İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR
W W W . O T U K E N . N E T _________________
 

ÜLKÜCÜLERİN BAYRAĞI MHP'DEDİR
VE BU BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR..!

MHP geçmişini unutmus, hedefini yitirmiş, özünü kaybetmiştir. Moda olan bir takım söylemlerle gevezelik yaparak "ülkücülük"ten uzaklaşmaktadır.

"Bu hareketin temeli vefa üzerine kurulmuştur" diyen bir Başbuğ'un partisinde onun ölümünden hemen sonra başa geçen idareciler "Vefa duygusu" denen asil davranışı terk etmişlerdir. Ülkücü hareketin 1963 den beri hizmete amade "aksakal"ları, en zayıf döneminde oldugu gibi en kanlı günlerinde de hareketin içinde olan çilekeşleri ve gerek
sakat kalarak gerek hala hapiste yatarak ve gerekse kaçak durumda olup yıllardır yurtdışında yaşayan mağdurları arayıp sormadıkları gibi kırıp darıltmışlardır.

Herhangi bir sebeple bu beylerin emirlerini reddedenler, yağcılık yalakalık etmeyenler, kenara çekilenler, evinde oturanlar veya başka bir siyasi yapı oluşturan ülkücülere "hain" damgası vurulurken, dışarıdan gelen ve ülkücülükle hiç bir ilgisi olmayanlara adeta şefkatle
kucak açılmış, parti Genel Merkezi'nde bunlara görev verilip hatta seçimde de bunlar aday listelerinin başına alınmıştır.

Cumhurbaşkanlığına aday oldu diye dövülen Sadi Somuncuoğlu, Ecevit'e sövdü diye atılan Ali Güngör, Türk Dünyası Kurultayı'na para istediği için kovulan Haluk Çay, Telekom satışında ülkü menfaatlerini kolladığı için harcanan Enis Öksüz gibi şahsiyetler her dönemde hareketin her kademesinde görev almış"çekirdekten yetişme" ülkücü oldukları halde alenen infaz edilip dışlanarak ülkücü vicdan kanatılmıştır.

Mecliste hangi MHP'li milletvekilinin kaç kere söz alıp kaç dakika konuştuğuna, kaç tanesinin soru önergesi verdiğine dair kayıt ve istatistiklere baktığımızda hemen Partinin yönetiminin beceriksiz olduğu gibi politika ve proje de üretemeyen, hatta Meclis kürsüsüne çıkıp konuşmaktan aciz ama seçimde kendi yerini sağlamlaştırmak için her türlü ayak oyununu çok iyi beceren kişilerin eline geçtiği anlaşılmaktadır.

Bugün bile bu güruhun hala çekilmek istememesi, yönetim için direnmesi partinin işgal altında olduğunu göstermektedir.

Ülkücü hareket içinde isim yapmış sevilip sayılmış il ve ilçelerin (Yozgat gibi) Belediye başkanları darıltılmış, küstürülmüş ve açıkça başka partilere geçmelerine çanak tutulmuştur.

Yıllarca yeni Gün Sazak'lar çıkarma ateşiyle tutuşan Ülkücü gönüller Koray Aydın gibi mecliste aklansa da ülkücü vicdanlarda şaibeli durumda olan kalan kişilerin Bahçeli tarafından himaye edilerek mükafatlandırılmasına isyan etmişlerdir. Bu da yetmezmiş gibi Koray Aydın’ı Ankara’dan listenin başına yerleştiren zihniyet, gafletten ziyade ihanete daha yakın bir yerdedir.

Kendisini Bahçeli' nin sağ kolu olarak takdim eden ama Bahçeli'nin de (Allah
var gerçi hakkını inkar edemez) hoşnut olduğu belli olan Sefkat Çetin’in, ayyuka çıkan icraı faaliyetleri sebebiyle her yerde açık açık sövülerek eleştirildiği halde (sanırım surda gedik misali) özellikle korunduğu yetmezmiş gibi bir de seçim listeleri onun inisiyatifinde hazırlanmıştır. Tabii o da kendisini ve adamlarını liste başına yazmıştır.

Daha İktidara gelir gelmez söylenmesi gereken pek çok şey sonda söylenmeye başlanmış böylece iş işten geçmiştir. Bahçeli'nin İstanbul'da bir seçim mitingi bile yapamaması, gittiği bir açılışta "ülkücülerden yalan yanlış ağız ucuyla özür dilemesi" de sarsılan inanç ve güveni daha da azaltmıştır.

1999 seçimlerinden önce MHP'nin estirdiği güzel hava geçen zaman içerisinde bazan lodos, bazan poyraz olmuş, sonunda fırtınaya dönüşerek her şeyi darmadağın etmiştir.

MHP'de, ülkücülerin nesli kesilmek üzeredir. Bugün, ülkücü ailelerin çocuklarını güvenip emanet edecekleri gönül rahatlığı ile yollayacakları ocaklar kalmamıştır. Tam tersine aileler, çocuklarını her türlü beladan ve kötülükten koruyabilmek için ocaklara yollamıyorlar.

Ülkü Ocakları, Gençlik ve Kadın Kolları vs. her ne var ise hepsi de dumura uğramış, fonksiyonlarını yitirmişlerdir.
Bu durum Avrupa'daki ülkücü teşkilatlar için de gecerlidir. Avrupa’da MHP iktidarı süresince kapanan teşkilatların sayısı 50' den fazladır.

Ülkücülerde heyecan kalmamıştır. Bu heyecan kendiliğinden oluşmaz. Bunu oluşturacak olan Genel Merkezdir. Başbuğ'un vefatı ile başlayan ve Tuğrul mücadelesi sırasında korkunç bir hız kazanan heyecan rüzgârı maalesef kaybolmuş, ama bu rüzgârı yakalayarak arkalarına almayı becerenler şimdi iktidara gelmişlerdir.

Oturup ah çekip feryad ü figan ile ağlayacak değiliz. Şimdi tez zamanda bu ateşi boğan külleri savurup heyecan ve ruhumuzu yeniden ortaya çıkarmanın zamanıdır. Hatalar belli olduğuna göre yapılması gerekenler de bellidir:

BU YÖNETIM DEĞİŞMELİ, BAHÇELİ VE AVANESİ GİTMELİDİR.

Yeni bir genel başkan ile yeni ufuklara merhaba diyeceğimiz günlerin yakıcı hasreti içindeyiz…

ÜLKÜCÜLERİN BAYRAĞI MHP'DEDİR VE BU BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR..!

Recep Küçükizsiz, 15 Nisan 2003


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN