|
Türkmeneli’nin Yetiştirdiği Şair, Ressam Nesrin
Erbil’in Portresi
Irak Türklerinin yetiştirdiği kadın şairlerimizden biri olan Nesrin
Ata Erbil 1934 (1) yılında Erbil şehrinde doğdu. Erbil şehri (1144-
1233) (2) Bey- Tiğin hanedanına mensup Zeynüd-din Ali Küçük tarafından
idare edilen bir Atabeylikti.
Türkmen beyi olan Ali küçük öldükten sonra tahtını oğlu Muzafferettin
Gökbörü’ye bırakır, Erbil’de 65 yıl hüküm süren Gökbörü’nün iktidar
yılları Irak Türklerinin altın çağı sayılabilir. Din bilginlerine,
şairlere , sanatkârlara ve mimarlara büyük önem veren Gökbörü ‘nün
sayesinde Erbil şehri o tarihten beri nice şair ve din adamlarının
beşiği olur .
Bugün Irak Türklerinin önemli kadın şairlerinden olan Nesrin hanım,
nezih bir ailenin çocuğu olarak, ilim ve irfan ile dolu ve bin yıldan
fazla Türkmen diyarı olan bu şehirde dünyaya gözünü açar (3). Daha
ilkokuldayken yakalandığı bir hastalık nedeniyle çok
sevdiği okulunu terk etmek zorunda kalır. Yinede bu acı durum onun
ileride büyük bir şair olmasına engel teşkil etmez, çünkü Nesrin’in
babası Ata Reşit bey ve ağabeyleri, zamanın tanınmış edip ve şairlerindendi.
Babasının binlerce kitap ve dergilerden meydana gelen büyük bir
kütüphaneye sahip olmasından dolayı değişik dillerde her türlü ilmi,
edebi ve de sanat ile ilgili kitap bulmak şairimiz için çok kolaydı.
Çocuk Nesrin daha buluğ çağına varmadan, yaşadığı ortamdan da etkilenerek
kitaplarla haşir neşir olmuş, büyüdükçe merakı artmış yaşına göre
öğrenme ve araştırma yeteneğini azami dereceye ulaştırmıştır. (4)
İlk olarak babasının da yardımıyla ana dili olan Türkçe okuyup
yazmaya başlar, ondan sonra Arapça eğitimi alır bu kadarı da yetmez
kütüphanelerinde bulunun İngilizce kitapçıkları sözlük aracılığıyla
çevirip içeriğini öğrenmeye çalışır, sözcüklerin telaffuzunu da
yabancı radyolarda yayınlan İngilizce dil derslerini takip ederek
öğrenir. Bununla da yetinmez, Bağdat’a gider İngiliz Kültür Merkezinde
İngilizce kurslarına başlar ve iyi dereceyle belge (sertifika) alarak
buradan mezun olur. (5)
Küçük yaştan beri serbest şiire ve resme merakı olan şairimiz önceleri
babasının düzeltmeleriyle kısa şiirler yazar, bu arada Yahya Kemal
Beyatlı, Cahit Sıtkı Tarancı ve Orhan Veli’nin şiirlerini incelemeye
başlar. Başlangıçta bu şairlerden etkilense de, kendi üslubunu ve
saf şiir anlayışını yakalar. Usta bir şair olarak Irak Türkleri’nin
şairleri arasında en önde yerini alır.
İngiliz dilini unutmamak için yabancı radyolardan müzik ve sohbetleri
kaçırmayan şair 1956 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde bulunan
(Musik City) adındaki kuruluşun uluslar arası bir şiir yarışması
düzenlediğini duyar duymaz heyecanlanır, ilham perileri bu sefer
İngilizce olarak şairin kulaklarına bir şeyler fısıldar, her zaman
yanında kalem bulunduran
şairimiz bunu ihmal etmez. İlham perisinden duyduklarını not eder
ve nihayet ortaya “her şey sevgi için ”( All For Love ) başlıklı
güzel mi güzel bir şiir çıkar ve ailesinin desteğiyle yarışmaya
gönderir.
