirilir!..
‘Mağlup olan herkes’ önce
kendi öz eleştirisini yapmalı, sonra da dava mensuplarına ‘yaptıklarının’
veya
‘yapamadıklarının’ hesabını vermelidir!..
b-) Başarıya ulaşmak için mutlaka bir teşkilata ihtiyaç vardır!..
Ama ‘teşkilatın oluşum şekli’, ‘yapısı’, ‘görevleri’ her zaman değişebilir.
Değişen her şey
de eleştirilir!..
Bugün ‘demokratik olmadığı ve değiştirilmesi gerektiği’ cümle alem
tarafından kabul edilen
‘Siyasi Partiler Kanunu’na göre oluşturulan teşkilatları savunmak
için hiçbir geçerli sebep
yoktur!.. ‘Demokrasinin temeli olan’ siyasi partilerde demokrasi
yok. Herhangi bir kimse
istediği zaman bir partiye üye olamıyor ve hukuki zeminde hakkını
arayamıyor!..
c-) İnsanları ‘bir ülküye doğru yönlendirmek için’ mutlaka bir
doktrine ihtiyaç vardır!..
Zaman içerisinde bizler ‘komünizmi’, ‘kapitalizmi’ tartışmadık mı?..
Şimdi ise
‘küreselleşmeyi’ tartışmıyor muyuz?. ‘Kur’an’ın müteşabih (kapalı
manalı) kabul edilen
ayetleri bile’ zaman zaman tartışılıyor!..
‘Peygamberimizin hadisleri’ tartışılıyor!.. İslam dininde zamana,
yere ve şartlara göre
değişen bir çok kural vardır!..
Zaman içerisinde bu farklılıklardan dolayı mezhepler, tarikatlar,
cemaatler ortaya
çıkmıştır!.. ‘Dinin bile zamanın şartlara cevap verip veremediği’
tartışılıyor da ‘doktrin’
neden tartışılmasın!..
İKİ:
“Seçim sonunda baraj altında kalacağımızı hiç düşünmedim!” sözü
liderin tek başına aldığı
kararın ne kadar ‘isabetsiz’, ‘düşünmeden’, ‘sonuç analizleri yapılmadan’
verilmiş bir karar olduğunun açık delilidir!..
Bu asla ‘bir liderin yapabileceği’ hata değildir!..
Bir ocak başkanı Yeniçağ’a gönderdiği yazıda Mevlana’nın sözüne
atıfta bulunarak, “Er
kişi aslan gibi kükreyen değil, akıbeti görendir!” diyerek Devlet
Bahçeli’nin yaptıkları
hatalara sahip çıkıyor!..
Böyle bir liderin, böyle bir ocak başkanı olması normaldir!..
Ne ‘bindirilmiş kıtalar’, ne de ‘şakşakçılarla’ hiçbir dava bir
santim ileriye gidemez!..
ÜÇ:
Seçim öncesi ve sonrası süreçte 57. Hükümet esnasında yapılan bütün
uygulamalar sık sık
savunulmuştur!..
Devlet Bahçeli, görevi AKP’lilere teslim ederken, “Sayın Ecevit’ten
çok şey öğrendik!”
demiştir!..
Sayın Genel Başkan, yine kurultayda yaptığı ve ertesi gün yazılı
basına yansıyan
konuşmasında ‘yaptığı hatalardan ders aldığını’ belirtmiştir!..
‘Öğrenilecek veya ders alınacak yer’ icra makamı değildir!..
‘İnsanın o makama gelmeden önce’, birşeyler bilmesi ve dersini almış
olması gerekmez mi?
DÖRT:
1983 seçimlerinden sonra hiçbir lider, ‘bir önceki oy oranını’
yakalayamadı!.. Hiçbir parti
lideri de ‘ikinci kez’ başarılı olamadı!.. Her seçim sonucunda yeni
bir parti birinci oldu!..
MHP’nin gelecek seçimlerde başarılı olmasının en önemli ve birinci
şartı liderini
değiştirmesidir!..
Aynı liderle devam etmek, başarısızlığa ‘balıklama’ atlamaktır!..
Seçmenin doğru ya da yanlış gözü açılmıştır!.. Sayın Devlet Bahçeli,
‘5 yıl gibi yeterli bir
süre’ genel başkanlık yapmış, ancak başarılı olamamıştır!..
BEŞ:
Türk siyasi hayatında partileri her zaman liderler sürüklemiştir!..
Hiç kimse gelinen noktada, ‘liderin yanındaki yöneticileri, bakanları
ve milletvekillerini’
suçlamaya kalkışmasın!..
