|
Kerkük için vakit geç değil
Herhangi bir mikroskopik toplumun veya etnik bir gurubun değil,
yalnız
ve sâdece büyük Türk Milleti’nin adını telaffuz etmeyi dahi müflis
ideolojilerine aykırı bulan ve esasen Türk adından da rahatsız olanların
Irak Türkmenleri’nin haklarını temînat altına alabileceklerini
beklemiyorduk.
Çünkü onlar genellikle müslümanlarla ilgileniyor ve bu müslümanların
Türk olmamasına özen gösteriyorlardı!
Nitekim şalvarı çıkarıp bir takım elbise giyince diplomat olarak
kabul
ediliveren sâbık eşkıya reisleriyle yapılan toplantıda, Türkmenler’in
Irak’ın aslî unsurları arasında bulundukları beyân edilmiştir ama,
bu
beyân Türkmenler’in arap ve kürt federe devletler içinde yok
edilmelerini önleyemeyecektir!
Fakat bu sonuçtan sâdece AKP Hükûmeti’ni sorumlu tutamıyoruz. Asıl
sorumlu, çocukluk çağından itibaren Turancılar’ın peşine polis takan
ve
onları öğrenciyse okuldan, memursa işinden atan kafadır ki, bu kafa
yakın zamana kadar devletin temel istinatgâhı olan Türk
Milliyetçiliği’ni bile iç tehdit olarak kabul etmiştir!
10 bin km. ötedeki Amerika’nın, Ortadoğu siyâsetine müdahil olmak
için
Barzanî-Talabanî vesaireyle temas kurarken, Türkiye’nin bir karış
ötedeki Türkmenler’le ilgilenmeyişi bugün sâdece Irak’ta değil,
Kafkaslar’da, Türkistan’da ve Osmanlı Avrupası’nda yaşadığımız siyâsî
bozgunun en mühim sebebidir.
1924, 1926, 1934 ve 1946’da toplu katliama uğrayan Irak Türkmenleri,
1959 Temmuz’unda ise üç gün üç gece boyunca Türk ırkının evlâtları
oldukları için yokedildiler! Dükkanları yağmalandı, evleri ateşe
verildi, 1963-70 ve 71 yıllarında tertiplenen karanlık suikastlerle
birlikte idâmlar da yeniden başladı. Birçok Türkmen genci kurşuna
dizildi.
Birçok Türkmen zindanlarda iskelet hâline getirildi. Türkmen köyleri
yakılıp yıkıldı. 1971 Mart’ındaki göç sırasında ise özellikle Altınköprü
ve Kerkük’te yüzlerce Türkmen herhangi bir soruşturmaya dahi tâbi
tutulmadan katledildi!
Bir daha kendilerinden haber alınamayanlar hâriç, sâdece 28 Mart
1991’de
81 Türkmen kurşuna dizildi! Şâyet Dışişleri Bakanlığı’nın arşivlerinde
yoksa, ben bu 81 soydaşımın isimlerini kendilerine takdim edebilirim!
Irak’ın İstanbul Başkonsolosluğu’ndan açılan ateş sonucu şehit edilen
Kerküklü ırkdaşlarımla, Saddam’ın gizli polisi tarafından öldürülen
Türkmenler’in de isimlerini gönderebilirim!
Acıdır ama Türk evlâdının hâfızasına kaydetmesi için yazmak durumundayım
ki, Türkiye’yi yönetenler özetleyegeldiğimiz bütün bu katliam karşısında
onursuzca susmuşlardır!
1959 katliamında Barzanî’nin adamları Türkmenler’i; boyunlarına
geçirdikleri ilmiğin ucunu katır terkisine bağlayıp, yerde sürüklemek,
kurşunlamak, satırla doğramak, kazmayla kafasını parçalamak ve ipe
çekmek suretiyle katlederken Ankara Radyosu neden bahsediyordu biliyor
musunuz?
- Kerkük petrollerinde çalışan ingiliz işçi ve teknisyenlerinin
emniyet
altında olduklarından!
Daha sonra da Erbakan, Saddam’ın astırıp kurşuna dizdirdiği
Türkmenler’in, “terörist” olduğunu söyleyecek, bilahare dost olduğumuz
bizim Sâdun Köprülü de sayın Süleyman Demirel’in Kerkük’ü teşriflerinde
“Ağam Süleyman, paşam Süleyman” nakaratının tekrarlandığı türküyü
yüksek
sesle okuduğu için müebbet hapse mahkûm edilecektir.
Türkiye’yi yönetenler bütün bu tecavüzler karşısında korkakça bir
sükûtu
tercih etmeselerdi bugün Irak Türkleri de federe bir devlet sahibi
olabilirlerdi. Herşeye rağmen vakit geçmiş değildir.
Necdet
Sevinç / Yeniçağ |