|
'Ecevit'den çok şey öğrendim' diyenler kör olabilir
mi?
Gaflet değil, uyum palavrasıyla ihanetlerine kılıf
arayanlar, bu hareketin içinde kaldıkça, MHP yeniden yapılansa ne
yazar? Sol'a meyilli düşmana gönüllü, kendi ülküdaşlarını Ozanlarını
dışlayanlarla nereye kadar gidilir? Kibir budalaları, ne oldum delisi
olanlar, yalakalar, bu hastalıklardan kurtulmayı düşünemeyen idrak
fakirleri, dönmelerle hainlerle işbirliğini marifet sayarlar. Yamukluğa
meyilli, ihanete gönüllü, paraya makama mevkiye, satılmışlığa gözü
kapalı dalarlar. Kılıflarını ihmal etmeyen böylelerinin uyumları
suratlarına çarpılmalı, kangren olmuşlar mutlaka kesilip atılmalıdır.
'3.5 senede kendilerini ıspatlamış - ne mal oldukları anlaşılan
sol zihniyete yakınlar' defedilmedikçe, hiç kimse yeni yapılanmadan
hayır beklemesin. Bundan sonra bir yapılanmaya gitmek söz konusu
olabilir (Ne Başbuğ var, ne hakiki bir lider...) / Ötüken, 12
Mayıs 2003
MHP YENİDEN YAPILANDIRILMALIDIR!
MHP üzerine yapılan tartışmaların her geçen gün biraz daha şiddetleneceği
günleri yaşıyoruz.. Önemli olan husus bu tartışmaların doğru bir
minval üzerine yapılmasıdır.. "Durun kalabalıklar bu cadde
çıkmaz sokak" diye haykıranların; aynı zamanda çıkan sokağın
nerede olduğunu da göstermesi lazımdır.. Kişiler üzerine yapılan
tartışmaların, su üzerine yazı yazmak gibi nafile gayretler ve beyhude
girişimler olduğu ve bu minval üzere yapılan tartışmaların çıkan
sokağı göstermeyeceği tespitini öncelikle yapmak gerekir..
Bu tespit, beceremeyenlerin görmezlikten gelineceği ve konumlarını
korumaya devam edecekleri anlamına gelmez.. MHP'liler Genel Başkanlarının
yetkinliğini tartıştıkları kadar, hatta ondan daha fazla, teşkilatlanma
modelini ve Partilerine hakim olan merkeziyetçi zihniyeti tartışmalıdırlar..
Bugün MHP'nin nasıl yönetildiğini anlatarak, "çıkmaz sokağı",
nasıl yönetilmesi gerektiğini anlatarak "çıkan sokağı"
gösterebiliriz...
Tartışmaların merkezinde olması gereken asıl soru "MHP'nin
nasıl yönetilmesi gerektiği"
sorusudur.. Bu sorunun cevabı doğrultusunda MHP Tüzüğü yeniden yazılmalıdır..
Tartışmaları bu minval üzerine yapmadığımız takdirde, yeni bir Genel
Başkanla aynı sorunları yeniden yaşayabiliriz.. Sütten ağzı yananlar,
yoğurdu elbette ki üfleyerek yemelidirler..
MHP'de cari olan model, merkeziyetçi ve dayatmacıdır.. Teşkilatın
merkezden çevreye doğru yapılandırıldığı bu model, aslında bütün
kötülüklerin anasıdır.. Bu teşkilatlanma modeli, kabiliyeti ve emeği
değil, merkeze yakın olanı taltif eder.. Cendere gibi bu model içinde
sıkışanlar, yetenekleri ve gayretleri sayesinde yükselemeyeceklerini
veya mevcut konumlarını koruyamayacaklarını görürler.. Bu sebeple
merkeze yakın olmaya çalışırlar..
