|
KARADENİZ'DE NELER OLUYOR?
Yıllar önce “Nuh tufanı Karadeniz’de gerçekleşti” diye başlayan
akıl ve bilim dışı iddialar
ve buna bağlı araştırmaların ardında, petrol ve uranyum aramalarının
olduğu anlaşıldı!
Gazeteler, Titanic’i bulan araştırmacı Richard Ballard’ın, bir süre
önce, “Nuh Tufanı’nın
izini aramak” için Sinop merkezli dalış çalışmaları yapacağını ve
Karadeniz’in altında
uygarlıklar arayacağını işliyordu...
www.sesar.com.tr, bu haberleri şöyle yorumlamıştı: “Haberin ayrıntıları;
Karadeniz gibi
sülfür deposu bir denizde kalıntı aramanın ne kadar mantıklı olacağını
sorabilecek kafalara
karşı ön alma bilgileri ile doluydu ki; bunlardan en önemlisi; ‘Karadeniz’in
derinliklerinde
oksijen olmadığı için buluntuların fazla bozulmadan kalmış olabileceği’
varsayımıydı...
Ballard ve ekibinin; Karadeniz’in derinliklerinde oksijen olmadığını
tespit edecek kadar su
altından anlaması; dünyanın diğer denizlerinin derinliklerinde oksijen
olduğunu zannedenler
için inandırıcı bir ayrıntı idi...
Ballard’la birlikte araştırma yapacak olan Friedrick Hiebert’in
Karadeniz’de daha önce
yaptıkları çalışmalar sırasında sarfettiği sözler ise dikkat çekiciydi.
Çalışmalarının eski
Yunan gemilerinin ticaret yollarını gösterdiğini belirten Hiebert;
‘Karadeniz, Osmanlı
İmparatorluğu’nun son dönemine kadar; bütün ticaret yollarının kesiştiği
canlı bir alandı’
demişti...
İşin ilginç yanı; yapılan bu çalışmalarda hep Osmanlı öncesi döneme
dair eserler
Karadeniz’in derinliklerinde bozulmamış olarak bulunurken;
Osmanlı’ya dair kalıntılara pek rastlanılmıyor.
Buna iyiniyetli bir gözlükle; Osmanlı’nın gemi yüzdürmedeki becerisi
olarak bakıp üzerine
fazla gitmeyelim! Ballard’ın; Pennsylvania Üniversitesi’nden Friedrick
Hiebert ile yapacağı
çalışmanın sponsorunun kim olduğu haberlerde yer almıyordu.
Daha önceki çalışmalarını ABD’nin National Oceanic and Atmospheric
Administration’un
finanse ettiğini düşünürsek; Ballard’ın bu gezisinde de benzer bir
katkı aldığını düşünmek
yersiz olmayacaktır.
Ballard’ın Sinop merkezli su altı arkeoloji çalışmaları yapacağını
açıkladığı sıralarda; BP’ye
ait dünyanın en büyük sondaj gemilerinden bir tanesinin; petrol
araştırmaları için
Karadeniz’e doğru hareket ettiği ve bu geminin de sondaj çalışmalarına
Sinop açıklarında
başlayacağı haberleri gazetelere yansıdı...
Bu tabloya baktığımızda tek eksiğin bölgede çevre çalışmaları yaptığını
söyleyen Deniz
Temiz Derneği olduğunu düşünüyoruz.
Karadeniz’in; kah arkeoloji, kah petrol, kah çevre başlığı altında
mercek altına alınması
son günlerde iyice yoğunlaşıyor.
Bu noktada; Türkiye’nin haklı olarak Karadeniz’de petrol bulunacağı
umudu ile taşıdığı
heyecan arka planda çok önemli bir eksiği gizliyor.
Türkiye; Karadeniz’de petrol bulunduğu anda; eğer sağlıklı ve ülke
çıkarlarını koruyan bir
petrol politikası yok ise bulunan petrolün tutsağı olacaktır.
Bu tutsaklığın altyapı çalışmaları şimdiden yapılmaya başlanmıştır
bile...”
Konu ile ilgili bir hatırlatma da, Oben Özaydın’dan: “Türk TV kanalları,
Nuh’un Gemisi’ni
aramak için Sinop’a gelen dev sualtı araştırma gemisinin çalışmalarını
bitirip Türkiye’den
ayrıldığı haberini veriyordu.
Konu, araştırmacı-yazar Aytunç Altındal’ın açıklamaları ile netlik
kazandı.
Altındal, geminin Sinop’a demirleyip Amerikalılar’ın Vali’den araştırma
izni almak amacıyla
Vilayet’i ziyarete gittikleri gün, asıl hedefin, Karadeniz’de nükleer
silah yapımında kullanılan
uranyum yataklarını arayıp bulmak olduğunu açıkladı...”
Türkiye o hale geldi ki, araştırmacı kılığında gelen herkese kapılar
ardına kadar açılıyor...
İşbirlikçi siyasetçiler, devlet adamları, bürokratlar ve işadamları
da bu sözde
araştırmacılara tam destek veriyor...
Üniversiteler de artık tamamen ele geçirilmiş olsa gerek ki, birkaç
gözüpek insan dışında
hiçbir kurum, ortaya çıkıp bu sözde araştırmaların, incelemelerin
ne anlama geldiğini
açıklamıyor!
Üniversitelerin arkeoloji bölümleri ne işe yarar acaba, tarih bölümleri,
coğrafya bölümleri
ne işe yarar?
Atatürk, Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesini, Tarih Kurumunu; Türkiyat
Araştırmaları
Enstitüsünü, buraları yönetenler derin uykulara yatsın diye mi kurmuştu?
Bu kadar insan ne için maaş alıyor?
Arslan Bulut - arslan@gazeteyenicag.com, 18 Ağustos 2003
|