‘Parti yönetimini’, ‘bakanları’, ‘milletvekillerini’ seçen Sayın
Devlet Bahçeli’dir!.. Bütün
sorumluluk da ona aittir!..
3 Kasım seçimlerinde Bursa’da AKP yüzde 42 oy alıp 12 milletvekilliği
kazandı!..
2003 Ağustos ayı içerisinde yapılan bir ankette ‘halkın yüzde 81’inin
hiçbir milletvekilini
tanımadığı’ ortaya çıktı!..
Peki, bu millet ‘tanımadığı insanlara’ niçin oy verdi?.. Demek ki
MHP’nin her şeyden önce bir lider sorunu vardır!.. Bu mesele halledilmeden,
‘diğer meselelerin çözümüne
kalkışmak’, abesle iştigal olur!..
ALTI:
Parti ve liderin yaptığı en büyük hata, Avrupa Birliği
karşısında alınan tavırdır!..
57’nci hükümet döneminde MHP’de, ‘hem AB’ye taraftar’, ‘hem de AB’ye
karşı olma
arasında’ bir ikilem yaşanmıştır!..
Avrupa Birliği’ne uyum yasaları gündeme geldiğinde, ‘hükümetin diğer
ortakları Türk
devletinin temellerini nasıl dinamitleyecekleri yolunda kafa yorarlarken’,
Sayın Bahçeli,
‘Meclis’teki diğer partililer ile işbirliği yapmaları konusunda’
onlara yol gösterdi!..
“Biz karışmayız, siz ne yaparsanız yapın!’ dedi!..
‘Partinin en son çıkardığı propoganda risalelerinde’, Devlet Bahçeli
ve ‘beraberindeki
emekli milletvekilleri’ tarafından 6’ncı ve 7’nci AB uyum paketlerine
şiddetli eleştiriler
yöneltiliyor!..
Bu uyum paketlerinin 1’ncisi, 2’ncisi ve 3’ncüsü ‘hangi iktidar
tarafından’ çıkarıldı?
1-2-3-4 olmasaydı 5-6-7 olabilir miydi?.. 15 günde 15 yasa çıkartılırken,
‘milliyetçi bir
partinin liderinin’ yol gösterici değil, ‘hükümeti bozmak dahil’
bu kişilerin yakasına
yapışması gerekmiyor muydu?..
Ülkücü tavır, ne zamandan beri ‘vatanın satılmasına’ göz yumar oldu!..
‘Tahkim yasalarını’ onaylayanların, ‘İkiz yasaları’ eleştirmeye
hakları yoktur!..
YEDİ:
MHP’nin iktidar olduğu dönemde, ‘ekonomik ve siyasi olarak ne gibi
başarılar sağlandı’
ki, bizleri hem o günkü hem de bugünkü hükümete mahkum eden bu parti
yönetimini
devam ettirelim!..
İki büyük ekonomik kriz çıktı!..
A’dan Z’ye her şeye ek vergi getirildi!.. ‘Ülkücüler hariç’, PKK’lısı,
soyguncusu, katili,
tecavüzcüsü dahil herkese af getirildi!..
Sadece DSP ve ANAP’a ait bakanlıklarda değil, ‘MHP’nin elindeki
bakanlıklarda bile’
ülkücüler sürgün edildi!..
Bunların hepsi Devlet Bahçeli’nin genel başkan ve başbakan yardımcısı
olduğu dönemde
oldu.
Geçmiş iktidarın bize yaptığı en büyük kötülük ise, ‘milli reflekslerimizi
törpülemek’ oldu!..
SEKİZ:
Milliyetçi ve ülkücü camiada ‘birlik ve beraberlik sağlanaması
yolunda’ hiçbir ciddi adım
atılamadı!..
Toparlayıcı olmak yerine, hep ayrıştırıcı olundu!..
Yeri geldi, ‘ülkücü hassasiyetlerini dile getiren’ milletvekilleri
partiden ihraç edildi!..
‘Parti içi demokrasi’ bir türlü işletilemedi. Şu anda kendilerini
milliyetçi ve ülkücü hisseden,
ancak ‘küçük olsun benim olsun’ anlayışından dolayı diğer siyasi
partilerde yeralan
arkadaşlarımız, MHP kongresinden çıkacak sonucu bekliyorlar!..
‘Sadece bugünkü yönetimin gitmesi bile’, birleşme yolunda atılacak
ilk adımdır!..
Tanrı Türkü ve Türk Dünyasını ‘her zamankinden’ daha fazla korusun!..
Abit ŞENEL
|