İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

 

YOKSULLUKTA EŞİTLİK

Nedir bu başımızda ki bitmez tükenmez dertler ve çileler? Hiç durup düşündünüz mü? Hiç şöyle dalıp uzaklara ötelere, uzaklara baktınız mı? Bizim bu dertlerimiz bitmez diye iç geçirip kendi kendinize ah ettiğiniz oldu mu? Mutlaka olmuştur, benim çok oldu. Hem de ne ahlanmalar, vahlanmalar. Kara zindanlarda geçen yokluk günlerim, uzanacak bir dost elini bekler dururdu. Söylemekten ar etmem, utanmam, Turan Hoca’nın yolladığı dergiler,
kitaplar bile bizim için ne büyük nimetti. Candan, Canan’dan, paradan, puldan geçmiştik,
biri bize kitap, dergi yollasa diye bakardık, Turan Hoca yollardı. Kim diye sormayın Turan Hoca’yı, eğer sorarınınız varsa ben kırılır, darılırım ama yine de söyleyeyim, Türk Dünyası
Araştırmaları Vakfı Başkanı Prof. Dr. Turan Yazgan hoca. Allah uzun ömürler versin. Biz o günleri unutmadık, yokluk terbiyesi başka hiç bir şeye benzemez.

Kaç yaşımda ülkücü olduğumu söylesem, telefonda titrek sesiyle bana tehditler yağdıran
sözde “Uç Beyi”ne hayal, rüya gelir. Bu arada bir kaç cümle ile not düşeyim, Uç Beyi
olmak öyle kolay değildir, Uç Beyi olmak o kadar ucuz değildir ve biri dedi diye Uç Beyi
olunmaz. Ha şunu ayırın, Milliyetçi Hareketin ebedi Başbuğu Alparslan Türkeş, öyle kolay
kolay kimseye Uç Beyi demezdi. Bana hiç demedi, oysa ben fikrimin mücadelesini en uçta
yaptım, hayal bile etmeyin en ucu, geceleri uykunuz kaçar. Ben ülküm için, fikrim ve davam için yaşadım, bundan gurur duydum, duyacağım, kimsenin şüphesi olmasın!!!

Bütün bunlara rağmen ben “Uç Beyi” olamadım, “Uç Beyi” olmak o kadar kolay değil, hak etmeyen heveslenmesin, uzak dursun. Öyle önüne gelen, önüne gelene “Uç Beyliği” veremez bilinsin!!!

Biz Ülkücüyüz, tartışmayız ve tartıştırmayız. Hesabı olan, aksini ispat etmek isteyen
meydanlara gelsin, sözümüzü meydan meydan söylemezsek namerdiz. Telefonlarda titrek
seslerle olmaz bu işler. Öncelikle bu meseleyi geçelim. Ülkücülük bir şeref ve gururdur, bu
şerefi, bu gururu hakkıyla taşımayanlar çeksin gitsin önce. Önce ülkücülükten geçinenler
çeksin gitsin!!!

Burası bizim ve biz burda duracağız. Milliyetçilik, tarih boyunca Türk milletine bugün
gerektiği, bugün lâzım olduğu kadar hiç lâzım olmadı. Kuşatıldık, her taraftan yok edilmek
üzere saldırıya uğradık. İçerisi, dışarısı çok önemli değil. Türk milletinin mukadderat günleri başladı ve Ülkücülük; Türk milletinin mukadderatına yön vermek, eğer düştüyse tutup kaldırmaktır. Şimdi zor günler, şimdi dar günler geldi ve günümüzün dünyası mâlum. Para
sesinin ağırlığı altında inim inim inleyen bir dünyada yaşıyoruz. Ve soruyorum, Ülkücülerde
para var mı? YOKKKK.... YOKKKK... Hiç bir zaman olmadı, bu gidişle olmaz.
Nedenine ve niçinine gelince aynayı kedimize tutmak vakti şimdi. Hep beraber tutalım...

Ülkücü olup, yıllarını ülkücü harekete veren ve bugün yoksulluğun pençesinde kıvranan
milyonlar var. Evet, kesinlikle milyonlar. Onlar hiç bir zaman bir beklenti için Ülkücü
olmadılar, sadece inandılar ve inandıkları dava için yıllarını, ömürlerini vermekten
kaçmadılar, kaçmazlar da. İçten olmak, hesapsız, kitapsız yaşamak eski çağlarda kaldı
demek, insanımıza haksızlık ama yoksullukta eşit olmak da Türk milletine haksızlık!!!

Bizim insanımız her zaman kadir-kıymet bilir, ahde vefaya dikkat eder karşıdaki sözünü yerine getirdikçe. Bunu uysal koyun olarak anlayanlar ise yanılırlar, bütün yokluğuna ve
yoksulluğuna rağmen vakar içinde kimseyi takmadan bildiğini de yapar. Her seçimde
iktidarın el değiştirmesi de bunun en güzel örneğidir, halk sözünde durmayandan mührü alır, istikrarsız olan bence halk değil, siyasal partilerdir. Büyük vaadlerle gelerek, yoksullukta
eşitliği mukim kılanlar her zaman gönderilmediler mi?

Biz de gönderildik. Bir daha geleceğimizden kimsenin şüphesi olmasın çünkü Türkiye’nin
bugün olduğu kadar hiç bir zaman bize ihtiyacı olmadı. Bir sonraki gelişimizde birinci ilkemiz “zenginlikte eşitlik” olacaktır. Ahd-e vefayı bilmeyen ve sadece kendisi için zenginlik isteyen ama kendisinin dışında herkese yoksullukta eşitlik uygulayanlar aramızda olmayacaklar. Bütün Türkiye, eşit ve adil bölüşüm istiyor. Bunu en çok da ülkücüler istiyor, çünkü en altta kalanlar onlar oldu hep.

Gönlümdeki dilek şudur; Ülkücü ülkücüyü kıskanmayacak, ülkücü ülkücüye her alanda ve
her yerde omuz verecek. Ülkücü ülkücüyü yoksullukta eşit olmak için zorlamayacak, aksine varlıkta eşit olmak için zorlayacak. Bizim kimseden gizlimiz saklımız yok, bunu istiyoruz. Sadece ülkücüler için değil, bütün Türk milleti için “zenginlikte eşitlik” günlerinin gelmesini istiyoruz ve bunu başaracağız. Kimsenin şüphesi olmasın, Ülkücü Hareket tarihi misyonunu yeni baştan tanımlamaya ihtiyacı olmayan bir harekettir ve bizim misyonumuz bellidir; GÜÇLÜ TÜRK DEVLETİ, MUTLU TÜRK MİLLETİ.

Oğuzhan Cengiz, 6 Haziran 2003, Türkhaber - Ötüken


TÜRKOĞLU, DÜŞMANINI TANI