Arsiv 2000-2001-2002-2003
 

NİHAYET!..

Tercüman yazarlarından 'Servet Kabaklı' iyi yazıyor, güzel yazıyor da, arada bir Özal'a övgüler düzmeden duramıyor... 12 Eylül 1980 tarihinde Ülkücü Hareketi cezalandıran sistemin maşalarından sonra, malum sistem tarafından Türkiye'ye, Türk insanına musallat edilen bir diğer kölesidir Turgut Özal. Türkiye'yi uçuruma sürükleyen, insanlarımızda ahlak bırakmayan, Türk Dünyasına arkasını dönen ucube iğrenç politikaların hızla uygulanmaya başlanması Özal'la devam eder, doruklara çıkar. Sistemin köleleri Özal dönemine kadar sınırlı hareket etmişlerdir. Toplumda derin yaralar açan her olayın arkasında, esas darbeyi vuranın Turgut Özal dönemi olduğu görülür. Bir hainden övgüyle söz edilmesinde kasıt yoktur belki de.. Fakat, özel ilişkileri bir yana bırakmak, Türk'e kefen biçen her kim olursa olsun mutlaka tavır almak icabeder.

Servet Kabaklı'nın son makalesindeki şu cümle ile kendisi ile ne kadar gurur duysak azdır. Büyük kitlelere hitabeden bir gazetede, acı gerçekleri dile getirmek her babayiğidin harcı değildir. Cesaret ister. Hele hele malum sistemin köleleriyle istediği gibi çekip çevirdiği Türkiye'de yaşıyorsak...

İşbara Alp, 26 Ağustos 2003

Ülkücü gençler kadar!..
Servet Kabaklı / 26.08.2003 / Tercüman

TÜRKMENELİ'NDE, Kerkük'te, Yahudi ve Anglo Sakson lobileri elinde sömürü makinesi haline gelen zalim ABD ile çanak yalayıcılarından Talabani çapulcuları, oyun içinde oyun, entrika üstüne entrika tazeliyorlar. Türkiye'yi idare edenler, yine ricayla, minnetle, 'kem - küm'le vaziyeti idare etmeye çalışıyorlar.

Devamlı yazdığımız gibi, Irak'ın kuzeyinde guya 'kırmızı çizgiler çizen' bu çizgilerin aşılmasını savaş sebebi sayacağını bütün cihana ilan eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tribün seyircisi olmanın ötesine geçemiyor. Devlet idare etmeyi belediye yönetmek ve ihale trafiğini yönlendirmekten ibaret zanneden, 'savaş'ı 'savaş oyunu' ile karıştıran ruhsuz bir grup var Türkiye'de... Bunların ekmeğine gece- gündüz yağ ve bal çalan, anlı şanlı, yazılı ve görüntülü basınımız ise evlere şenlik...
Efendiler, elin zalim oğlu ABD ile onun çanağından yalanan sadık bendeleri, kırmızı çizgi çizdiğiniz yerlerde, 'köşe kapmaca, adam satmaca ve saklambaç' oynuyorlar... Sizler de 'körebe'nin ebesi gibi kapatmış, bağlatmışsınız gözlerinizi, el yordamıyla bile değil, yalvararak, ricayla minnetle bu 'vaziyet-i adi'den kurtulmaya çalışıyorsunuz. Bu mütecaviz ve küstah herifler de herhalde toz boya ile çizdiğiniz çizgileri 'üf'leyip, 'kırmızı noktalı' filmler çevirirken, sizler sadece 'aman sakin olun' yaveleriyle, evet, sadece vaziyeti idare ediyorsunuz!.. Türkiye'deki siyas” iktidarın, yetkililerinin ve de etkililerinin tavrı, maalesef o bildik, o zavallı, o teslimiyetçi tavır...

Muhalefet nerede?

