Bu gün evvelce söyledigim bir sözü tekrarlamakla konusmaya
baslayacagim ve hükûmet ile halklarin, siyâsette dis görünüs
ile yetindiklerini aklinizda tutmanizi ricâ edecegim. Gerçekten
temsilcileri, enerjilerinin çogunu zevkleri için harcarken Yahudi
olmayanlar, hâdiselerin altinda yatan mânâyi nasil fark edebilir?
Bunun ayrintilarina dikkat etmek hareket hattimiz için en mühim
hususlardandir. Yetkilerin taksîmi, konusma, basin, din (îman)
hürriyetleri, cemiyetler kânunu, kânun önünde esitlik, mülkiyet
ve mesken dokunulmazliklari, vergilendirme (gizlenmis vergiler),
kânunlarin mukâbiline sumûlu mevzulari üzerinde duracagimiz
vakit bunun bize yardimi olacaktir. Bütün bunlar halkin önünde
dogrudan dogruya ve açikça temâs edilmesi gereken meselelerdir.
Bunlara temâs etmenin zarûrî oldugu hâllerde sinif sinif sayilmamali
sâdece muâsir hukuk prensiplerinin tarafimizdan kabûl edildigi
ayrintili açiklamalara girmeden îlân edilmelidir. Bu hususta
sükût etmenin sebebi bir prensibin ismini zikretmemekle dikkati
çekmeden onlardan herhangi birini birakmak için kendimize hareket
serbestligi kazandirmaktadir. Eger onlarin hepsi sinif sinif
sayilsaydi onlarin hepsi o zaman verilmis gibi görüneceklerdi.
Avam, siyâsî güçte istidat sâhibi kimseler için husûsî bir
sevgi ve saygi besler ve onlarin bütün siddet hareketlerini
hayranlikla karsilar, "asagilik bir is fakat zekîce hazirlanmis",
bir oyun, fakat nasil kurnazca oynanmis, ne muhtesem bir sekilde
tatbîk edilmis, ne büyük cür'et…"
Bütün milletleri projesi bizim tarafimizdan çizilen yeni aslî
yapinin insâ edilmesi vazîfesine çekecegimize güveniyoruz. Bu
sebeple ilk önce kendimizi silâhlandirmamiz ve kendimizde kesinlikle
pervâsiz bir cür'et ve yolumuzdaki bütün engelleri yikacak olan
faal isçilerimizin sahsinda dayanilmaz ruh kuvveti toplamamiz
bizim için zarûrîdir.
Hükûmet darbemizi basardigimiz zaman çesitli halklara söyle
diyecegiz: "Her sey çok kötü bir sekilde idi, herkes izdirap
ile ezildi. Biz size eziyet veren sebepleri, milliyetler, hudutlar,
tedâvüldeki paralarin farkliliklini ortadan kaldiriyoruz. Tabiî
bize itaat sözü verip vermemekle serbestsiniz, fakat bizim size
ne sundugumuz husûsunda siz herhangi bir deneme yapmadan onun
sizce teyid edilmesinin dogru bir hareket olmasi mümkün müdür?"
O zaman avam bizi övecek ve bizi ümid ve intizârin hep birlikte
yapilan zafer alayinda ellerinin üzerinde tasiyacaklardir. Insan
mevîi mensuplarinin en ufak ünitelerinde bile irup toplantilari
ve anlasmalari ile rey vermegi ögreterek bizi dünyâ tahtina
oturtacak, âlet yaptigimiz seçim, o zaman amaçlarina hizmet
etmis olacak ve bizi mahkûm etmeden evvel son def'a olarak bizi
yakindan tanimak husûsundaki müsterek bir arzunun açiklanmasinda
rolünü oynayacaktir.
Yahudi olmayanlar eger zamâni gelmeden neler cereyan etigini
tahmin ederlerse onlarin bize karsi silâhla ayaklanacaklarini
söyleyebilirsiniz. Fakat biz Bati'dan buna karsi öyle korkutucu
bir terör manevrasi hazirladik ki en cesur kalpler bile ürker.
Metrolar, yeralti geçitleri o zamandan evvel oralardan bu bassehirler
bütün teskilatlari ve arsivleri ile birlikte havaya uçurulacaklardir.
