İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR
W W W . O T U K E N . N E T _________________
 

ÜRKÜTEN SÜKÛT

Başında kavak yelleri esmeyen herhangi bir devlet adamı, değil Kerkük sokaklarında kafileler hâlinde gezinen eşkıyayı inine kadar izlemeden yatmak, Kuzey Irak’ta dolaşan son gölge hakkında dahi muhtelif teşkilâtlarından gelen istihbarat raporlarını bizzat değerlendirip, gereken tâlimatları vermeden başını yastığa koyamaz.

Fakat bizimkilerin bir tek raporu dahi değerlendirdiklerini zannetmiyorum!
Türkiye’nin menfaatlarından ziyâde sistemin çıkarlarını korumak için programlandıkları anlaşılan Recep Tayyip’le Abdullah Gül, Amerika’dan ne duyarlarsa dönüp bize onu söylüyorlar.
Türk Devleti’nin kutsal varlığına teminât olanların daha fazla gecikmeden eyleme geçmeleri gerektiğini arzetmek için bir kez daha kaydediyorum ki, AKP’nin iktidara oturtulmasıyla birlikte Ankara dış politikada inisiyatifi kaybetti!
İrade yok!
İsrar yok!
Kararlılık yok! Cesaret ve celâdet hiç yok! Ve esasen tâkip edilmekte olan bir dış siyaset de yok!
Abdullah Gül, Amerikan Dışişleri Bakanı’nın ağzına bakıp, peşmergelerin Kerkük’ten çekileceklerini söylediği gün, Kerkük’teki peşmergelere takviye kuvvet gönderildi! Sonra artık bölgede esamisi bile okunmaz hâle getirilen Türkiye’ye rağmen Musul gene peşmergeler tarafından işgal edildi!
Şu anda Talabani’nin elinde herbiri 40 kanaldan seri roket atışı yapabilen katyuşa bataryaları var! Talabani ayrıca 8 kamyona monte edilmiş vaziyette doçka uçaksavarlarıyla, 9 kamyona yüklenmiş durumda 106 milimetrelik geri tepmesiz topların da sahibi!
Kerkük civarındaki köylere, ellerine birer sahte tapu belgesi tutuşturulan ve “Saddam mağduru” oldukları söylenen binlerce aşiret mensubu yerleştirildi. Amerikan birliklerinin içinde de 8 bin kadar Amerikan üniforması giydirilmiş peşmerge bulunuyor.
Türkiye üzerinden Kuzey Irak’a gönderilen Hummer ciplerine ağır silâhlar monte edilerek Barzani ve Talabani’nin emrine verildi.
Dışişleri Bakanı mıdır, Başbakan mıdır, hatta Cumhurbaşkanı mıdır kim yeminini bozmadıysa, kim Türk Milleti’ne verdiği sözden dönmediyse ve Türk evlâdına kurulan tuzak kimin kanına dokunuyorsa Barzani ve Talabani’nin ağır silâhlarla donatılması karşısında bu ürküten sükûtun ne mânâya geldiğini çıkıp açıklasınlar lütfen.
Ve şâyet varsa Türkiye’nin Kuzey Irak politikasının ne olduğunu da açıklasınlar.
Siz bütün bu soruların cevabını Amerikan Dışişleri Bakanı’nın ağzına bakarak veremezsiniz. Kerkük’te katledilen Türkmen sayısının beklendiğinden az olduğunu söyleyerek övünemezsiniz!
Türkmen’e yapılan saldırıyı Türkiye’ye yapılan bir tecavüz olarak kabul etmezseniz de bu ülkeyi yönetemezsiniz.
Şimdi Türkmenler’i kuşatan çember giderek daralıyor.
Eğer yeni bir Türkmen katliamıyla karşılaşırsak, Ankara’da saygı duyduğumuz ve ciddiye alacağımız hiçbir kurum ve kişi kalmayacaktır!

Ona göre...

Necdet Sevinç, 16 Nisan 2003,


TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN