Arsiv 2000-2001-2002-2003
 

POSA

Hani havucu sıkar, suyunu içer, posasını da çöpe atarsınız ya, işte öyle birşey. Veyahut, tarihten öğrendiğimizi bilgiler ışığında, yahudilerin insanların kanını, yedikleri peksimetlerde kullandığı gibi... Yahudi olmasın da, hangi milletten olursa olsun, ama, özellikle 7 yaşlarında gürbüz, kanlı canlı erkek çocuğu olsun. ....İğneli fıçıya atıp kanını çıkartıyorlarmış. Olur mu öyle şey!!! demeyin. Kaçırdıkları çocukların kanını, bayramlarda yedikleri peksimetlerde kullanıyorlarmış. (Bknz. kaynak: İğneli Fıçı - Tarih Boyunca Yahudi Mezalimi / Cevat Rıfat Atilhan)

Bugün Arslan Bulut'un 'Karadeniz'de Neler Oluyor?' başlıklı yazısını okurken, aklıma Hasan Hüseyin Yeni geldi (yakıtsız uçak'tan hatırlarsınız). İrfan Mavruk geldi. Ziya Özel geldi... İsimlerini hatırlayamadığım nice mucidlerimizi düşündüm.. El uzatılmayan, tehditlerle veya başka yollarla sesleri kesilen bilim adamlarımızı... Sonra çekip alınan, ABD'de veya nerede oldukları meçhul, kafese tıkılır gibi yer altlarındaki nükleer tesislerde hapsolunan değerlerimizi...

Karadeniz'le ne ilgisi var bunun?? demeyin. Var tabii.. Toprak bizim, vatan bizim, yurt bizim. Üzerinde yaşayan o insanlar bizim de, şu 'Green Card' reklamları... Hangi malum medyaya giderseniz karşınıza çıkıyor. Değerlerimizi çaldıkları yetmiyor, ayrıca Türkiye'yi boşaltma çabasındalar. Böyle reklamlara aldanan ruhsuzlarımız mı, olmaz olsunlar.

Bor olayı taptaze duruyor. Dünya genelinde %63 oranında Türkiye Bor madenlerine sahip. Marmara'dan Ege'ye açılan Bor yüklü bir gemimize ABD el koydu da, sesini çıkaran olmadı... Kendi Bor yataklarını kullanmayan ABD, Türkiye'nin Bor yataklarını istediği gibi değerlendiriyor. Anadolu'nun bir çok bölgesinde yapılan sondajlarda petrolün habercisi olan gaz çıkıyor. Petrol denizi üzerinde olduğumuz biliniyor. Türkiye, işlenmemiş bir cevher gibi hala. Sıka sıka suyunu, eme eme kanını bitiremediler. Hem değerlerimizi alıyorlar çalıyorlar, hem madenlerimizi. 1980 öncesi Ecevit iktidarı döneminde, Romanya'ya ucuz maden kömürü diye satılan taşların içinde bol miktarda Uranyum olduğu haberini malum medya pek dokunmadan geçiştirmişti.

Altımızı oyanlar... Gözümüzü oyanlar... Kanımızı emenler... Posamız mı çıktı ki, bu ülke sahipsiz? Biz 'Türk' olduğumuzu, bu vatanın gerçek sahibi olduğumuzu ne zaman hatırlayacağız?

İşbara Alp, 18 Ağustos 2003, Ötüken

 
TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI İBRETLİK