- İSLAMİYET RUHUMUZ, TÜRKLÜK BEDENİMİZDİR

SAYFA: 1 / 2 / 3 / 4 / 5 / 6 / 7 / 8 / 9 / 10 / 11 / 12 / 13 / 14 / 15 / 16 / 17 / 18 / 19 / 20

“yarına geç kalmasalar” diye söylenince, bunu işiten Türkmen "Başkan mı geç kalır?
Mümkün değil, Allahıma saniyesini şaşırmaz Muharrem Ağabey.."diye cevapladı...
Ve gerçekten de öyle oldu. Başkan zamanında Bursa’ya dönmüş ve Kongreye yetişmişti.
Bu yeşil beldenin asfalt yollarından kıvrıla, kıvrıla geldiklerinde salonun önü kalabalıktı.
Kongre sakin bir şekilde geçmişti.Üyeler tam bir uyum ve bağlılık içinde iş gördüler.
Misafirlerin, bunca kalabalığın böyle bir dayanışma ve sükunet içinde kararlar aldığını
görüp de şaşırmaması elde değildi. Onların gözünde Ülkücüler bir barış ve güven kitlesi
olmayı başarmışlardı. Sonuçta genel istem üzerine misafirlerden birinin konuşma
yapması gerekmişti. Salondaki nefes kesen sessizlik içinde kürsüye gelen Muharrem,
düzgün cümlelerle kısa bir nutuk vererek hareketin gençlik üzerindeki emellerini
belirtmişti. Bu emellerin gençliği olabildiği kadar,dürüst yapma noktasında
son bulacağını açıklayarak, dürüstlükte zirveye ancak Türk-İslam senteziyle
varılabileceğini vurguluyordu. Bizim sağ-bilim görüşümüzde insanlar Hakk’ı sevip,
teraziyi yanlış tartmaktan korkmak sureti ile güzel ahlak seviyesine ulaşırlar.
Hak ve haksızlıkta şeriatin söylediklerine kulak vermeli. Ancak insanlarımız yaşayışta,
ilahi güce bağlandıktan sonra bilime açılmak ve sanatın sırtına binmek gerekir.
İddialı çalışmalarımız elbet sömürülen Türk insanını uyandıracaktır. Sonuçta yeni
ve büyük Türkiye, milliyetçi Türkiye düşümüz gerçekleşecektir. Bu büyük Türkiye,
fakir halkın, gıdasız çocukların vatanı değil, çocukları ve her insanı sıhhat fışkıran
bir ülke olacaktır...bu ise ancak safsatalardan uzak, gerçeğe yönelmiş bir Türkiyedir."
Muharrem’in, "ülkülerin ancak cesaretle, ilimle, akılla, çok çalışarak gerçekleştirilebileceğini"
açıklayarak bitirdiği konuşması,alkışlarla karşılanmış, herkes coşmuştu.
Oradaki arkadaşlarıyla görüşüp konuşmak,onların kaldıkları okulları ve
evleri ziyaret edip hangi sosyal yaşayış içerisinde olduklarını yakından görmek isteyen
iddialılar bu iş için, birkaç günlerini ayırmışlardı. Son olarak şehrin tarihi camilerini
ziyaret edip Ankara’ya dönmek istiyorlardı. Gezdiler, gördüler ve yazdılar, dudaklarında
şu sözler vardı: Çalışmak, çalışmak, çalışmak.. Ve ellerinde çantaları olduğu halde
Anadolu’ya koştular. Yarınlar için…
O yarınlar ne büyük olacak, Hakk yol için savaşanlar, o büyük günler kadar
büyüyecekler, şehitlerimiz yarınlara da sığmayacak kadar yüce olacaktı...

 

TANRI TÜRK'Ü KORUSUN ve YÜCELTSİN