Beklenmeyen haber nihayet kapısını çalar, şairimiz birincilik
ödülü olan 10 bin Amerikan dolarını “üç bin Irak Dinarı” (6) kazanır.
California ‘daki “Nordic” adlı büyük bir plak şirketi söz konusu
şiiri bestelemek ve de telif hakkını ödemek için şairimizin kapısı
çalar.
Bu olumlu sonuç şair Nesrin Erbil’e büyük güven vererek İngilizce
çalışmalarını iyi yönde etkiler ve şairimiz İngilizce şiir yazmaya
devam eder, sonuç olarak, İngilizce yazmış olduğu “Yalnız” ile “Bana
Geri Dön” ( “Lonly ”, “Come Back To Me”) bu iki şiiri bestelenmek
üzere aynı plak şirketi tarafından satın alınır.
İngilizce’den sonra Almanca dilini de öğrenen Nesrin Erbil’in
1968 yılında Deniz Rüyası adlı eseri Ankara da yayınlanır. 1991
yılında yine Ankara da “ Irak Türkleri şairlerinden Nesrin Erbil”
(hayatı ,Kişiliği, Şairliği ve Şiirleri ) kitabı Doç. Dr. Ekrem
PAMUKÇU tarafından hazırlanır .
Nesrin hanım şiirlerinin çoğunu Bağdat menşeli Kardaşlık dergisinde
yayınlatırdı. 1969 yılında annesin vefatı şairimizi çok üzer, bir
süre daha şiir yazmaya devam eder, ama 1980 den sonra , şiir ve
edebiyat dünyasından uzaklaşarak eşi ve oğlu ile Bağdat’a yerleşir.
Allah uzun ömürler versin Nesrin Erbil sessiz sedasız , hayatının
son baharını yaşamaktadır. Yine bu sessizliğin ardından bir fırtınanın
doğması mümkün. Nitekim Aldığımız son habere göre Şairimiz yakında
yeni şiirlerini Irak Türkmenlerinin ve Türk dünyasının beğenisine
sunacaktır,bunun biran önce gerçekleşmesini diliyoruz..
Cengiz Bayraktar - İzmit , 22 Haziran 2003
1- Türkiye Dışındaki Türk Edebiyatları Antolojisi “6 “ Azerbaycan
– Irak (Kerkük) Türk Edebiyatı, Kültür Bakanlığı 1997- Ankara ,
s.462 .
Irak (Kerkük) Türk Edebiyatı bölümünü hazırlayan -Doç. Dr. Suphi
SAATÇİ
2- Doç. Dr. Suphi Saatçi ,Tarihi gelişim içinde (Irak’ta Türk varlığı
–İstanbul 1996 ,s.66 Tarihi Araştırmalar ve Dokümantasyon Merkezleri
Kurma ve Geliştirme Vakfı
3- Doç. Dr. Ekrem PAMUKÇU Şairin doğum tarihini 1939 yılı olarak
bildirilmiştir . Ekrem Pamukçu ,Irak Türkleri Şairlerinden Nesrin
Erbil (hayatı ,Kişiliği, Şairliği ve Şiirleri)-Ankara s.4,7
4- Doç. Dr. Ekrem Pamukçu ,Irak Türkleri Şairlerinden Nesrin Erbil
(hayatı ,Kişiliği, Şairliği ve Şiileri s.4,7 ,Ankara -1991
5- Kardaşlık dergisi –Türkmen Kardaşlık Ocağı yayını – “Nesrin
Ata Erbil eş-şaire ve’l-ressame-et- Türkmaniyye” sayfa. 19, yıl.