Bunu saglamak, kesin bir çogunluk tesis edebilmek için sinif
ve vasif farki gözetmeden herkese rey verdirmeliyiz Çünkü kesin
çogunluk, egitim görmüs servet sâhibi siniflarin reyleri ile
elde edilemez. Bu hususta herkese kendine fazla önem verme hissi
telkîn ederek Yahudi olmayanlar arasinda âilenin, tahsil ve
terbiye ile ilgili degerlerinin önemini yok edecegiz, ayrica
ferdî düsüncelerinin ayrilmasi imkânini ortadan kaldiracagiz.
Tarafimizdan idâre edilen avâmin öne geçmesine müsaade etmeyecegiz,
hattâ onlari dinlemeyecegiz. Onlar bize itaat ve teveccühün
karsiligi olarak kendilerine ödedigimiz sey olan yalnizca bizim
sözlerimizi dinlemeye alisiktirlar. Böylece biz kör ve büyük
bir kuvvet meydana getirecegiz ki bu kuvvet avâmin liderleri
olarak onlarin basina geçirdigimiz ajanlarimizin yol göstermesi
olmadan aslâ hiçbir yöne hareket etme durumunda olmayacaktir.
Halk bu rejime boyun egecektir. Çünkü kazançlari, zevkleri ve
her çesit menfaatlerinin reçetesinin bu liderlere dayanacagini
bileceklerdir.
Bir hükûmetin plânini yalniz bir beyin hazirlamalidir. Çünkü
eger birçok kimsenin zihninde bölünüp parçalanmasina müsaade
edilirse aslâ saglam bir sekilde perçinlenmez. Bundan dolayi
bizim hareket plânini bilmemize izin verilebilir, fakat ondaki
mahâreti, onu meydana getiren parçalarin birbirine bagliligini,
cümlelerin gizli mânâsinin tatbîkî kuvvetini altüst etmeyelim
diye, onu müzâkere etmemize müsaade edilemez. Bu çesit bir iste
çok sayida reyler vâsitasi ile müzâkere ve degisiklikler yapmak
onun üzerine her anlayisin damgasini basar ki bular onun derinligine
nüfûz edemez ve gizli entrikalarina uzanamaz. Biz plânlarimizin
tesirli ve uygun bir sekilde tertip edilmesini istiyoruz. Bundan
dolayi rehberimizin zekâsinin eserini avâmin zehirli dislerine
veyâ hattâ seçilmis bir gruba firlatmamaliyiz.
Bu plânlar mevcut müesseseleri hemen simdi bas asagi etmeyecektir.
Bunlar onlarin yalniz ekonomilerinde degisiklik yapacaktir ki
böylece bizim plânimizda çizilen yollar istikâmetine yönelmis
olacaklardir.
Bütün memleketlerde çesitli isimler altinda mevcut bulunan
seyler hemen hemen bir ve ayni seylerdir. Temsil etme, edilme,
Bakanlik, Senato, Devlet Sûrâsi, Yasama ve Yürütme heyetleri…
Size bu müesseselerin birbirleri ile münâsebetinin isleyisini
îzâh etmege lüzum görmüyorum. Çünkü siz bunlarin hepsine vâkifsiniz.
Yalniz su husûsa dikkat edin ki yukarida isimleri söylenen müesseseler
devletin birkaç mühim vazifesini karsilar. Üzerinde durmanizi
ricâ edecegim ki "mühim" kelimesini ben müesseseler
için degil, vazife için kullandim. Netice olarak mühim olan
müesseseler degil, fakat onlarin vazifeleridir. Bu müesseseler
kendi aralarinda bütün idârî, tesriî, icrâî yönetim vazifelerini
taksim etmislerdir. Bundan dolayi insan vücûdundaki organlarin
isledigini islerler. Eger biz devlet makinelerinde bir parçayi
bozarsak devlet bir insan vücûdu gibi hastalanacak ve ölecektir.
Liberalizm zehrini devlet organizmasina soktugumuz zaman onun
bütün siyâsî görünüsü degisiklige ugradi. Devletler öldürücü
bir hastaliga yakalanmislardir: Kan zehirlenmesi… Geri kalan
is onlarin can çekismelerinin sonunu beklemektir.
