|
TAKMIŞSIN MASONA!... YAHUDİYE!...
'Ya kardeşim, sen de takmışsın masona, yahudiye!!.. Herkes mason,
herkes yahudi sana göre! Nedir sendeki bu yahudi hastalığı???...'
Şimdi kalkıp da, yıllardır Ötüken'e gelen yüzbinlerce mektubu sakladığımız
CD'lerden, böyle lafları bize çarpan, sanal alemin meşhur ülkücülerinin
satırlarını aramayalım, büyük külfet olur. Ama onlar, kendilerini
çok iyi bilirler.
Maddi imkansızlıklarla düşe kalka yaşayan insanlarımıza lafımız
yok. Fakat, genel olarak imkanları olanların sesleri cılız ve yamuk
çıkıyor. Hatta şuursuz çıkıyor! Hernekadar birlikten, dirlikten
söz etselerde, en başta muhtemel birliği, beraberliği kendileri
bozuyor. Farkında bile değiller.
Türk İslam aleminin, insanlık düşmanlarının dünya genelinde çığırından
çıktığı şu günlerde, bizler ne yapıyoruz, neyle iştigal ediyoruz,
kendimizi sorgulamamız icabeder. Bütün vahim konuların tamamına
birden eğilmek lüzumu olduğu halde, herkesin, her konuya hassasiyet
göstermelerini bekleyemeyiz. Bunu kendilerinden istesek bile ilgisiz
kalacaklar, hatta teklifimizi tenkid bile edeceklerdir. Niye böyle
davrandıklarına cevap olarak, onları, iki ana grup içinde görebiliriz.
1) Yıllar yılı malum medyanın yaptığı yayınla köreltilmişlerdir.
Ufukları dardır. Dünya üzerinde oynanan oyunlardan habersizdirler.
Araştırmak için zamanları yoktur. Maddi imkansızlıklarla boğuşmaktadırlar.
Eski bildikleriyle yetinmekteler. Belli bir sahadan çıkamamaktadırlar.
Hatta, şeytani mihrakların etkisinde kalarak, bilmeyerek, zamanla
değiştiklerinin farkında bile olmadan, illaki 'ben!' diyen, bencilce
hareketlerinin tezahürüyle tepki dahi gösterebilenler.
2) Düşmanın özellikle içimize saldığı, musallat ettiği, satılmış
bukelemun karakterli madde düşkünleri. Oldukça ustadırlar. Bu sanal
alemde üfürdükçe üfüren, yangında kül bırakmayan, çoluk çocuğu kolayca
etki altına alabilen, her türlü imkana sahip olan ucubeler. IRC'ler,
MSN'ler, ICQ'ler ellerinin altındadır. İşleri güçleri fesat, fiskos,
dedikodudur. Karalanması, bitirilmesi gerekenler, o sahalarda aşağı
çekilir. Her türlü iğrenç yaftalar yapıştırılır. Genç, körpe dimağlar
allak bullak edilir. Ustalar, site açıp sayfa yayınlamakta da 'usta'dırlar.
Sayfalarına koydukları bir 'Bozkurt' ve 'Başbuğ' resimleriyle ve
ordan burdan temin ettikleri yazılarla en hızlı Türkçü - Ülkücü
kesilirler. Dikkat edilirse, asla kullanılmaması gereken Ecevit
dili sayfalarında cirit atar, dillerinden düşmez. İkaz edildikleri
halde özellikle kullanmaya devam ederler, kendilerini ele verirler.
Onların bir kısmına göre İslam, 'arap dini' dir, Osmanlı döneminde
'araplar bizi arkadan vurmuştur'. Arap ülkelerindeki masonlaştırılan
yöneticileri görmek istemezler ama, bir avuç İsrail ile baş edemeyen
bu devletleri, sırf müslüman oldukları için çekiştirip dururlar.
Arapları Türklere, Türkleri Araplara düşman eden gerçek düşmanı
devamlı surette saklama gayretindedirler. Karışık dinlere mensup
bütün Türkleri kucaklamanın şart olduğunu yayarlar. Onları İslam'a
davet etmeyi, İslamlaştırmayı akıllarının ucundan geçirmezler. Çünkü
Türk'ün kutsal elbisesi İslam'a soğuklar. O elbiseyi, Türk'ün üzerinden
sıyırıp atmak için atmadıkları takla yoktur. Böylelerinin tamamına
masonik sistemin köleleri denir.
Ötüken'in çizgisi görünür, anlaşılır şekilde ortadadır. Yıllardır
bizi takip edenler, aleyhimizde çevrilen oyunların farkında olanlar,
çizgimizden asla şaşmayacağımızdan, bu şekilde devam edeceğimizden
emindirler.
Bu arada kabul ve takdir etmek gerekir ki, 'Mason ve yahudiler'i
dilimizden düşürmediğimiz için geçmiş yıllarda bize karşı çıkanların
bir kısmı fikir değiştirmiş durumda. Bunun tezahürü ile gurur duyuyoruz
ama, bu gerçek onları niye rahatsız ediyor, bizden uzaklaştırıyor
veya bize soğuklar anlam veremiyoruz. Ana sebeplerden biri, Devlet
Bahçeli ve ekibi hakkında yaptığımız olumsuz yayın olsa gerek. Tamam
da, Miliyetçi Hareket'i bu noktaya getirenlerin, meydanı düşmana
terkedenlerin, vatan satılması karşısında üzerlerine düşeni yapmayanların
olduğu bir zeminde, içimiz yanmış isyanları oynarken sesimizi kısıp
oturalım mı, kabuğumuza mı çekilelim?
Seçilmiş kadrosuyla... Öyle bir genel başkanı özlüyoruz ki, gerçek
manada ülkümüzden zerre taviz vermesin, politika yapmasın, sisteme
uymasın. Türklük gurur ve şuurundaki herkesi, İslam iman ve ahlakıyla
taşmış bütün gönülleri kucaklasın. Unutulmuşları, kaderlerine terkedilmişleri,
bütün küsleri, dargınları, eften püften sebeplerle birbirinden uzaklaşmış
herkesi barıştırsın. Tek bir çatı altında, MHP'de toplasın.
Genel olarak bugünkü karanlık tabloya bakıyoruz da, bütün dünya
insanlığı uçuruma sürüklenirken, bu tehlikeyi yüreğinin derinliklerinde
hissedenlerin hiç bir şey yapamadıklarına, aciz kaldıklarına şahid
oluyoruz. Hala biribirimizi çekemiyor, dargınlıklarda, küskünlüklerde
inad ediyoruz... Ülkücüler nasılsa, diğerleri de öyle galiba...
Kendi milletlerinin düşürüldükleri tezgahlarda çırpınmasına dayanamayanlar,
maalesef yeterli sayıda değiller. Birbirlerinden kopuk hareket ediyorlar.
Dünya genelinde hakim olan berbat manzara böyle. Bizler, kendi camiamızda
ayrı telden çalmaya devam edelim...(!)... Dünyaya nizam ve intizam
verecektik, öyle mi!?.. 21.nci asır Türk asrı olacaktı... Fakat,
ümidimizi asla kaybetmedik. Tarihin sayfaları çevrildiğinde, en
dar zamanımızda mutlaka bir lider çıkarttığımız görülür. Bekliyoruz.
Cumhur Puliç, 17 Ağustos
2003, Ötüken
|