|
'Şamanlık' Meselesi
'Bazı Batılı yazarlar, sırf İslam'a olan düşmanlıkları sebebi ile
'Türk'ün milli dini şamanizmdir' yalanını uydurmuşlardır.
Bununla güya, bizi milli duygularımızı okşayarak -haşa- 'Arab'ın
Dini' dedikleri alemşumul İslamiyet'ten koparmayı planlamışlardır.
İftiharla belirtelim ki, hiç bir Türk Milliyetçisi bu oyuna gelmemiştir.
Bununla beraber, bu propagandalar hala devam etmekte, Türk-İslam
Ülkücülerine karşı kin ve husumet dolu çevreler, 'Milli vicdan'da
tereddütler doğurmaya çalışarak 'Milliyetçi Dirilişi' en azından
geciktirmek istemektedirler.
Biz bu konuda da yine değerli tarihçi ve mütefekkir Prof.İbrahim
Kafesoğlu'nu dinleyelim: 'Bozkırlar sahasındaki dini inançların
şamanlığa bağlanması adet haline gelmiştir. Eski Türk inancının
şamanlık olduğu kanaati, geçen asrın ikinci yarısında, Orta-Asya
Türkleri arasında yapılan araştırmalar neticesinde iyice yerleşmiştir.
Gerçekten, bilhassa Yakutlar ile Altaylılar daha uzun zamandan beri,
bu inanca bağlı görünmektedirler. Ancak, buralarda, dünyanın ve
insanın yaradılışı ile ilgili rivayetlerden hiçbiri, Türkler'in
kendi düşünce mahsulü olmayıp, çeşitli dinlerden gelen tesirlerin
birbirine karışmasından meydana çıkmış ve tasavvurlar
örgüsüdür' diyen tarihçimiz, şamanlığın eski çağların ve ilkel toplulukların
hayatında çok sık rastlanan, dinden ziyade sihir karakteri bulunan,
Türk dünyasına sonradan bulaşan inançlar olduğunu belirtir. Tarihçimiz,
esasen Eski Türkler'de 'din adamı' manasına 'şaman' değil, 'kam'
sözünün kullanıldığını ve 'şaman' sözünün Hint-İran menşeli olduğunu
ortaya koyar. (Bkz. Türk Dünyası El Kitabı, Kültür ve Teşkilat adlı
makalede Prof.İçKafesoğlu, sf.770-771)
Görülüyor ki, Eski Türkler, ne totemist, ne putperest ne de şamanlık
adı verilen bir 'milli dine' sahip idi. Prof.Kafesoğlu, yukarda
belirttiğimiz eserin 772 ve 773. sayfalarında bu konuda şunları
yazar: 'Bozkır Türk topluluğunun asıl dini 'Gök-Tanrı dini' idi.
Eski çağlarda, başka hiç bir kavim ile iştirakı olmayan bu inanç
sisteminde Tanrı, en yüksek varlık olarak itikadın merkezinde yer
almıştır. Yaratıcı, tam iktidar sahibi, aynı zamanda 'semavi' mahiyeti
olup çok kere 'Gök-Tanrı' adı ile anılıyordu. Tarihçimiz, bu konuda
birçok yabancının tespitlerini de ortaya koymakta, bu arada Türk
ülkelerini gezen Arab seyyahı İbn-i Fadlan'ın, bizzat kendi
müşahedelerine dayanarak Türkler'in ateşe suya toprağa tazim etmekle
beraber, yanlız yerin ve gögün yaratıcısı olan 'BİR TANRI'ya tapındıklarını
açıklar.
Bu açıklamalar gösteriyor ki, Eski Türkler'in, inanç itibarı ile
adeta İslamiyet'e hazır olduklarını, bazı şamanist bulaşmalara rağmen
'muvahhit' kaldıklarını kabul etmek zorundayız. Bu durum bize şu
kanaati de vermektedir: Türk illerinde, şu anda adını ve adlarını
bilmediğimiz bir veya daha fazla peygamber (yalavaç) gelip geçmiş
olabilir. Nerede
'tevhid'in nuruna rastlansa, orada bir peygamber soluğu dolaşmış
demektir.
Bugün, Türk Milliyetçiliği din olarak Allah ve Resülü'nün muhteşem
çizgisinde yürümektedir. 'Allah'tan başka ilah yoktur' diyen Türk
Milliyetçilerine 'şamanist' diyenler, Allah'a hesap veremeyeceklerdir.
S.Ahmed ARVASİ, Türk-İslam Ülküsü , Cilt 1, Sayfa:86-87
|