Liberalizm anayasal devletleri meydana çikardi. Bunlar Yahudi
olmayanlarin yegâne koruyucusunun yâni istibdâdin yerini aldilar;
ve bir anayasa ise gâyet iyi bildiginiz gibi bir anlasmazlik,
yanlis anlama, çekismeler, uyusmazliklar, semeresiz parti kiskirtmalari,
parti kaprislerinin okulu olmaktan baska bir sey degildir. Kisaca
devlet islerinin sahsiyetini yikmaga hizmet eden her seyin okulu.
Konusmacilarin kürsüsü de basindan daha az tesirli degildir.
Idârecileri hareketsizlige ve güçsüzlüge mahkûm etmis ve bu
sûretle onlari faydasiz ve lüzumsuz kilmistir. Gerçekten birçok
memlekette idâreciler bu sebepten dolayi mevkîlerinden indirilmislerdir.
O zaman cumhuriyetler devri bir imkân dâhiline girdi ve gerçeklestirilebildi
ve sonra biz hükümdârin yerine bir yönetim karikatürü, bizim
kuklalarimiz, kölelerimiz olan mahlûklar arasindan, avamdan
alinan bir baskan geçirdik. Bu bir mayin döseme idi ki biz Yahudi
olmayan halkin altina dösedik. Hattâ Yahudi olmayan bütün halklarin
altina demegi tercih ederim.
Yakin bir gelecekte biz baskanlarin sorumlulugunu tesîs edecegiz.
O vakit bizim sahsiyetsiz kuklamiz sorumlu olacagi için biz
ehemmiyet verilmeyen kimseler durumunda olarak isleri sonuçlandiracagiz.
Iktidâra gelmeye çabalayanlarin saflari zayiflarsa, baskanlarin
bulunmasi zorunlulugundan, neticede memleketi altüst edecek
bir çikmaza girilirse, bundan bize ne?..
Plânimiz bu neticeyi hâsil etmesi için biz seçimleri öyle baskanlar
lehine tertip edecegiz ki mâzîsinde meselâ Panama meselesi ve
sâir meseleler gibi karanlik ve meydana çikarilmamis leke bulunsun.
O zaman onlar bir taraftan açiga vurulmanin korkusu içinde olarak,
diger taraftan da iktidar arzularini elde eden herkesin baskanlik
imtiyazlarina, menfaatlerine ve serefine sâhip olma hevesi içinde
bulunarak bizim plânlarimizin basarisi için güvenilir ajanlar
olacaklardir. Meb'uslar meclisi, baskanlarini kendi içinden
seçecektir. Fakat biz onlardan yeni kânunlar teklif etme veyâ
mevcut kânunlarda degisiklik yapma yetkisini alacagiz. Çünkü
bu hak bizim tarafimizdan ellerimizde bir kukla olan sorumlu
baskana verilecektir. Tabiî baskanin otoritesi bundan sonra
imkân dâhilinde her çesit hücum için bir hedef olacaktir. Fakat
onu halka yâni temsilcileri vâsitasi ile teçhiz edecegiz. Bir
baskana kendi basina harp ilân etme yetkisi de verecegiz. Bu
son yetki için baskanin bütün memleketin ordusunun baskumandani
olarak ona kumanda etmege muktedir olabilmesi gerektigi, yeni
cumhuriyet anayasasinin müdafaasi için bütün bunun lüzumlu oldugu
seklinde bir mâzeret gösterecegiz. Böylece anayasanin sorumlu
temsilcisi olarak onu müdafaa etme yetkisi kendisine âit olacaktir.
Kolaylikla anlasilabilir ki bu sartlarda kilidin anahtari bizim
elimizde bulunacak ve bizden baska kimse artik yasama gücünü
yönetemeyecektir.
Bunun yaninda yeni cumhuriyet anayasasinin önsözü ile siyâsî
gizliligin muhafazasi bahânesi ile meclisten hükûmet tedbirlerine
dâir gensoru açmak yetkisini alacagiz ve ayrica biz yeni anayasa
ile temsilcilerin sayisini asgarîye indirecegiz. Bununla mütenâsip
olarak siyâsi ihtiraslari ve siyâsete duyulan hevesi azaltacagiz.
