İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

 

Yiğitleri mahkûm eden zihniyet itlerle kol kola

Faik Bulut; o da Perinçek'in Aydınlık'ından gelme.
FKÖ kamplarında kaldı. MOSSAD sorguladı ve 7 yıl hapis yattı. İlginç olanı, Türkiye'ye gelince FKÖ ile değil din, ordu, Alevi yazılarıyla dikkat çekti.
Gazete ve dergi haberlerini toplayıp "kitaplaştırması" ile tanınan Faik Bulut, gazeteci olarak adlandırılmasını gerektiren hiçbir özelliği olmamasına karşılık, 1950 öncesinden bu yana Türk basın dünyasından birçok ismin bile erişemeyeceği hızla 18 ayrı kitaba imza attı.
Bir kitabının biyografisinde, "1985'lerden itibaren basın alanında çalışmaya başladı ve çeşitli basın yayın organlarında muhabirlik, köşe yazarlığı yaptı" denilen Faik Bulut'un hangi gazetelerde muhabirlik ve köşe yazarlığı yaptığını bilen yok. Sadece, 1980'de İsrail'de 8 yıl tutuklu bulunduğu ceza evinden salıverilmesinden sonra geldiği Türkiye'de Doğu Perinçek yönetimindeki Aydınlık dergisinde yaptığı "üç aylık" muhabirliği biliniyor. Bu kadar kısır bir gazetecilik geçmişine rağmen Faik Bulut'un nasıl bu kadar "velut bir yazar" olup çıktığını anlamak için Bulut'un dramatik hayat hikayesine ve kitaplarının isimlerine bakmak gerekiyor.

Faik Bulut kimdir?
Faik Bulut 1950'de Kars'ta doğdu. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim İş Bölümü öğrencisi iken okulu terk etti ve 1972'de Suriye üzerinden Lübnan'daki Filistin Kurtuluş Örgütü kamplarına katıldı.(!) Kendisini anlatırken, "Deniz Gezmiş'lerin efsanesiyle büyüdüm, Dev-Genç çatısı içinde yer aldım, Aydınlık geleneği içinde yer aldım." diyerek referanslarını sergileyen Faik Bulut, İsrail askerlerinin bir operasyonuyla yaralı olarak ele geçirilip tutuklandı(!?). İsrail'in FKÖ kampına yönelik 1973 operasyonu sırasında kampta bulunan ve aralarında Bora Gözen'in de bulunduğu 8 kişilik Aydınlıkçı grup operasyon sırasında öldürülürken beş kurşunla yaralanan Faik Bulut sağ olarak ele geçirildi. Ele geçirilen Bulut MOSSAD tarafından 20 gün sorgulandıktan sonra İsrail yargı organları tarafından hapis cezasına çarptırıldı ve 1980'e kadar ceza evinde kaldı(!). Bulut 7 yıl
2 ay İsrail'de tutuklu kaldı.

Orduyla hesaplaşmaya çağrı
Filistinlilerin saflarında İsrail askerlerine karşı çarpışmak için Lübnan'daki kamplara giden Faik Bulut'un 1980'den sonra Türkiye'ye dönmesinden sonra yazdığı 18 kitaba bakıldığında, Bulut'un "özgürlük özlemleri" yerine Türkiye'de "istikrarsızlık ve iç savaş kışkırtıcılığı"na yönelik özlemleri dikkat çekiyor. Örneğin Bulut, "Ordu ve Din" kitabının ön sözünde şunları yazıyor: "Türkiye, başta Kürtler olarak, Aleviler, İslamcılar, demokratlar, sosyalistler, egemen sınıflar ve ordu; hem kendi içinde, hem de birbirileriyle hesaplaşma macerasına giriyor. Kürtler ile devlet (ve ordu), İslamcılar ile devlet (ve ordu), sosyalistler ile devlet (ve ordu), emekçiler ile devlet (ve ordu) karşı karşıya gelmiş durumda. Kürtler ile devlet arasındaki ilişkide hakim unsur silah yani savaş var. Taraflar çarpışıyor, habire kan dökülüyor. İslamcılar ile devlet arasındaki ilişki henüz sıcak çatışma zeminine oturmuş değil, belki bu yöne doğru bir kayış gözleniyordur. Bununla birlikte Türkiye toplumu
kendi iç çelişkilerini ve iç hesaplaşmasını yapmaksızın demokratikleşme meselesini çözemez."

"Kürtleri, İslamcıları, sosyalistleri ve emekçileri Türk ordusu ile hesaplaşmaya çağırıp iç savaş çığırtkanlığı yapan" Faik Bulut, Alevi kesimin de bu çatışmalara dahil olması için "Ali'siz Alevilik" kitabında "provokatörlüğünü" en ileri düzeye çıkararak şu cümleleri kullanıyor: "Hz. Ali kafirlerin kafasını kesiyordu. Halbuki o kesilen kafalar bugünkü Alevilerin ata dedeleriydi. Aleviliği Hz. Ali'ye bağladığınız oranda şiddeti de kabul edersiniz... Sünnilerin Alevilere yaptıklarını yapacaklarına, yani keseceklerine inanıyorum."

Aleviler Sünnileri kesecek
"Aleviler, Sünnileri kesecek" diyen Faik Bulut'a cevap veren Alevi kesimin önde gelen isimleri onun içinde bulunduğu cehaletin yanı sıra, bu sözleriyle hangi karanlık çevrelerin sözcülüğünü üstlendiğine de bakılması gerektiğine işaret ettiler. Prof. İzzettin Doğan, Bulut için, "Büyük bir yanlış, daha doğrusu cehl içinde demektir. Çünkü Hz. Ali'siz ne Alevilik ne İslam düşünülebilir. Aleviliğin A'sını bilmiyor demek." Kendisi Alevi olmamasına rağmen, "ateist" olduğunu açıkça söylemesine rağmen, tarihi ve İslami gerçeklerle bağdaşmayan bir kitap yazan Bulut'un, "Alevi-Sünni savaşı" özlemine dikkat çekiliyor.

Kıymetli gönüller, koca yiğitleri mahküm eden zihniyet bu it soylulara her zaman kucak acmıştır. Hakk'ın da bir hesabı vardır elbet, buna iman ettik vesselam... Hakk bizlere özü sözü bir gönüllerle beraber cenk meydanlarında sırt sırta, bu it soylularla karşılaşmayı nasip etmesi
duası ile ...

Alperen


TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI