|
Ülkücü gençler kadar!..
Servet Kabaklı / 26.08.2003 / Tercüman
TÜRKMENELİ'NDE, Kerkük'te, Yahudi
ve Anglo Sakson lobileri elinde sömürü makinesi haline gelen
zalim ABD ile çanak yalayıcılarından Talabani çapulcuları,
oyun içinde oyun, entrika üstüne entrika tazeliyorlar. Türkiye'yi
idare edenler, yine ricayla, minnetle, 'kem - küm'le vaziyeti
idare etmeye çalışıyorlar.
Devamlı yazdığımız gibi, Irak'ın kuzeyinde guya 'kırmızı
çizgiler çizen' bu çizgilerin aşılmasını savaş sebebi sayacağını
bütün cihana ilan eden Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tribün
seyircisi olmanın ötesine geçemiyor. Devlet idare etmeyi belediye
yönetmek ve ihale trafiğini yönlendirmekten ibaret zanneden,
'savaş'ı 'savaş oyunu' ile karıştıran ruhsuz bir grup var
Türkiye'de... Bunların ekmeğine gece- gündüz yağ ve bal çalan,
anlı şanlı, yazılı ve görüntülü basınımız ise evlere şenlik...
Efendiler, elin zalim oğlu ABD ile onun çanağından yalanan
sadık bendeleri, kırmızı çizgi çizdiğiniz yerlerde, 'köşe
kapmaca, adam satmaca ve saklambaç' oynuyorlar... Sizler de
'körebe'nin ebesi gibi kapatmış, bağlatmışsınız gözlerinizi,
el yordamıyla bile değil, yalvararak, ricayla minnetle bu
'vaziyet-i adi'den kurtulmaya çalışıyorsunuz. Bu mütecaviz
ve küstah herifler de herhalde toz boya ile çizdiğiniz çizgileri
'üf'leyip, 'kırmızı noktalı' filmler çevirirken, sizler sadece
'aman sakin olun' yaveleriyle, evet, sadece vaziyeti idare
ediyorsunuz!.. Türkiye'deki siyas” iktidarın, yetkililerinin
ve de etkililerinin tavrı, maalesef o bildik, o zavallı, o
teslimiyetçi tavır...
Muhalefet nerede?
YA muhalefet?.. Meclis içindeki CHP'den kimsenin çok farklı
bir davranış beklediği yok. Yarısı ABD hayranı monşer takımı,
diğer yarısı da 'köktenretçi'... Seçim sisteminin 'seçkin'
sonuçları önümüzde, Yüce Meclis'te 'düello' görünümlü AKP-CHP
düeti devam ediyor. Ya bu konularda en hassas olması gereken
MHP'nin, 'seçkin ve göçkün'
idaresi ne yapıyor... Türkiye'nin ümidi bir kadronun önünü,
3 Kasım hezimetinden sonra hala o koltuklarda oturarak tıkayanlar,
12 Ekim Kongresi'ne, bir son çırpınış olarak 'ülkücü delege'
yerine 'lejyoner delege' taşıma gayretkeşliğinden başlarını
kaldıramadıkları için, bu 'bay'lar da sadece bir gün 'küm'
dediklerine, ertesi gün 'kem' demekle idare ediyorlar. MHP
Genel Başkanlığı makamında oturan Devlet Bahçeli, 24 Ağustos'ta
'kesinlikle Irak'a asker göndermeyelim' diyor, 25 Ağustos'ta
Kerkük'te Türkmenler'e yönelik saldırılar başlayınca, 'Derhal
Irak'a asker sokalım' diye nutuk atıyor... A Sayın Genel Başkan,
ille de 11 Türkmen kardeşimizin şehid edilmelerini mi görmeliydiniz
'asker göndermeyi istemek' için?!.. Bakınız, bir bataklığa
saplanmışız, birilerinin yaptığı hatalar yüzünden
ümitsizliğe düşen milletimiz, 'denize düşen yılana sarılır'
misalinde olduğu gibi, sarılmış birilerine; sonuç yine hayal
kırıklığı... Daha birkaç yıl öncesinde, Türkiye'nin kanını-
iliğini
sömüren ve ağa- babalarına sömürttüren 'liboşlar'ın, 'liboşçuklar'ın
yaptıkları neydi hatırlasanıza... 'Biz gidersek fundamentalistler
gelir' diye tehdit ediyorlardı, göbeklerinden bağlı oldukları
mihrakları... Kendisine 'muhafazakar demokrat' elbisesini
iğreti teğelleten ve içine sığmaya çalışırken, sağını solunu
patlatan şimdiki iktidar ise; 'Irka dayalı milliyetçiliğe,
dine dayalı milliyetçiliğe, bölgesel milliyetçiliğe (Ne demekse?..
