Türkmenlerimizin Kaatilleriyle el sıkışan Perinçek, nasıl olur da Türkmenlerimize destek verir?

Ülkücülere, Ülkücü olduklarını iddia edenlere neler oluyor, anlamak mümkün değil. Yeniçağ'dan aldığımız aşağıdaki haberde, Perinçek'in de Türkmenlerimize destek verdiği belirtilmiş. Niye belirtiyorsunuz? Niye aranıza alıyorsunuz? Haberin içinde verilen tek bir cümle bile, ülkücülüğünüze, milliyetçiliğinize gölge düşürmez mi? Sorumlular farkındalar mı, değiller mi bilemeyiz ama, bunun TEZAT olduğunu şuurlu bütün ülkücüler bilir ve bu resimde herşey çok açık! Kaatilleriyle EL SIKIŞAN PERİNÇEK, nasıl olur da Türkmenlerimize destek olur? Bu mümkün mü? Herşeyi karıştırarak çorba yapanların ülkücülüğü de, milliyetçiliği de tartişılır. Türkmenlerimiz daha uyanık olmak durumundalar. Artık dost düşman belli olmalı, ısrarla - pişkinlikle aramıza sokulmaya çalışanlara, suratlarına geçirdikleri iğrenç maskelerin hesabı sorulmalı, ne oldukları suratlarına çarpılmalıdır.

İşbara Alp, 15 Temmuz 2003

TÜRKMENLERİ SİNDİRME BASKINI
Türkmenler 44 yıl önceki katliamı dün gibi hatırlıyorlar. Taksim Anıtı’nda geçmişin de katilleri olan aşiret başları Kerkük konusunda uyarıldılar

Irak’taki Türkmen varlığına karşı girişilen saldırıların en korkuncu olan Kerkük katliamının 44. yıl dönümü Taksim anıtına konulan çelenkle anıldı.
14 Temmuz 1959 günü Kerkük’te yapılan Cumhuriyet bayramı törenleri sonrasında Araplar ve Kürtler, Türkmenlere karşı bir soykırım hareketi gerçekleştirerek
binlerce Türkmeni şehit etmişlerdi.
Son derece vahşi yöntemlerle devam eden soykırım hareketi yağma ve talana dönüşerek tarihin en korkunç trajedilerinden birisi yaşanmıştı.

TAKSİM ANITINA ÇELENK KOYDULAR

Büyük katliamın yıldönümü dolayısıyla Taksim meydanında biraraya gelen Türkmenlere Dış Türklere mensup dernek temsilcileri ile İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek’de destek verdi. Irak Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Kemal Beyatlı ve beraberindeki Türkmenler katliamın hatırasına Taksim anıtına bir çelenk koydu.
Meydanı dolduran Türkmenlere ve vatandaşlara hitaben bir konuşma yapan Kemal Beyatlı, Türkmenlerin son 100 yılı zulüm baskı ve katliamlar içinde geçirdiklerini
söyledi.
Bundan 44 sene evvel Türkmenlerin Kerkük’e egemen olmaya çalışan Kürtler tarafından vahşi yöntemlerle öldürüldüklerini ve inanılmaz manzaralara yaşandığını dile
getiren Kemal Beyatlı, aynı uygulamaların yine Barzani ve Talabani tarafından sürdürüldüğünü belirtti.

YALANCILIK VE TALAN SİYASETİ

Türkmenlerin tarihler boyunca barış içinde yaşamaya çalıştıklarına dikkat çeken Kemal Beyatlı şunları söyledi. “ Irak içinde Türkmenler uzun yıllardan beri yalnız ve
kimsesizlerdir. İşte bu yalnızlıklarını fırsat bilen Türk düşmanları her fırsatta Türkmenleri yok etmek için harekete geçtiler.
Katliamlar yaptılar. Gece yarıları Türkmenlerin oturdukları bölgelere sızarak karanlık emellerini gerçekleştirdiler. Şimdi de Talabani ve Barzani aynı yöntemleri
uyguluyor.
Biz buradan onlara sesleniyoruz ve diyoruz ki gece yarısı çakal sürüsü gibi Türkmenlerin evlerine gelerek onları evlerinden çıkarmayı, yerlerinden yurtlarından etmeyi
artık bırakın.
İnsan gibi yaşayın ve insan olun. Siyaset adı altında tükürdüğünü sürekli yalayan ve yalan söylemeyi adet haline getirenler Irakda 3 milyon Türkmenin yokedilmesi
hesabını yapıyorlar. Biz Türkmenler insan haysiyeti ve onurundan yana tavır alarak alarak barışcı olmuşuzdur”