YA muhalefet?.. Meclis içindeki CHP'den kimsenin çok farklı bir davranış beklediği yok. Yarısı ABD hayranı monşer takımı, diğer yarısı da 'köktenretçi'... Seçim sisteminin 'seçkin' sonuçları önümüzde, Yüce Meclis'te 'düello' görünümlü AKP-CHP düeti devam ediyor. Ya bu konularda en hassas olması gereken MHP'nin, 'seçkin ve göçkün'
idaresi ne yapıyor... Türkiye'nin ümidi bir kadronun önünü, 3 Kasım hezimetinden sonra hala o koltuklarda oturarak tıkayanlar, 12 Ekim Kongresi'ne, bir son çırpınış olarak 'ülkücü delege' yerine 'lejyoner delege' taşıma gayretkeşliğinden başlarını kaldıramadıkları için, bu 'bay'lar da sadece bir gün 'küm' dediklerine, ertesi gün 'kem' demekle idare ediyorlar. MHP Genel Başkanlığı makamında oturan Devlet Bahçeli, 24 Ağustos'ta 'kesinlikle Irak'a asker göndermeyelim' diyor, 25 Ağustos'ta Kerkük'te Türkmenler'e yönelik saldırılar başlayınca, 'Derhal Irak'a asker sokalım' diye nutuk atıyor... A Sayın Genel Başkan, ille de 11 Türkmen kardeşimizin şehid edilmelerini mi görmeliydiniz 'asker göndermeyi istemek' için?!.. Bakınız, bir bataklığa saplanmışız, birilerinin yaptığı hatalar yüzünden
ümitsizliğe düşen milletimiz, 'denize düşen yılana sarılır' misalinde olduğu gibi, sarılmış birilerine; sonuç yine hayal kırıklığı... Daha birkaç yıl öncesinde, Türkiye'nin kanını- iliğini
sömüren ve ağa- babalarına sömürttüren 'liboşlar'ın, 'liboşçuklar'ın yaptıkları neydi hatırlasanıza... 'Biz gidersek fundamentalistler gelir' diye tehdit ediyorlardı, göbeklerinden bağlı oldukları mihrakları... Kendisine 'muhafazakar demokrat' elbisesini iğreti teğelleten ve içine sığmaya çalışırken, sağını solunu patlatan şimdiki iktidar ise; 'Irka dayalı milliyetçiliğe, dine dayalı milliyetçiliğe, bölgesel milliyetçiliğe (Ne demekse?.. Herhalde bölücülüğü kastediyordur.) karşıyız' diye naralar atıyor. Onun da aynı mihraklara vermeye çalıştığı mesaj açık... Diyorlar ki; 'Biz gidersek milliyetçiler gelir. O zaman her istediğinize eyvallah etmezler.' Evet, inşaallah yakın gelecekte MHP yönetimine de, Türkiye'nin idaresine de 'Ülkücü geçinenler' ve 'Ülkücülerden geçinenler' değil, gerçek Ülkücüler, Milliyetçiler gelir; alın terlerini, göz ve gönül nurlarını 'Türkiye sevdası' denilen çileye katık ederler ve Türkiye'nin aleyhine olacak hiçbir iç ve dış baskıya eyvallah etmezler!.. Türkiye'yi 'AB onurlu giriş' oyunlarına, uyumlara- suyumlara alet etmezler. İnşaallah, daha yakın geçmişte 'Türkiye halkları' teraneleriyle, Necip Türk Milleti'ni parçalamaya, bölmeye çalışanların başını çekenlerden, Ülkücüler'e işkence çektirenlerden 'çok şey
öğrenmek' gafletine düşmezler...

Ülkücü'ye cop!..

DÜN televizyonlarda, acı çekerek seyrettik... Kerkük'te Türkmen kardeşlerimize kalleşçe kurşun sıkılmasını protesto eden Ülkü Ocakları'na mensup gençlerimize, AB standartlı sevgili Türk Polisi, cop üstüne cop çalıyordu. Biz biliyoruz ki, bu genç ülküdaşlarımıza, onulmaz yürek acısıdır. Ülkücüler bu 'dost gülü'ne yabancı değildirler.12 Eylül'den, o 'Kara Eylül Günleri'nden bilirler. Ozan Arif, 'Öpmeye kalktığım el vurdu bana' diye tarif etmişti
bu onulmaz yarayı... Türk Polisi'ne 'Ülkücü Türk Genci'ni coplatanlar bilmelidirler ki, inen her cop, Kerkük'te Türkmen'e sıkılan kurşun kadar acıdır!..

Son sözümüz de Türk Medyası'nı çoğunlukla işgal eden, yağcı, balcı ve eyvallahçı güruha... Komünist ve bölücü çete mensupları, dağda, şehirde meydanda polis ve asker şehid ederler; tek sütun haberlerle yasak savarsınız. Kerkük'te Türkmen'e kurşun sıkılır, görmezden gelirsiniz... Ellerinde Türk bayrakları ile Ülkücü Gençlik destek ve protesto için sokaklara çıkar, coplanır, manşetleriniz dünden hazırdır...

'Ülkücü gençler polisle çatıştı!..'

Çifte standardınıza, mill” meselelere şaşı bakışınıza, haklıya değil, güçlüye selam çakışınıza tuu sizin!..

Ülkücü gençler kadar taş düşsün başınıza!..

 
TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI İBRETLİK