1, sayı. 4 Ağustos ,1961-Bağdat
6- Kardaşlık dergisi –Türkmen Kardaşlık Ocağı yayını – “Rocks Bin
Zaid El-azizi , nazra fi kitap, min edep el- Türkman li- müellifihi
” Vahid -eldin Baha’e-eldin sayfa.8, yıl. 6, sayı.9 Ocak ,1967-Bağdat
Bölüm (2)
Nesrin Erbil vurgulamayı çok iyi bilen bir Türkmen şairidir. Bu
vasfını bariz bir şekilde yazmış olduğu “İki Şehir ”adlı şiirinin
ilk mısralarında görmek mümkündür. Nesrin hanım, Türkmeneli’nin
iki büyük şehri olan Kerkük ile Erbil’in adlarını dile getirmese
de bu iki şehir arasında yer alan Altın köprü adıyla meşhur tarihi
Türkmen kasabasıyla aynı isimi taşıyan tarihi Köprü’den söz ederek,
bölge coğrafyasını bilen her kese düşünme fırsatı vermeden Kerkük’ün,
Erbil’in anahtarını kolayca eline tutuşturur.
İki şehir bilirim
Candan bağlı
Yürekten dağlı
Bir Altunköprü ile
Kalpleri bağlı.
Şairimiz bize, Tarih boyunca bu iki kardeş şehri, birbirlerinden
ayırma çabalarının daima boşa gittiğini ifade etmekte. Bugün, bu
iki şehrin aynı kaderi paylaşmasının sırrı iki bin yıldan beridir
göbekten, yürekten sımsıkı bağlı olmalarından dolayıdır. Daha
düne kadar bu bağlılık her türlü belayı def edebilmiştir. Zaman
zaman Zap’ın (Altın su) akan sert suyu bu iki şehre zorluk çıkartmışsa
da, fazla sürmemiş, söylentilere göre de ta Dördüncü Murat zamanında
yaptırılan bu köprüyle de( Altın köprü) iki şehrin bağlılıkları
iyiden iyiye güçlenmiştir. Kanaatimce yukarıdaki mısrada Nesrin
hanım’ın ana tarafının Kerküklü olmasının da bu dizeleri dile getirmesinde
büyük etkisi vardır.
Nesrin hanım ikinci mısrada ise şöyle devam ediyor
Biri mavilikler içinde
Öbürünün yanar ufukları
Geceler onları boğmasa
Güneşli günlere varacaklar
Görecekler ümitli ışıkların
Doğuşunu.
Şair, Kerkük’ün, Erbi’lin ortak yanlarını sıralarken. Erbil için
geceleri, ay ve yıldızların ışığıyla masmavi, Kerkük’ünse Babagürgür’
ışığıyla kıpkızıl olmasının ümit verici olduğunu, tamamen karanlıklara
boğulmadıklarını anlatmaktadır . Bu mavi, kızıl ışık huzmesi ile
sabaha kadar idare edile bilinir. Ters bir durum olmasa Felek adalet
çarkını doğru çevirirse, kader birliği eden bu iki şehir sabahın
ilk saatinde güneşlerine kavuşacaklar. Aydınlıklar içinde pırı pırıl
olduklarını herkes görecek.
Nitekim Nesrin Erbil İki Şehir adlı şiirini mutlu sonla noktalıyor.
Şafakla beraber
Silinecek acılar
Kurtulacak iki şehir
Serap ümitlerine koşmaktan ..
Sabahın ilk ışığıyla birlikte, gecenin sancısı dinecek. Böylece
Erbil’in Kerkük’ün tüm acıları, sıkıntıları gerilerde kalacak.
Nihayetinde bu iki şehrin bütün hayallerinin gerçekleşeceğini belirtmektedir.
Serbest ve de hece tarzındaki felsefe kokan Nesrin Erbil’in, şiirleri,
sade ve akıcı bir Türkçe’ye sahiptir. Erbil’i, şiirlerinde tabiatı,
tabiatın bütün varlıklarıyla, renkleriyle, mevsimleriyle içice görmek
mümkün. Kin beslemeyen sevgiye, acıya kadere
inanan, kötülüklerden Allah’a sığınan, inançlı, hiçbir zaman ümidini
yitirmeyen, ailesini ve milletini çok seven, mirasçısı olduğu toprağının
susuzluğunu his eden, mazisiyle övünen, vatanperver, hürriyet sevdalısı,
esareti kabullenmeyen, bu uğurda şehit düşen
kardeşlerini birer abide olarak yad eden kadın Türkmen Şairimizdir
.
Cengiz Bayraktar
- İzmit , 22 Haziran 2003
|