TÜRKMENLERİ ERİTEMEZLER

“Irak’ı parçalamak değil bir bayrak bir ordu ve bir devlet istediğimizi söylemişizdir.
Süleymaniyede peşmergeleri ile ABD askerlerinin ortaklaşa sürdürdükleri çirkin saldırıda bürolarımıza girdiler. Radyumuzu susturdular. İnsanlarımızı tutukladılar.
Gayeleri Türkmen varlığını ortadan kaldırmak ve Irak’ın geleceğinde Türkmensiz bir planı uygulamaya koymaya çalıştıkları aşikardır.
Çirkin ve yakışıksız olan bu saldırıları buradan şiddetle kınıyoruz. O topraklarda kök salmış 3 milyon Türkmeni eritmeye çalışıyorlar. Bugüne kadar erimedik ve
erimeyiz de. Türk milleti sabırlıdır. Bu sabrımızı yanlış yorumlamaya kalkmasınlar.
Kimse de bizim gücümüzü denemeye heveslenmesin. Her zaman dostluktan ve barıştan yana olduğumuzu söylemiştik. Ama terörist zihniyetiyle hareket edenler ancak
ve ancak belalarını bulurlar. Türkmen bölgelerinden ve bilhassa Kerkük’ten elini çeksinler karanlık oyunlarınıza başka mahalle seçiniz.”

YARASA GİBİ KERKÜK’TE DOLAŞMAYIN

”Gece yarıları yarasalar gibi binlerce peşmergeyi evlerimize yerleştirmekten vazgeçin. Dostça ve huzurlu bir ortam istiyorsanız getirdiğiniz peşmergeleri geri çekin.
Türkmenler her zaman insan haklarına saygılı olup ve medeni mücadelelerini devam ettirmişlerdir.
Yalnız ve yalnız Türk oldukları için katliama maruz kalan Türkmen şehitlerinin itibarının iade edilmesi ve gasp edilen mallarının iadesini BM’den, Avrupa İnsan Hakları
Komisyonlarından, Dünya İnsan Hakları Örgütlerinden ve Irak’da kurulacak yeni düzenin anayasasında yer almasını talep ediyoruz.
Değerli hemşerilerim burada büyük Atatürkün ve aziz Türk milletinin huzurunda hiç bir Türkmen şehidinin kanının yerde kalmayacağını 3 milyon Türkmenin haklı
davalarına Kerkük’ün gerçek sahibi Türkmenden başka olmadığına ve bu uğurda sonsuza kadar mücadelemizi sürdüreceğimize söz veriyoruz.
Şehitler ölmez Kerkük Türk’dür ve Türk kalacaktır.”

KERKÜK KATLİAMINDA NE OLDU

Bin yıldan beri Irak’da varlık gösteren Türkmenler, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Türkiye’den koparılmışlar ve İngiliz mandası ihdas edilen Irak devletinin
vatandaşları olmuşlardır.
Irak’ın Kuzeybatısından güneydoğusuna Bağdat yakınlarına kadar uzayan geniş bir coğrafi sahada yaşayan Türkmenler zaman zaman soykırıma uğradılar.
1924, 1939, 1946, 1959, 1980, 1991 ve 1996 yıllarında Türkmenler unutulması mümkün olmayan acılı günler yaşadılar. Bunların arasında 14 Temmuz 1959
tarihinde Kerkük’te meydana gelen soykırım Türkmenlerin yaşadığı en büyük facialardandır.
Tarihe Kerkük katliamı olarak geçen bu soykırımda, insanlık dışı vahşetler yaşanmıştı. Irak Cumhuriyetinin ilanının birinci yıldönümünde kutlama şenliklerine katılmak
gayesiyle çoluk-çocuk, genç-ihtiyar, kadın-erkek bütün Türkmen halkı, milli giysileri ile sokağa çıkmışlardı.
Ancak törenin başlaması ile birlikte, gözü dönmüş caniler, silahsız olan Türkmenlere saldırmaya başladılar.

VAHŞET 3 GÜN SÜRDÜ

Silahların patlaması ile birlikte, hazırlanan korkunç bir soykırım planını sahneye koydular.
Önceleri sokağa çıkma yasağı ilan edilince her zaman yasalara saygılı olan Türkmenler evlerine çekildiler.
Ardından Türkmen ileri gelenleri evlerinden teker teker alınarak, Kerkük Kışlasına götürülmüş, kurulan sözde halk mahkemelerinde 5-10 dakika zarfında
yargılanmışlar ve kurşuna dizilmişlerdi.
Bu da yetmemiş Türkmen şehitlerin cesetleri ip ve sicim yardımıyla motorlu araçlara bağlanmış, cadde ve sokaklarda sürüklendirilmişlerdi.
Üç gün üç gece sürden bu can pazarında kimi Türkmen şehidinin cesedi üç gün süreyle kızgın güneşin altında elektirik direklerinde asılı durmuştur.
Kiminin gözleri oyulmuş, kimileri diri diri toprağa gömülmüştür.
Yeniçağ, 15 Temmuz 2003

 
TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI İBRETLİK