Herhalde bölücülüğü kastediyordur.) karşıyız' diye naralar
atıyor. Onun da aynı mihraklara vermeye çalıştığı mesaj açık...
Diyorlar ki; 'Biz gidersek milliyetçiler gelir. O zaman her
istediğinize eyvallah etmezler.' Evet, inşaallah yakın gelecekte
MHP yönetimine de, Türkiye'nin idaresine de 'Ülkücü geçinenler'
ve 'Ülkücülerden geçinenler' değil, gerçek Ülkücüler, Milliyetçiler
gelir; alın terlerini, göz ve gönül nurlarını 'Türkiye sevdası'
denilen çileye katık ederler ve Türkiye'nin aleyhine olacak
hiçbir iç ve dış baskıya eyvallah etmezler!.. Türkiye'yi 'AB
onurlu giriş' oyunlarına, uyumlara- suyumlara alet etmezler.
İnşaallah, daha yakın geçmişte 'Türkiye halkları' teraneleriyle,
Necip Türk Milleti'ni parçalamaya, bölmeye çalışanların başını
çekenlerden, Ülkücüler'e işkence çektirenlerden 'çok şey
öğrenmek' gafletine düşmezler...
Ülkücü'ye cop!..
DÜN televizyonlarda, acı çekerek seyrettik... Kerkük'te Türkmen
kardeşlerimize kalleşçe kurşun sıkılmasını protesto eden Ülkü
Ocakları'na mensup gençlerimize, AB standartlı sevgili Türk
Polisi, cop üstüne cop çalıyordu. Biz biliyoruz ki, bu genç
ülküdaşlarımıza, onulmaz yürek acısıdır. Ülkücüler bu 'dost
gülü'ne yabancı değildirler.12 Eylül'den, o 'Kara Eylül Günleri'nden
bilirler. Ozan Arif, 'Öpmeye kalktığım el vurdu bana' diye
tarif etmişti
bu onulmaz yarayı... Türk Polisi'ne 'Ülkücü Türk Genci'ni
coplatanlar bilmelidirler ki, inen her cop, Kerkük'te Türkmen'e
sıkılan kurşun kadar acıdır!..
Son sözümüz de Türk Medyası'nı çoğunlukla işgal eden, yağcı,
balcı ve eyvallahçı güruha... Komünist ve bölücü çete mensupları,
dağda, şehirde meydanda polis ve asker şehid ederler; tek
sütun haberlerle yasak savarsınız. Kerkük'te Türkmen'e kurşun
sıkılır, görmezden gelirsiniz... Ellerinde Türk bayrakları
ile Ülkücü Gençlik destek ve protesto için sokaklara çıkar,
coplanır, manşetleriniz dünden hazırdır...
'Ülkücü gençler polisle çatıştı!..'
Çifte standardınıza, mill” meselelere şaşı bakışınıza, haklıya
değil, güçlüye selam çakışınıza tuu sizin!..
Ülkücü gençler kadar taş düşsün başınıza!..
|