Hizmet ve marifete iltifatın yapılmadığı yerde, bu kavramlar değerlerini
yitirir.. Yerlerine eyyamcılık ve yalakalık ikame olur.. Bu sistem
becerinin, çalışkanlığın ve kalitenin bastırıldığı, dışlandığı ve
küstürüldüğü bir yapıyı sonuçlar.. İyi adamlar iyi atlara binip
giderler.. Tavır sahibi karalı insanlar, bu yapıda barınamazlar..
Dayatma, çürümenin başlıca sebebidir.. Partisine hizmet etmek isteyen
insanlar, dayatma karşısında çaresizlik hissine kapılırlar.. Yukarıyı
kızdırmadan, "tehlikeli adam" yaftası yemeden, 'mim'lenmeden
göreve devam etme gayreti, bir müddet sonra doğrularını söyleyemeyen,
tavır koyamayan, zaman, zaman iki yüzlü davranan bir kişiliği ortaya
çıkarır.. Bu karakterin yaygınlaşması, ideolojik bir siyasi hareketin
kıyametini beraberinde getirir..
Türk Milliyetçileri olarak, bugün böyle bir gerçekle yüz yüzeyiz..
Dağılmış,
küstürülmüş ve dağıtılmaya ve küstürülmeye devam edilen bir camianın
mensuplarıyız..
Makam, mevki, ikbal ve iktidar hırsı, mevcut yönetimin gözünü o
denli kör etmiş ki, bir felakete sürüklendiğimizi görememektedirler..
Haini dışarıda değil, baktıkları aynada aramalıdırlar..
5 Kasım 2000 tarihindeki Büyük Kongrede, yapılan tüzük değişikliği,
partiyi tekelinde tutmaya çalışan bir zihniyetin ürünüdür.. Tüzükle
resmileştirilen bu tekelci anlayış, 12 Ekim 2003 tarihinde yapılacak
Büyük Kongrede, yeni bir tüzükle yerini çoğulcu ve katılımcı bir
yapıya bırakmalıdır..
Tam demokrasi, çürümenin panzehiri olacaktır.. Tam demokrasi sayesinde,
yetkin ve yetenekli insanlar öne çıkacak ve iltifat marifete tabi
olacaktır. Herkesin kendisini özgürce ifade edebildiği, beğendiğini
üst yönetime seçtiği bir işleyişte, dağılmışlık ve küstürülmüşlük
oranı da asgariye inecektir.. Camianın vakıf, dernek, televizyon,
gazete ve dergi gibi kurumları daha işlevsel ve verimli hale gelecekler
ve ana gövdeyi besleyen adacıklar oluşturacaklardır..
Hepsinden önemlisi, Ülkü Ocakları, iktidarı koruyan Cumhuriyet
Muhafız rolünü
terk edip, asli işlevine geri dönecek ve ülkücüler Türk Milliyetçiliğini
Ülkü Ocaklarında öğrenmeye devam edeceklerdir..
Genel Başkan dahil merkez yönetiminin toptan değişmesi, MHP'nin
toparlanması için yeterli olmayacaktır.. Genel Başkanın ve merkez
yönetiminin yetersizliğini anlatmak ve konuşmak malumu ilandan başka
bir şey değildir..
Yapılması gereken12 Ekime kadar, MHP'nin nasıl yönetilmesi gerektiğini
tartışmak
ve oluşan kanaate göre tüzüğü değiştirmektir. Yeni tüzüğe göre Genel
Başkanı ve
Merkez Yürütme Kurulunu seçmek, MHP'nin toparlanmasının ve güçlenmesinin
ilk
adımı olacaktır..
Gazeteniz TÜRKHABER, Genel Başkanın kim olması gerektiğinden çok,
MHP'nin nasıl yönetilmesi gerektiğini önümüzdeki haftadan itibaren
tartışmaya
açacak.. Bu tartışma zemini hem daha az kırıcı olacak, hem de 12
Ekimde
yapılmasını arzu ettiğimiz tüzük değişikliğine katkı sağlayacaktır..
"Ümmetimin çoğunluğu delalet üzerine ittifak etmez" diyen
peygamber efendimize selam olsun..
Mehmet Taşdelen, TÜRKHABER
|