Eger bununla berâber küçük bir ihtimalle, bu asgarî miktar içinde
dahî ihtiras atesi ile tutusurlarsa bütün halkin çogunluguna
müracaat ve havâle etme yolunu harekete geçirerek onlari hükümsüz
kilacagiz. Meclis ve Senato baskanlarinin ve baskan yardimcilarinin
tâyinleri baskana âit olacaktir. Parlâmentolarin devamli toplantilari
yerine onlarin oturumlarini birkaç aya indirecegiz. Bundan baska
baskanlar icrâ kuvvetinin basi olarak parlâmentoyu toplantiya
çagirmak ve feshetmek yetkilerine ve bu son hâlde yeni parlâmento
seçimlerini geciktirme yetkisine sâhip olacaktir. Fakat esâsinda
kânuna aykiri olan bütün bu fiillerin neticesinde baskanin,
plânlarimizda tasarlanan vakitten evvel tarafimizdan tesis edilmis
olan sorumluluga düsmemesi için baskanin etrâfindaki yüksek
idâre mevkîlerinde bulunan bakanlarin ve diger memurlarin bizzat
kendileri islemlerde bulunmak sûretiyle onu bu düzenlerin sorumlulugundan
siyirmalarini tesvîk edecegiz. Onlar böyle yaparak baskanin
yerine kendileri sorumlulugu yükleneceklerdir Biz bu rolü oynama
görevinin yalniz bir resmî memura verilmeyip senato, devlet
sûrâsi veyâ bakanlar kurulunca verilmesini bilhassa tavsiye
ederiz.
Baskan, çesitli sekillerde yorumlanmaya müsâit mevcut kânunlarin
mânâsini bizim istedigimize göre yorumlayacak, ayrica biz lüzum
gösterdigimiz zaman onlari iptâl edecektir. Bunun yaninda geçici
kânunlar teklif etmek ve hattâ hükûmetin anayasal görevlerinden
bir kisminin geri alinmasi yetkisine sâhip olacaktir. Bu iki
yetki de devletin yüksek menfaati icâbi olduklari bahânesi ile
verilecektir.
Bu tedbirler ile biz, yetkileri ele geçirecegimiz vatin baslangicinda
devletin anayasasina sokmaga zorlanacagimiz her seyi azar azar,
adim adim ortadan kaldirma kuvvetini elde edecek, her çesit
anayasanin hissolunmaz bir sekilde ilgâsina geçisi hazirlayacagiz.
Sonra vakti gelince her çesit hükûmeti bizim istibdâdimiza devredecegiz.
Müstebid kralimizin taninmasi, anayasanin ortadan kaldirilmasindan
evvel de olabilir. Bu tanima âni gelince, idârecilerinin bizim
tertip ettigimiz düzensizlik ve beceriksizliklerinden tamâmen
bikmis olan halk gürültü ile bagiracaktir ki, "Onlari yok
edin ve bize bütün dünyâ üzerinde bizi birlestirecek ve anlasmazlik
sebeplerini - hudutlar milliyetler, dinler, devlet borçlari
- ortadan kaldiracak, bize idârecilerimizin ve mümessillerimizin
idâreleri altinda bulamadigimiz sulh ve sükûnu verecek bir kral
verin."
Fakat siz mükemmelen ve çok iyi bilirsiniz ki bütün milletler
tarafindan böyle isteklerin ifâde edilmesi imkânini hâsil etmek
için; her memlekette halkin hükûmetleri ile münâsebetlerinde
tamâmen beseriyeti tüketecek derecede çekismeler, kin, mücâdele,
haset ile hattâ iskence kullanarak, siddetli açlik ile, hastalik
asilayarak ve yokluk ile karisikliklar meydana getirmek zarûrîdir.
Söyle ki Yahudi olmayanlar paraca ve her konuda bizim tam hâkimiyetimiz
içinde siginak bulmaktan baska kendilerine açik bir yol olmadigini
görsünler.
Fakat eger biz dünyâ milletlerine nefes alacak bir mahâl birakirsak
özledigimiz an belki de hiç gelmeyecektir.